Geçen yıl 19 Mart'ta gözaltına alınan ve 23 Mart'ta tutuklanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, pazartesi günü yeni bir duruşmada yargıç karşısına çıkacak. Dava, bu kez Silivri’de yeni inşa edilen büyük bir salonda görülecek. 510 gündür tutuklu olan İmamoğlu, başta Çerçeve Yasa olmak üzere birçok konu hakkında görüş bildirdi.
– Çerçeve Yasa kabul edildi. Süreci nasıl değerlendirirsiniz?
Genel Başkanımızın Meclis konuşmasını tarihî buluyorum. Ortaya koyduğu duygu, düşünce ve devlet sorumluluğuna yürekten katılıyorum. Türkiye’nin onlarca yıldır yaşadığı terör ortamında akan kan, bizim kanımızdır. Geçtiğimiz kırk yılda ülkemiz binlerce şehidini toprağa vermiş, ancak terör ortamı bir türlü sona erdirilememiştir. Artık bunun sebebini sorgulamanın ve gereğini yapmanın zamanı gelmiştir. Biz Türkiye’nin geleceğine, barış ve huzuruna “evet” diyoruz.
- Bu milletin kırk yıllık ızdırabının yirmi beş yılında AK Parti iktidarı vardır. Atılmayan demokratik adımlar ve çözümün önüne konulan manipülasyonlar da ortadadır. Şimdi kimse kendisini terörsüzlüğün şampiyonu ilan edip tüm siyaseti peşine dizmeye kalkmasın. Ne Türkün ne Kürdün buna tahammülü vardır.
- Daha önce Meclis çatısı altında bütün partilerin iradesiyle belirlenen demokratikleşme iradesi hiçe sayılmış, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları bile uygulanamamıştır. Barış diyen bizler sürekli olarak sürecin dışına itilmeye çalışılmış, tutuklamalar ve saldırılar artmış, Erdoğan bu süreci ısrarla bir “siyasi dizayn” sürecine dönüştürmeye çalışmıştır. Biz onlara asla izin vermeyeceğiz!
Biz, Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısını, ülkemizin bölünmez bütünlüğünü ve 86 milyon yurttaşımızın eşitliğini en büyük güvencemiz olarak kabul ediyoruz. Bu temel duruşla, Cumhuriyetimizi demokrasiyle, birliğimizi adaletle, devletimizi hukukla güçlendirecek adımlar atmaktan geri durmayacağız.
– YENİ Parti ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?
Öncelikle en güzel cesaret ve kararlılık örneğini göstererek milletin yolunu açmaya çalışan, başta Sayın Özgür Özel olmak üzere tüm yol arkadaşlarımıza teşekkür ederim. YENİ Parti, Türkiye siyaset tarihinin en kapsayıcı davetidir! 19 Mart ve 21 Mayıs darbeleri sonrasında büyüyen toplumsal itirazın, değişim talebinin ve demokrasi iradesinin yeni siyasal taşıyıcısıdır. Milletimizi, miadı dolmuş bu iktidarı göndermeye, milletin iktidarını kurmaya ve hep birlikte huzurlu bir nefes almaya davet ediyorum.
– YENİ Parti neyi değiştirecek?
Değişimin ayak seslerini duyanlar, bundan korkanlar ve kaçanlar, mutlak butlan isimli darbeyle genel merkezi polis zoruyla basarak ve neredeyse iki yıldır yol arkadaşlarımızı tutuklayarak bizleri durdurabileceğini zannetmiştir. Karşılarındakinin milletin ta kendisi olduğu gerçeğini görmezden gelecek kadar korkak bir yolu tercih etmişlerdir. Bu yönleriyle YENİ Parti, önemli bir geçmişe sahip olan bu mücadelenin bizzat parçasıdır. Gelin, bu büyük hikâyenin bir parçası olun; Türkiye’nin geleceği için bir tuğla da siz koyun.
– Bütün bu tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu mesele çoktan Ekrem İmamoğlu meselesi olmaktan çıkmıştır. Hakkımda açılmış yaklaşık yirmi farklı dosya bulunmaktadır. Bu dosyalarda görev yapan hâkim ve savcıların sık sık görev yerlerinin değiştiğini görüyoruz. Bu yargılamalar kendi doğal seyri içerisinde mi ilerliyor? Duruşmaların televizyonlardan canlı yayınlanmasını istememizin nedeni de budur. Millet görsün. İddiaları görsün. Hakkımdaki tüm davalar gerçek dışıdır ve dayanaksızdır, en absürt haliyle karşımıza çıkmaktadır. Diplomadan casusluğa, Ahmak Davası’ndan rüşvet ve irtikaba kadar tamamı uydurmadır. Cumhurbaşkanının siyasi rakibini ve karşısındaki partiyi yargı kolları marifetiyle yok etme operasyonlarıdır.
Yaşanan hukuk cinayetleri ve asrın hukuksuzluğu, artık Cumhuriyet’i, demokrasiyi ve adalet düzenimizi bir çöküşe sürüklemiştir. 19 Mart sabahı “kendimi millete emanet ediyorum” demiştim. Artık Türkiye’nin geleceği 86 milyon yurttaşa, Türk milletine emanettir!
– Adil yargılanma ve savunma hakkınızın güvence altında olduğunu düşünüyor musunuz?
Bırakın güvence altında olmasını; yaşadıklarımız, savunma hakkının fiilen kullanılmasının önüne nasıl engeller konulabileceğinin ibretlik bir örneğidir. 6 Temmuz’da bir günde ve aynı saatlerde üç dava planlandı. Ertesi gün, salona getirilmedim. 8 Temmuz’da ise 143 ayrı eylem isnadına karşı ben ve avukatlarımın savunması için yalnızca bir gün ayrıldı. Şimdi soruyorum: Bunun adı savunma hakkı olabilir mi? Savunma hakkı, sanığa mikrofonu uzatıp “Konuş” demek değildir. Biz ayrıcalık istemiyoruz. Biz sonsuz süre de istemiyoruz. Biz savunma hakkımızı istiyoruz. İddia makamına aylar boyunca hazırlanma imkânı tanınmışsa, savunmaya da bu iddialara hakkıyla cevap verebileceği makul koşullar sağlanmak zorundadır.
– Gerçekten iddialarını sizinle yüzleştirmek ve maddi gerçeği ortaya çıkarmak isteyen bir yargılama iradesi gördünüz mü?
İşte en çarpıcı taraf bu. Aylarca kamuoyuna “asrın yolsuzluğu” diye sunmaya çalıştıkları bir dosya var. İddianamede beni “suç örgütü lideri” olarak tanımlıyorlar. Hakkımda 143 ayrı eylem isnat ediyorlar. Sonra o iddiaların merkezine koydukları Ekrem İmamoğlu karşılarına geliyor. İddiaları tartışmak yerine beni mahkeme salonundan çıkarmaya yönelik bir çaba gördük. Sonra da çıkarıldım.
Soru yok, çünkü bir iddianame değil “iftiraname” hazırladıklarını biliyorlar. Savunma hakkım yok edildi. Çünkü koca dört bin sayfalık iddianamede tek delil dahi yok, yalan ve iftiralarla dolu beyanlar var.
– Trabzonspor’da Mohammed Salah transferi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Transfer sebebiyle Trabzonspor yönetimini tebrik ediyorum. Ancak başarılı ve istikrarlı bir yönetim anlayışı ile kulübün kasasına 3-4 yıllık süreçte giren 50 milyon avro doğru değerlendirilmelidir. Böylesi önemli bir yıldızın, altyapı gerçeği ile var olması mecbur bir futbol şehri olan Trabzon’a hem maddi yükü azaltacak, hem de sosyolojik ve sportif olarak en yüksek faydayı sağlayacak şekilde ve çok yönlü bir projeksiyonla buluşabilmesini önemsiyorum. Umuyorum ki sayın başkan ve yönetim bu prensiple kulüp için oldukça yüksek bir meblağ olan transfer maliyetini, Trabzon ve Trabzonspor için faydaya dönüştürür.
Arayüz Kampanyası’nın 18-30 yaş aralığındaki bin 255 genç seçmenle yaptığı araştırmada, kararsızlar dağıtılmadan önce YENİ Parti yüzde 25,1 ile ilk sırada yer aldı. Cumhurbaşkanlığı yarışında ise Ekrem İmamoğlu, Erdoğan’ı geçti.
- Araştırmada genç seçmenlerin yüzde 23,4’ünün kararsız olduğu belirtildi. Kararsızlar dağıtılmadan önce partilerin oy oranları şöyle ölçüldü: YENİ Parti yüzde 25, AKP yüzde 22,8, İYİ Parti yüzde 5,3, Zafer Partisi yüzde 5,3, CHP yüzde 5,2 ve MHP yüzde 3,Kararsız seçmenler dağıtıldığında ise YENİ Parti’nin oy oranı yüzde 32,9’a yükseldi. AK Parti yüzde 29,9 ile ikinci sırada yer aldı. “Cumhurbaşkanlığı seçimi olsa hangi adaya oy verirsiniz?” sorusunda Ekrem İmamoğlu yüzde 43,4 ile ilk sırada yer aldı. Recep Tayyip Erdoğan’ın oy oranı yüzde 29,5 olarak ölçülürken, genç seçmenlerin yüzde 27,1’i kararsız kaldı.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 86 milyon yurttaşa YENİ Parti’ye katılma ve destek olma çağrısında bulundu. İmamoğlu, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, “Bu davet bizim, 86 milyon yurttaşımıza! Çocuklarımız coşku dolu neşesi ile, öğrencimiz, gencimiz; geleceği için umut dolu tebessümü ile, işçimiz, emekçimiz; milletçe cumhuriyet, demokrasi, adalet ile, YENİ bir güne başlayalım” ifadelerini kullandı.


































