Halk TV'ye kayyım atanması ve yayınlarının durdurulması, 14 Ekim 2026 tarihinde Türkiye'de önemli bir gelişme olarak gündeme geldi. Bu müdahale, basın özgürlüğüne yönelik ciddi endişelere yol açtı.
Aralarında eski bakan, milletvekili ve senatörlerin bulunduğu, YENİ Parti'yi destekleyen 284 eski parlamenter, "Halkımıza Çağrımızdır" başlıklı ortak bir açıklama yayımlayarak bu müdahaleyi şiddetle protesto etti. Açıklamada, basın özgürlüğünün demokrasinin temel unsurlarından biri olduğu vurgulandı. "Özgür basın demokrasinin nefes borusudur. Basının susturulduğu yerde halkın haber alma hakkı, demokrasinin kendisi ve hukuk devleti tehdit altındadır" ifadeleri kullanıldı.

Ayrıca, müdahalenin basın özgürlüğüne yönelik baskıların yeni ve tehlikeli bir aşaması olarak değerlendirildiği belirtildi. Parlamenterler, basın mensuplarına ve basına yönelik baskıların son bulması gerektiğini ifade etti. Çıkış yolu olarak bir an önce seçim yapılması gerektiği vurgulandı.

Halk TV'nin İstanbul'daki binasına 14 Ekim sabahı yüzlerce polisle baskın yapıldı ve kayyım atandı. Bunun ardından kanalın yayınları durduruldu ve dijital platformlardaki hesaplarına erişim engeli getirildi. Halk TV çalışanları, YouTube üzerinden ortak yayına geçerek izleyicilere gelişmeleri aktarmaya devam etti.
Gazeteci-yazar Mustafa Kemal Erdemol, kayyım yönetiminde çalışmayı kabul etmeyerek 4.5 yıldır çalıştığı Halk TV'den istifa ettiğini açıkladı. Erdemol, "Halkın haber alma hakkına müdahaleye karşı çıkan bir gazeteci olarak kayyum yönetiminde çalışmam beklenemez" dedi.

Bu gelişmeler, Türkiye'de basın özgürlüğü ve demokratik hakların korunması konusundaki endişeleri artırdı. Eski parlamenterlerin çağrısı, basın özgürlüğüne ve hukukun üstünlüğüne sahip çıkılması gerektiğini bir kez daha gündeme getirdi.











































