Yapay zekanın otonom sistemlerde daha etkin bir şekilde kullanılması, insansız araçların çok çeşitli alanlarda kendine yer bulmasına olanak tanıyor. Bu dönüşüm, otomotiv sektörü, uçaklar ve gemiler gibi küresel ulaşım ağının önemli oyuncularını da etkiliyor.
İnsansız sistemler genellikle askeri alanlarla ilişkilendirilse de, bu teknolojilerin sivil hizmetlerde daha fazla kullanılması bekleniyor. Bu bağlamda, şoförsüz arabaların ardından pilotsuz uçakların ne kadar mümkün olduğu en çok tartışılan konulardan biri haline geldi.
Savunma Sanayii Uzmanı Yusuf Akbaba, bu alanda dünyanın geleceğinin Türkiye'yi de yakından ilgilendirdiğini belirtiyor. Ankara'nın insansız sistemler konusunda güçlü bir konumda olduğunu vurgulayan Akbaba, askeri amaçlarla geliştirilen insansız kara, hava ve deniz araçlarının sivil kullanımı için Türk mühendislerinin hızla ilerleyebileceğini ifade ediyor.
Bu noktada, BAYKAR’ın yeni bir hava kargo şirketi kurmasına dikkat çekiyor. Akbaba, “BAYKAR bir yerde görünüyorsa, orada günün sonunda ‘insansızlaştırma’ mutlaka gündeme gelir. Elbette bu, hemen gerçekleşecek bir durum değil. Ancak yakın gelecekte BAYKAR’ın ya da Türkiye'deki diğer şirketlerin dev kargo uçaklarını insansız olarak kullanması için çaba göstermesi sürpriz olmaz.” diyor.
Yusuf Akbaba, kargo uçağının insansız hale getirilmesinde iki temel yaklaşımın olabileceğini belirtiyor: Mevcut pilotlu bir uçağı yapay zeka, otonom sistemler ve gelişmiş sensörlerle donatmak ya da sıfırdan insansız bir kargo uçağı inşa etmek. İlk senaryonun her ülke için daha ulaşılabilir olduğunu ifade eden Akbaba, “Otonom iniş-kalkış, seyrüsefer sistemleri ve her türlü hava koşulunda görev alabilecek yazılımlar gibi kabiliyetler Türkiye'de fazlasıyla mevcut. Yeni bir uçak inşa etmek ve onu en gelişmiş sistemlerle donatmak bizim için zor olmaz. Yüksek güç üreten motor konusunda farklı ülkelerle iş birliği yapabiliriz.” diyor.
Ancak asıl zorluğun madalyonun diğer yüzünde olduğunu vurgulayan Akbaba, sivil havacılık kurallarının ve bu kuralları belirleyen otoritelerin insansız sistemlere yeşil ışık yakmasının kolay olmayabileceğine dikkat çekiyor. Bu bağlamda, insansız kargo uçaklarının sivil havacılığa entegrasyonunun zorlu geçebileceğini belirtiyor. Akbaba, sözlerini şöyle tamamlıyor:
“İnsansız sistemlerin askeri alanda kullanımı daha kolay. Bazı testlerin ardından doğrudan sahaya sürebiliyorsunuz. Ancak sivil alanda durum böyle değil. İnsanlı sivil uçaklarla insansız kargo uçakları aynı hava sahasını paylaşacak. Ya da tonlarca yük taşıyan bir insansız uçak, yoğun yerleşim bölgelerinin üzerinden geçecek. Bu konular üzerinde uzun uzun düşünülmesi ve her adımın sertifikasyondan geçmesi gerekiyor.
Bu nedenle ilk aşamada belki de insanlı sistemlerin giderek insansızlaştığı bir dönem görebiliriz. Daha sonrasında tamamen insansız olarak inşa edilen büyük uçaklara geçiş yapılabilir. Senaryo ne olursa olsun, Türkiye’nin bu alanda sektörün lokomotif ülkelerinden biri olacağına inanıyorum. Elimizde gerekli kaynaklar mevcut; bu fırsatı değerlendirmemek için bir sebep yok. Bu alanın önü oldukça açık ve küresel anlamda ihracat hacmi de yüksek.”
Gelişen teknolojiyle birlikte yeni dönemin en önemli meydan okumalarından biri mevcut sistemlerin insansızlaştırılması. Türkiye’nin mevcut kargo uçaklarını insansız olarak kullanabilmesi veya sıfırdan insansız bir kargo uçağı üretiminde liderlik yapması uzak bir ihtimal görünmüyor.
- İnsansız uçaklar için hızlı bir ilerleme sağlanabilir.
- Ankara’nın bu alanda yeterli kabiliyeti var.
- Havacılık otoritesine kabul ettirmek kolay olmayacaktır.































