Mezar taşları, ait oldukları kişilerin yalnızca isimleri ve ölüm tarihlerini taşımakla kalmayıp, aynı zamanda geçmişin sosyal ve kültürel hayatına dair önemli bilgiler sunmaktadır.
Bir taşın üzerindeki başlık, kişinin mesleği ve toplumdaki konumuna ilişkin ipuçları verirken, kitabeler ise kişilerin kimlikleri, yaşamları ve ait oldukları dönem hakkında doğrudan bilgiler sağlamaktadır. Taşların biçimleri ve üzerlerindeki süslemeler, döneminin sanat anlayışını ve estetik özelliklerini yansıtmaktadır.
Bu açıdan mezar taşları, geçmişte yaşayanların hikayelerini günümüze taşıyan önemli tarihi belgeler arasında yer alır. Ancak açık alanlarda bulunan bu eserler, zaman içinde zarar görebilir veya kaybolabilir.
Bu değerlerin korunması ve taşıdıkları bilgilerin gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla yürütülen "İslami Kitabeler ve Mezar Taşları Envanter Projesi" kapsamında Türkiye genelindeki tarihi mezar taşları, kitabeler ve eski eserler kayıt altına alınmaktadır.
Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün desteğiyle yürütülen projenin pilot uygulaması İstanbul'da gerçekleştirilmektedir. Çalışmalar, çeşitli üniversitelerden akademisyenlerin yer aldığı ekip tarafından İstanbul Medeniyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kadir Pektaş'ın koordinasyonunda sürdürülmektedir.
Yaklaşık iki yıl önce hazırlık süreci başlayan projede, aktif envanter kayıt çalışmaları Üsküdar'da devam etmektedir.
Camilerin hazirelerinde yürütülen çalışmalarda, alanın büyüklüğüne göre 8 ila 10 kişilik ekipler görev yapmaktadır. Ekip, hazireye girdiğinde öncelikle mezar taşlarını belirli bir sistem dahilinde numaralandırmakta, her taşın fotoğraflarını çekmekte, ölçülerini almakta ve GPS koordinatlarını belirlemektedir.
Taşların biçimleri, plan ve kesit özellikleri, başlık tipleri, süslemeleri ve kitabelerde kullanılan yazı formları incelenmektedir. Kitabeler okunarak elde edilen bilgiler envanter sistemine aktarılmakta, kayıtlar uzmanların kontrolünden ve onayından geçtikten sonra işlem tamamlanmaktadır.
Çalışmaların tamamlanmasıyla İstanbul'un tarihi hazirelerinde bulunan mezar taşlarının yalnızca korunması değil, üzerlerinde taşıdıkları kişisel, sosyal, kültürel ve sanatsal bilgilerin de gelecek kuşaklara aktarılması hedeflenmektedir.
Toplanan verilerin, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki Müze Ulusal Envanter Sistemine aktarılmasıyla İstanbul'daki tarihi mezar taşlarının ulusal ölçekteki envanter çalışmalarına dahil edilmesi planlanmaktadır.
İstanbul'daki envanter çalışmalarını koordine eden Prof. Dr. Kadir Pektaş, mezar taşlarının yalnızca birer mezar işareti olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayarak, "Bunlar her biri neredeyse buradaki Ayazma Camisi kadar önemli eserler. Mezar taşları önemli kayıtlardır. Sanat eseri olarak da bizim için çok değerli." dedi.
Mezar taşlarının sanat tarihi açısından önemli bir avantaj sağladığına dikkat çeken Pektaş, bir sanat eserinin tarihlendirilmesi için farklı yöntemlere başvurulsa da mezar taşlarında doğrudan tarih, isim ve süsleme gibi bilgilerin bir arada bulunabildiğini ifade etti. Bu yönüyle mezar taşlarının her türlü bilginin bir arada bulunduğu sanat eserleri olduğunu belirtti.
Pektaş, mezar taşlarındaki başlık, süsleme ve kitabelerin birlikte değerlendirilmesinin dönemin sanat anlayışının yanı sıra kişilerin meslekleri, statüleri ve yaşadıkları döneme ilişkin önemli bilgiler sunduğunu ifade ederek, bu yönüyle taşların vazgeçilmez eserler olduğunu kaydetti. Özellikle Osmanlı döneminde mezar taşlarında kullanılan başlıkların kişilerin meslekleri ve toplumdaki konumlarına ilişkin ipuçları sunduğunu söyledi.
Pektaş, envanter çalışmasında GPS kullanımına ilişkin "Biz bu mezar taşlarının GPS ile koordinatını alarak aslında yerini netleştirmiş oluyoruz. Bulunduğu yerde kayıt altına almış oluyoruz." şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Pektaş, projenin önemine değinerek, "Projeye başlanması çok büyük bir aşamadır. Bunun düşünülmesi, hayata geçirilmesi ve bir an önce tamamlanması gerekiyor. En kısa zamanda bütün mezar taşlarının ve kitabelerinin kayıt altına alınması lazım." dedi.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi ve Sanatları Bölümü Araştırma Görevlisi Betül Eser, mezar taşlarının diğer mimari eserler gibi medeniyetin sembollerini, kültürünü, inancını ve tasavvufi unsurlarını barındırdığını belirterek, taşların başlıkları, sembolleri ve süslemelerinde bunların izlerinin görülebildiğini ifade etti.
Eser, mezar taşlarında ölümden sonraki hayata ilişkin sembollere de rastlandığını dile getirerek, "Aslında mezar taşları bu ahir ömre geçişin kapısı olması sebebiyle cennetin nimetlerini sembolize eden meyve tabakları ve ebediyetin sembolü selvi ağaçları gibi unsurlarla bezenmiştir. Bunlar hepsi birer işaret ve mana taşımaktadır." dedi.
- Osmanlı'nın klasik dönemindeki mezar taşlarında "hüvel hayyül baki", "hüvel baki", "baki olan Allah'tır, ebedi olan Cenabıhak'tır" gibi teslimiyet içeren ifadelerin yer aldığını belirten Eser, "yüzyıldan sonra batılılaşma döneminin etkisiyle bu ibarelerde değişiklikler görülmektedir. Bu dünya hayatının güzelliklerine daha fazla bağlandıkları için 'ah minel firak', 'ah minel mevt', 'ah yakıcı ölüm', 'ah yakıcı ayrılık' gibi ifadeler yazılmıştır. Bu da bulundukları dönemin ruh halinin, sanat dünyasının ve kültürünün yansımasıdır. Bu mezar taşları 1-2 metrekarelik bir alan olsa da döneminin inanç ve sosyal durumunu yansıtan eserlerdir." değerlendirmesinde bulundu.
Marmara Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Coğrafya Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Emre Duman, mezarlıkların yalnızca dini vecibelerin yerine getirildiği ve defin işlemlerinin yapıldığı alanlar olarak görülmemesi gerektiğini belirtti.
Proje kapsamında öncelikle mezarlıkları haritalandırdıklarını ifade eden Duman, "Önce hangi mezarlıkta çalışacaksak coğrafi bilgi sistemleri dediğimiz program vasıtasıyla hem harita yani lokasyon bilgisi giriyoruz hem de tablosal verileri, yani öznitelik verisi dediğimiz verileri ekliyoruz. Bu verileri bir arada, daha sonra program üzerinde harita şeklinde görebiliyoruz." dedi.
Duman, bu çalışmayla hangi mezarlıkta hangi mezar taşının bulunduğunun ve taşların özelliklerinin kayıt altına alındığını, mezar taşlarının dijital ortama aktarılacağını, bunun da ilerleyen süreçlerde araştırmacılar için kolaylık sağlayacağını belirtti.
Birçok mezarın yerinin değiştiğini veya taşının kaybolduğunu söyleyen Duman, mezarlıkların ve mezar taşlarının haritalandırılmasıyla bu tür kayıpların önüne geçileceğini ifade etti.






































