Evrendeki en güçlü patlamalardan biri olarak kabul edilen hipernovaların, aslında hiç gerçekleşmemiş olabileceği ortaya çıktı. University College London'dan (UCL) Anmol Aggarwal liderliğindeki bir araştırma ekibi, bu devasa patlamaların varlığını sorgulayan yeni bulgulara ulaştı. Araştırmacılar, sıradan süpernovaların düzensiz ve asimetrik yapısının, şimdiye kadar yalnızca hipernovalarla açıklanabilen bazı sıra dışı yıldızların kökenini anlamaya tek başına yetebileceğini gösterdi.
Hipernovalar, genellikle çok büyük ve hızla dönen yıldızların çökerek devasa patlamalarla kara deliklere dönüşmesi sonucu meydana geldiği düşünülen, süpernovalardan on kat daha şiddetli patlamalardır. Bu patlamaların, evrende ağır elementlerin oluşumunda önemli bir rol oynadığı kabul ediliyordu. Ancak yeni geliştirilen matematiksel modeller, sıradan süpernovaların maddeleri uzaya eşit şekilde yaymadığını ortaya koydu. Oksijen bir yöne, kükürt başka bir yöne saçılırken, bu düzensiz parçalardan oluşan yeni yıldızlar, sanki devasa bir hipernovanın eseriymiş gibi sıra dışı bir kimyasal bileşime sahip olabiliyor.
Ekip üyelerinden Ralph Schoenrich, maddelerin tam olarak ne ölçüde karıştığını hala tam olarak bilmediklerini, ancak yeni araştırmaların kısmi bir karışımın söz konusu olduğunu net bir şekilde gösterdiğini belirtiyor. Bu bulgular, galaksilerdeki kimyasal evrim modellerinin yeniden ele alınmasını zorunlu kılıyor.
Uzmanlar, Samanyolu galaksisindeki şüpheli yıldızları incelediklerinde, bu gök cisimlerinin devasa patlamalara ihtiyaç duymadan, sıradan süpernovaların asimetrik kalıntılarıyla ve nötron yıldızı birleşmeleriyle açıklanabileceğini gördü. Bu keşif, hipernovaların varlığına dair önceki inançları sorguluyor ve evrenin kimyasal evrimini anlamada yeni bir bakış açısı sunuyor.









































