Antalya'nın Alanya ilçesinde 17 Mayıs'ta hayatını kaybeden iş insanı Aydın Çavuşoğlu'nun ticari ortağı Mehmet Şahin, kendisi ve ailesinin tehdit edildiğini belirterek avukatı aracılığıyla bir açıklama yaptı. Şahin'in avukatı Pelin Çelik, müvekkilinin Çavuşoğlu ile ölümünden önceki 45 gün boyunca herhangi bir iletişim kurmadığını savundu.
Aydın Çavuşoğlu, 5 Mayıs'ta iş yerinde ruhsatlı tabancasından çıkan kurşunla ağır yaralanmış ve 12 gün yoğun bakımda tedavi gördükten sonra 17 Mayıs'ta yaşamını yitirmişti. Çavuşoğlu'nun geride bıraktığı mektubun ardından Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında Mehmet Şahin, "intihara teşvik ve intihar etme kararını kuvvetlendirme" suçlamasıyla şüpheli olarak kaydedildi.
Şahin'in avukatları, Çavuşoğlu ile Şahin arasında intihardan önceki 45 gün boyunca yüz yüze veya iletişim araçlarıyla herhangi bir görüşme gerçekleşmediğini belirtti. Ayrıca, Şahin ve ailesinin tehdit aldığı ifade edildi. Avukat Pelin Çelik, ANKA Haber Ajansı'na verdiği demeçte, müvekkilinin soruşturma kapsamında hedef gösterildiğini savundu.
Çelik, Çavuşoğlu'nun yoğun bakımdayken Şahin hakkında "nitelikli dolandırıcılık" suçlamasıyla suç duyurusunda bulunulduğunu ve bu kapsamda mal varlığına tedbir konulduğunu aktardı. Tedbir kararına itiraz ettiklerini ancak kararın 24 saat içinde kaldırıldığını ifade etti.
Şahin'in avukatı, "45 gün boyunca müteveffayla ne yüz yüze görüşmesi, ne telefon görüşmesi, ne internet yoluyla bir etkileşimi, ne de mesajlaşması vardı. Dolayısıyla, 45 gün boyunca biriyle konuşmayan birinin bu suçun şüphelisi olması hukuken de vicdanen imkansız bir durum." dedi.
Çelik, Çavuşoğlu'nun bıraktığı mektupla ilgili olarak, "Bizim 45 gün boyunca hiçbir etkileşime girmediğimiz dolayısıyla şu soru gündeme geliyor: Kimden bahsediyor o intihar mektubunda? Onlar da bu soruşturmaya dahil edildi mi?" ifadelerini kullandı.
Çelik, soruşturma dosyalarının gizli olmasına rağmen bazı bilgilerin kamuoyuna yansıdığını ve bunun Şahin ile ailesinin tehdit edilmesine yol açtığını öne sürdü. "Müvekkil ve ailesi, suç örgütleri tarafından tehdit ediliyor." dedi. Tehditlerle ilgili suç duyurusunda bulunduklarını belirten avukat Çelik, soruşturma dosyalarındaki bazı bilgilerin kamuoyuna yansıtılmasının süreci etkilediğini savundu.
Şahin hakkında yürütülen "nitelikli dolandırıcılık" soruşturmasına da değinen Çelik, müvekkilinin ve ailesinin ekonomik faaliyetlerinin incelenmesini kendilerinin talep ettiğini belirtti.
Açıklamasının sonunda, soruşturmanın sonucuna ilişkin yargı ve emniyet teşkilatına güvendiklerini vurgulayan Çelik, "Bağımsız Türk yargısının ve Emniyet Teşkilatımızın ehil kadrolarının olayı en kısa süre içerisinde maddi gerçeği açıklığa kavuşturacağına dair inancımız tamdır." dedi.
Şahin'in avukatları, Alanya Eğitim, Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve Alanya Ticaret ve Sanayi Odası (E) Başkanı olan müvekkilinin aile hakkında basında çıkan haberlere ilişkin kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla açıklama yapmak zorunluluğu hissettiklerini ifade etti.
Müvekkilimizin Aydın Çavuşoğlu ile 2014 yılından başlayan ve halen devam eden ticari ortaklıkları olduğunu belirten avukatlar, Çavuşoğlu ailesi meclisinin kararıyla kardeşlerden Aydın Çavuşoğlu'nun, Çavuşoğlu ailesi adına şirketlerde ortak olduğunu belirtti.
Aydın Çavuşoğlu'nun, 05 Mayıs 2026'da intihara teşebbüs ettiğini ve 17 Mayıs 2026'da hayatını kaybettiğini hatırlatan avukatlar, merhumun yoğun bakımda olduğu dönemde Şahin hakkında yapılan tedbir başvurularının yetkisiz olduğunu savundu.
Ayrıca, Çavuşoğlu'nun intihar ettiği tarihten önceki 45 gün boyunca Şahin ile Çavuşoğlu arasında herhangi bir iletişim olmadığını vurgulayan avukatlar, "45 gün iletişimi olmayan bir kişinin, ‘İntihara teşvik ve intihar etme kararını kuvvetlendirme’ suçlarının şüphelisi olması mümkün değildir." dediler.
Soruşturmaların gizlilik ilkelerine uyulmadan basına servis edilmesi nedeniyle müvekkilimizin hedef gösterildiğini söyleyen avukatlar, şikayetçi olduklarını belirtti. Bu süreçte, müvekkilimizin ve ailesinin başına gelebilecek her türlü maddi ve manevi zarardan, gizlilik kararına riayet etmesi gereken kamu görevlileri ve basın mensuplarının sorumlu olacağını vurguladılar.
Tüm bu süreçte, bağımsız Türk yargısına ve emniyet teşkilatının ehil kadrolarına duydukları güveni yinelediler.




































