Anayasa Mahkemesi, 2007 yılında yol çalışması sırasında meydana gelen patlamada ağır yaralanan jandarma personeli S.A.E.'nin tazminat davasında, zamanaşımı gerekçesiyle reddedilen tazminat talebinin hak ihlali olduğuna karar verdi ve yeniden yargılama yapılmasına hükmetti.
Olay, 21 Mart 2007 tarihinde Çatalpınar'da belediyenin yürüttüğü yol çalışması sırasında gerçekleşti. Kaya kütlelerini parçalamak amacıyla yapılan kontrollü patlatma sırasında görevli jandarma personeli S.A.E., patlamanın sona erdiği düşünülerek güvenli alandan çıktığı sırada fırlayan taşın başına isabet etmesi sonucu ağır yaralandı.
Soruşturma ve yargılama dosyasına giren bilirkişi raporlarında, patlayıcının mevzuata uygun olmayan yöntemlerle hazırlandığı, ateşlemede akü kullanıldığı ve patlama sırasında ekipler arasında yeterli iletişim kurulmadığı tespit edildi.
Patlamayı gerçekleştiren H.K. ile belediye çalışanı Y.Ç., taksirle yaralama suçundan 3 ay 22 gün hapis cezasına çarptırıldı. Cezalar ertelendi.
S.A.E.'nin açtığı tazminat davasında, ilk derece mahkemesi 2016 yılında 293 bin 942 lira maddi ve 15 bin lira manevi tazminata hükmetti. Ancak kararın temyiz edilmesinin ardından Yargıtay, belediye yönünden idari yargının görevli olduğuna, belediye başkanı yönünden ise husumet bulunmadığına karar verdi. Ateşçi H.K. yönünden ise ıslahla artırılan tazminat talebinin zamanaşımına uğradığı kabul edildi.
Bunun üzerine dosya yeniden görülerek S.A.E. lehine yalnızca 1.000 lira maddi ve 30 bin lira manevi tazminata hükmedildi.
S.A.E., adli yargıdaki sürecin ardından belediye aleyhine idari yargıda da dava açtı. Ordu İdare Mahkemesi, 17 Eylül 2025 tarihli kararıyla davayı kabul ederek 2 milyon 818 bin 1 lira maddi tazminatın, adli yargıdaki ilk dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerin kusurları oranında ödenmesine karar verdi. Kararın istinaf sürecinin ise devam ettiği belirtildi.
Anayasa Mahkemesi, S.A.E.'nin bireysel başvurusunu 2 Eylül 2026'da karara bağladı. Yüksek Mahkeme, belediye ve belediye başkanı yönünden davanın farklı yargı yolunda görülmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal etmediğine karar verdi. Ancak AYM, ıslahla artırılan tazminatın zamanaşımı gerekçesiyle reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetti. Kararda, yaralanmanın ardından meslekte kazanma gücü kaybı oranının ve gerçek zarar miktarının ancak bilirkişi raporlarıyla ortaya konulabildiğine dikkat çekildi. AYM, başvurucunun dava açtığı tarihte zararının tamamını bilmesinin mümkün olmadığını belirterek zamanaşımının bu şekilde uygulanmasının kişiye aşırı bir külfet yüklediği sonucuna vardı.
Bu karar, tazminat davalarında zamanaşımı sürelerinin, mağdurların zararlarını tam olarak öğrenmeleri ve tazminat taleplerini yapmaları için yeterli zamanı tanıyacak şekilde uygulanması gerektiğini vurgulamaktadır. Anayasa Mahkemesi'nin bu kararı, benzer durumdaki mağdurlar için emsal niteliği taşımaktadır.








































