Orta Doğu'da yeniden tırmanan jeopolitik gerilim ve artan petrol fiyatları, enflasyonist baskıların tekrar artabileceğine dair endişeleri gündeme getiriyor.
ABD'de enflasyonun yavaşlamasına rağmen, son günlerde Orta Doğu kaynaklı jeopolitik risklerin artışı Hürmüz Boğazı'ndaki arz endişelerini beraberinde getirerek enerji fiyatlarının yeniden yükselmesine yol açtı. Bu durum, tahvil faizlerinin artışında da etkili oldu.
Hükümetlerin harcamalarını kontrol edememesi ve bunun mali durumlarını daha da kötüleştirebileceği endişeleri, tahvil piyasasındaki satış baskısını artıran unsurlar arasında yer aldı. Ayrıca, ABD'de kasım ayında gerçekleşecek ara seçimlerin politik riskleri ön plana çıkarabileceği ve mali sorunları belirginleştirebileceği öngörülüyor.
Bu gelişmeler sonucunda, ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,75 ile Ocak 2025'ten bu yana en yüksek seviyelere yaklaşırken, 30 yıllık tahvil faizi yüzde 5,34 ile 2007'den bu yana en yüksek seviyeyi gördü. ABD Hazinesi'nin uzun vadeli tahvil geri alım operasyonlarının büyüklüğünü artırma kararı, tahvil piyasasında bir nebze rahatlama sağlasa da, bu uygulamanın geçici etkiler yaratabileceği endişesiyle satış baskısı tekrar hakim oldu.
Analistler, Fed Başkanı Kevin Warsh'un net açıklamalar yapmamasının da tahvil piyasasındaki satış baskısına katkıda bulunduğunu belirtiyor. ABD'li yetkililerin İran'a yönelik ekonomik yaptırım açıklamaları, jeopolitik risklerin ekonomik boyutuna ilişkin problemleri derinleştirebileceğine dair endişeleri artırdı.
Diğer yandan, teknoloji şirketlerine ilişkin endişeler de küresel piyasalarda baskı unsuru haline geldi. ABD'nin toplam kamu borcu, tarihte ilk kez 40 trilyon dolar seviyesinin üzerine çıktı ve bu borç 30 trilyon dolar seviyesini 2022 başında aşmıştı. Ülkenin kamu borcunun 5 yıldan kısa sürede 10 trilyon dolar artması dikkat çekici bir durum.
Bu artışta Kovid-19 salgını dönemindeki teşvik paketleri, artan faiz maliyetleri ve yapılan vergi indirimleri gibi unsurlar etkili oldu. ABD Hazinesi'nin uzun vadeli tahvil geri alım operasyonlarının büyüklüğünü artırma kararı sonrasında, haftayı dolar endeksi yüzde 0,9 azalışla 98,8 seviyesinden, altının onsu ise yüzde 5,2 artışla 4 bin 603 dolardan tamamladı. Ekim vadeli Brent petrolün varil fiyatı ise, yüzde 6,6 artışla 94,4 seviyesinden haftayı kapattı.
ABD Merkez Bankası (Fed), Federal Açık Piyasa Komitesinin 28-29 Temmuz'da düzenlenen toplantısına ilişkin tutanakları yayımladı. Tutanaklar, birçok Fed yetkilisinin enflasyonun düşmemesi halinde para politikasının sıkılaştırılmasının gerekli olabileceğini düşündüğünü ortaya koydu.
Gelecek hafta 27-29 Ağustos tarihlerinde düzenlenecek Jackson Hole Ekonomi Politikası Sempozyumu ve ABD'de açıklanacak büyüme ile istihdam verilerinin piyasaların yönü üzerinde belirleyici olması bekleniyor. ABD'li teknoloji şirketi Nvidia'nın gelecek haftaya açıklayacağı bilanço da piyasaların odağında olacak.
New York borsası, tahvil piyasasına ilişkin endişelerin devam etmesiyle haftayı negatif tamamladı. Haftalık bazda New York borsasında S&P 500 yüzde 1,43, Nasdaq endeksi yüzde 2,05, Dow Jones endeksi ise yüzde 0,85 düştü.
Gelecek hafta salı günü konut fiyat endeksi, yeni konut satışları, çarşamba günü büyüme, Fed'in enflasyon göstergesi olarak dikkate aldığı gıda ve enerji kalemlerinin hesaplama dışı tutulduğu çekirdek kişisel tüketim harcamaları (PCE) fiyat endeksi, dayanıklı mal siparişleri, perşembe haftalık işsizlik maaşı başvuruları ve cuma istihdam istatistiklerine ilişkin öncü revizyon verileri ile Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksi takip edilecek.
Avrupa borsalarında da jeopolitik belirsizlikler, yükselen enerji fiyatları ve bölgede enflasyonist baskıların artması gibi nedenlerle geçen hafta İngiltere hariç negatif bir seyir izlendi. Almanya'nın 5 yıllık tahvil faizi yüzde 3,008 ile 2008 yılından bu yana en yüksek seviyeyi gördü. Almanya'daki siyasi belirsizliklerin yanı sıra savunma harcamalarındaki artış beklentisiyle kamu borcunun rekor seviyelere çıkabileceği tahmin ediliyor.
Fransa'da gelecek yıl gerçekleşecek cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde, ülkenin 30 yıllık tahvil faizi yüzde 4,91 ile 2008'den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Avrupa'da derinliği en fazla olan Hollanda merkezli sanal doğal gaz ticaret noktası TTF'nin eylül vadeli kontratlarının 65,9 dolarla mart ayından bu yana en yüksek seviyeyi görmesi, Avrupa'da risk algısının artmasına neden oldu.
Makroekonomik veri tarafında Avro Bölgesi'nde temmuz ayına ilişkin Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) aylık yüzde 0,2, yıllık yüzde 2,9 artarak beklentiler dahilinde gerçekleşti. Bölgedeki TÜFE artış hızında değişiklik olmamasına karşın enflasyon, Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) yüzde 2 olan hedefinin üzerinde seyrediyor. İngiltere'de temmuz ayına ilişkin TÜFE aylık yüzde 0,3, yıllık yüzde 2,9 arttı ve beklentiler dahilinde gerçekleşti. Ülkede enflasyonun 4 ayın en yüksek seviyesine çıktığı görüldü.
İngiltere'de haziran ayına ilişkin TÜFE aylık yüzde 0,1, yıllık yüzde 2,6 artmıştı. ABD ve İsrail ile İran arasında yaşanan çatışmalardan kaynaklanan enerji maliyetlerindeki artış, ülkede enflasyonun hızlanmasına neden oldu. Ayrıca, İngiltere'de görülen kuraklığın gıda fiyatları açısından ileriki aylarda risk oluşturabileceği öngörülüyor.
Bu gelişmeler neticesinde bu hafta İngiltere'de FTSE 100 endeksi yüzde 0,62 değer kazanırken, Fransa'da CAC 40 endeksi yüzde 1,76, İtalya'da MIB 30 endeksi yüzde 0,25 ve Almanya'da DAX endeksi yüzde 1,15 değer kaybetti.
Gelecek hafta salı günü Almanya'da büyüme, ekonomik güven endeksi, perşembe Avrupa Merkez Bankası (ECB) toplantı tutanakları ve cuma günü Almanya'da işsizlik oranı ile Avro Bölgesi'nde tüketici güven endeksi takip edilecek.
Asya borsaları da tahvil piyasalarındaki riskler, jeopolitik belirsizlikler ve bölgedeki ülkelerin ekonomik aktivitelerine ilişkin endişelerle satış ağırlıklı seyretti. Japonya'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 2,95 ile 1996'dan bu yana en yüksek seviyeyi gördü. Japonya'nın tahvil piyasasındaki satış baskısında, Japonya Merkez Bankası'nın (BoJ) enflasyonist baskıları dizginlemek için faiz artırımı konusunda yavaş davrandığına dair spekülasyonlar etkili oldu. Japonya'nın mali durumuna ilişkin endişeler de tahvil piyasasını kayda değer şekilde etkiledi.
- Ülkede ekonomik büyüme yavaşlarken enflasyon yükseliş eğiliminde. Japonya’da çeyreğe ilişkin GSYH, önceki çeyreğe göre yüzde 0,3, yıllık bazda yüzde 1,1 artarak beklentilerin altında kaldı. Söz konusu veri, ülkede ekonomik büyümenin yavaşladığını ortaya koyarken, zayıflayan iç talebin güçlü ihracatın pozitif etkilerini sınırladığı görüldü. Ülkede temmuz ayına ilişkin enflasyon, enerji fiyatlarındaki artış nedeniyle yüzde 1,9'la aralık ayından bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Bu veri, BoJ'un bir sonraki adımının eylül ayında faiz artırımı olacağı yönündeki tahminlerin güçlenmesine neden oldu.
Çin'de açıklanan makroekonomik veriler, ülke ekonomisinin temmuzda hız kaybettiğini gösteriyor. Çin Ulusal İstatistik Bürosunun verilerine göre, ülkede sanayi üretimi temmuzda beklentilerin altında kalarak yıllık bazda yüzde 4,5 yükseldi. Çin'de sanayi üretimi, yüzde 5 olan beklentinin altında gerçekleşirken, haziran ayındaki yüzde 5,3'lük artışın gerisinde kaldı. Ülkede perakende satışlar, temmuzda yüzde 0,6 artarak hem beklentileri karşılayamadı hem de hazirana göre yavaşladı. Haziranda yüzde 1 artan perakende satışların temmuzda yüzde 1,5 artış kaydetmesi bekleniyordu. Çin'de sabit varlık yatırımları da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6,7 geriledi. Verilere göre, ülkede gayrimenkul yatırımlarındaki düşüşün de devam ettiği görülüyor. Sektöre yönelik yatırımlar temmuzda yıllık bazda yüzde 19,2 azalırken, mesken emlak satışları aynı dönemde yüzde 13,2 geriledi. Çin'de işsizlik oranı ise temmuzda yüzde 5,2 seviyesinde gerçekleşti; haziranda bu oran yüzde 5 seviyesindeydi.
Bu gelişmelerle Japonya'da Nikkei 225 endeksi yüzde 3,93, Güney Kore'de Kospi endeksi yüzde 0,93, Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,56 değer kaybederken, Hong Kong'da Hang Seng endeksi yüzde 3,55 değer kazandı. Gelecek hafta perşembe Çin'de sanayi karları, cuma Japonya'da Tokyo TÜFE, işsizlik oranı ve tüketici güven endeksi takip edilecek.
Yurt içinde ise bu hafta alış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi haftalık bazda yüzde 2,42 yükselişle 14.514,82 puandan kapandı. Dolar/TL de haftayı önceki haftalık kapanışın yüzde 0,33 üzerinde 48,0400'dan tamamladı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), nisan-haziran dönemine ilişkin iş gücü istatistiklerini açıkladı. Buna göre Türkiye'de işsizlik oranı, yılın ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 0,3 puanlık azalışla yüzde 7,9 oldu.
Gelecek hafta cuma dış ticaret dengesi takip edilecek. Jeopolitik gerilimlerin devam etmesi, artan petrol fiyatları ve tahvil piyasasındaki sert satış baskısının etkisiyle küresel piyasalarda geçen hafta düşüş eğilimi öne çıktı. New York borsası geçen hafta negatif seyretti. Avrupa borsaları İngiltere hariç geriledi. Asya borsaları, Hong Kong hariç geriledi. Borsa haftayı yükselişle tamamladı.







































