Avustralya hükümeti, ülkenin ulaşım yoğunluğunu büyük oranda azaltacak 1.800 kilometrelik hızlı tren hattı projesi için harekete geçti. 🚄
Avustralya, geniş coğrafyası ve yoğun nüfuslu şehirleri arasındaki ulaşım sorununu çözmek amacıyla tarihi bir altyapı projesini hayata geçirmeye hazırlanıyor. Dünyanın en yoğun hava rotalarından biri olan ve haftada 400'den fazla uçuşun gerçekleştiği Melbourne-Sydney hattında her yıl yüz milyonlarca litre jet yakıtı tüketilirken, Avustralya hükümeti bu yüksek maliyetli ve çevre dostu olmayan hava ulaşımına karşı hızlı tren seçeneğini değerlendiriyor.
Ülke genelinde 1.800 kilometreyi aşan devasa bir hat üzerinde işletilmesi planlanan elektrikli hızlı trenlerin, saatte 320 kilometre hıza ulaşarak kıtalararası ulaşımda yeni bir dönem başlatması hedefleniyor. Avustralya Başbakanı Anthony Albanese’in seçim vaatleri arasında yer alan projede, hazırlık çalışmaları için 659 milyon Avustralya dolarını aşan büyük bir bütçe ayrıldı. İnşaat sürecinin 2028 yılına kadar tamamlanması ve ilk yolcuların 2039’da taşınması planlanıyor.
Projenin ilk aşaması, son 30 yılda konut fiyatlarının yüzde 730 oranında arttığı ve dünyanın en pahalı ikinci şehri haline gelen Sydney merkezli olarak başlayacak. Hızlı tren hattının Sydney'i çevre kentlere ve özellikle Newcastle'a bağlamasıyla, çalışanların merkezden uzaklaşarak daha uygun şartlarda yaşayabilmeleri sağlanacak.
Yetkililer, bu ulaşım ağının 160 bin yeni konutun inşasını destekleyeceğini, 99 binden fazla istihdam oluşturacağını ve önümüzdeki yarım yüzyılda ülke ekonomisine 250 milyar dolarlık büyük bir katkı sunacağını öngörüyor. Gelecekte Brisbane ve Canberra gibi diğer finansal ve idari merkezlere de uzatılması hedeflenen projenin son aşamasında ise Sydney ile Melbourne arasındaki tren yolculuk süresi 11 saatten sadece 3 saate düşecek. ⏳
Ancak tüm hattın tam kapasiteyle tamamlanmasının 2060 yılını bulabileceği ifade ediliyor. Yüksek maliyetli altyapı yatırımları ve uzun vadeli planlama gerektiren bu hızlı tren ağı, Avustralya'nın hem ulaşım ve konut krizine kalıcı bir çözüm sunmayı hem de karbon salınımını ciddi oranda azaltmayı vaat ediyor.







































