Eylül 2026'da Türkiye'nin merkezi yönetim bütçesi, 532,2 milyar TL açık verdi. Bu rakam, geçen yılın aynı ayındaki 309,6 milyar TL'lik açığın önemli ölçüde üzerinde gerçekleşti. Bütçe giderleri, cari transferler, personel giderleri, sermaye harcamaları ve mal ve hizmet alım giderlerindeki artışlar nedeniyle yıllık bazda %34,1 oranında yükselerek 1 trilyon 785,4 milyar TL'ye ulaştı. Bu artış, harcamaların gelirlerden daha hızlı büyümesinden kaynaklandı.
Bütçe gelirleri ise %22,7 artarak 1 trilyon 253,1 milyar TL seviyesinde gerçekleşti. Bu artış, vergi tahsilatlarının %21,8 oranında yükselerek 1 trilyon 74,1 milyar TL'ye çıkmasıyla desteklendi. Gelir vergisi, ithalat KDV'si ve yurtiçi KDV'den elde edilen daha yüksek gelirler, bu artışa katkı sağladı.
Ocak-Eylül döneminde bütçe açığı, %51,2'lik bir artışla 1 trilyon 840 milyar TL'ye ulaştı. Bu dönemde faiz giderleri, %35,4'lük bir artışla 2 trilyon 252 milyar TL'ye yükseldi. Faiz dışı bütçe giderleri ise 1 trilyon 522,4 milyar TL olarak kaydedildi.

Örtülü ödenek harcamaları da dikkat çekti. Eylül ayında bu kalemden 6 milyar 638 milyon TL harcama yapıldı. Cumhurbaşkanlığı harcamaları, Eylül ayında 1,3 milyar TL, Ocak-Eylül döneminde ise 13,5 milyar TL olarak hesaplandı.
Ayrıca, Antalya'da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi'nin etkileri, bütçe verilerinde ortaya çıkmaya başladı. İklim Değişikliği Başkanlığı, Eylül ayında 5 milyar 976 milyon TL harcama yaptı. 563 milyon TL'lik bütçe öngörüsüne rağmen, başkanlık harcamaları 23 kat artarak 12,9 milyar TL'yi aştı.
Bu gelişmeler, bütçe gelirleri ve giderleri arasındaki makasın açılmasına ve bütçe açığının artmasına neden oldu. Özellikle faiz harcamalarındaki yükseliş ve örtülü ödenek harcamalarındaki artış, bütçe dengesini olumsuz etkileyen faktörler arasında yer aldı.









































