Cumhuriyet tarihinin en önemli rezervlerinden biri için Diyarbakır’da harekete geçildi. Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar, “Diyarbakır’da geleneksel olmayan yöntemlerle petrol aradığımız bölgeyle Gabar'ın potansiyelini ikiye, hatta üçe katlayabiliriz.” ifadeleriyle bu sürecin önemine dikkat çekti.
Türkiye’de gerek DADAŞ formasyonu gerekse Diyarbakır’daki büyük rezervler hakkında bilgi veren ilk isimlerden biri olan Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, yeni sürecin oldukça kritik olduğunu vurguladı.
Prof. Dr. Kumbaroğlu, öncelikle ‘geleneksel olmayan yöntem’ konusunu açıklığa kavuşturdu. “Standart dikey sondaj ile kendiliğinden yüzeye çıkmayan, geçirimsiz kayalarda veya kumullarda hapsolmuş hidrokarbonların yatay sondaj ve hidrolik çatlatma yöntemiyle çıkarılması” şeklinde tanımladı bu tekniği.
Bu sürecin hayli ileri mühendislik ve yüksek teknoloji gerektirdiğinin altını çizen Kumbaroğlu, geçtiğimiz yıl Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ile ABD’li şirketler arasında imzalanan iş birliği anlaşmalarını hatırlattı.
Prof. Dr. Kumbaroğlu, bölgede Türk ve ABD’li şirketlerin birlikte hareket edeceğini belirterek, “Diyarbakır’da geleneksel olmayan yöntemlerle kaya gazı ve kaya petrolü çıkarılması sadece bir enerji meselesi değil; stratejik bir teknolojiden bahsediyoruz. Sonuç olarak, Türk firmalar da bunu ABD’li ortaklarından öğrenecek ve bilgi birimleri artacak. Gelecek yıllarda farklı bölgeler için doğrudan gerekli adımları atabileceğiz.” dedi.
Kumbaroğlu, bu arama-çıkarma-depolama yöntemiyle ABD’nin önemli bir kaya gazı rezervine ulaştığını ve şu anda 'net ihracatçı' konumunda olduğunu vurguladı. DADAŞ Formasyonu olarak adlandırılan alanda, Türkiye’nin mevcut doğalgaz ve ham petrol tüketim miktarlarıyla 4-5 yıllık doğalgaz ve 12-13 yıllık ham petrol tüketimine eşdeğer büyüklükte bir rezerv bulunduğunu ekledi.
Doğru bir yol haritasıyla Türkiye’nin de benzer bir süreçten geçebileceğini dile getiren Kumbaroğlu, buradaki rezervin sadece iç piyasada değil, ülkemizin enerji merkezi olma hedefine de katkı sağlayacağını ifade etti.
Ayrıca, kaya petrolü üretiminin geleneksel yöntemlere göre daha fazla atık yaratabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Kumbaroğlu, bunun alınacak tedbirler ve özel arıtma tesisleri ile aşılabileceğini belirtti. “Uluslararası Enerji Ekonomisi Birliği (IAEE), bu konuyu gündeme alacağı önemli bir etkinliği Antalya’da düzenleyecek. Kasım ayındaki bu zirveye 38 ülkeden değerli isimler katılacak. Enerjinin dönüşümü, teknolojik gelişmeler, karbon ticareti ve e-mobilite gibi başlıklar ele alınacak. Hem Türkiye hem de bu yolda ilerleyen diğer ülkelerin neler yapabileceğine dair faydalı bir süreç işletilecek.” diyerek sözlerini tamamladı.
Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını azaltacak önemli bir dönüm noktası, Diyarbakır’dan gelecek müjdeyle sağlanacak. Geleneksel olmayan yöntemlerle çıkarılacak kaya gazı ve kaya petrolü sadece bölgeyi değil, aynı zamanda büyük bir denklemi de doğrudan etkileyecek. Uzmanlar, burada edinilecek teknoloji birikiminin farklı bölgelerde süreci hızlandıracağı görüşündeler.
Türk ve ABD’li şirketler birlikte çalışacak. ABD bu yöntemle 'net ihracatçı' konumuna ulaştı. Antalya’daki COP zirvesinde bu süreç de gündeme gelecek.







































