İsrail'in 8 Ekim 2023'te Gazze'de başlattığı saldırılarda bugüne kadar 73 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti, 174 binden fazla kişi yaralandı.
İsrail'in Gazze'ye düzenlediği saldırılarda hayatını kaybeden binlerce çocuktan biri de Filistinli Mustafa es-Sikali'nin evlatlarıydı. Sikali, İsrail'in Gazze'ye Ekim 2023'te başlattığı saldırılardan birkaç ay önce işçi olarak İsrail'e gitmişti. Orada çalıştığı sırada, 8 Aralık 2023'te İsrail saldırılarında 6 çocuğunu kaybetti. Ailesinden geriye sadece eşi ve küçük bir kızı kalan Sikali, dönüp yeni bir hayat kurmaya çalışırken, geçen ay İsrail tarafından gözaltına alınıp hapse atıldı.
Sikali, hem 6 çocuğunu kaybettiği saldırı sürecini hem de Ofer Hapishanesi'nde yaşadığı işkenceyi AA muhabirine anlattı. 7 yaşındaki üçüzleri Kenan, Reyyan ve Sened ile 2 aylık İlin adlı çocuğunun da aralarında bulunduğu 6 çocuğunun, 8 Aralık 2023'te Gazze'nin Sahabe bölgesindeki sığındıkları evde öldüğünü ifade etti.
Filistinli acılı baba, 2 aylık kızını yalnızca bir kez görebildiğini ve doğumun hemen ardından İsrail'e işçi olarak gittiğini dile getirdi. "Ev bombalandığında eşim, kızım, çocuklarım, eşimin ailesi ve toplam 120 kişi oradaydı. 120 kişiden yalnızca beş kişi kurtuldu. Bunlar eşim, bir kızım ve yerinden edilmiş üç kişiydi." diyen Sikali, eşinin ve hayatta kalan son evladının da enkaz altından çıkarılarak kurtarıldığını aktardı.
Filistin'e dönüp eşi ve kızıyla yeniden hayata tutunmaya çalışan Sikali, 21 Temmuz 2026'da işgal altındaki Batı Şeria'nın Kalkilya bölgesinde İsrail güçlerince alıkonulduğunu ve neden gözaltına alındığını anlayamadığını söyledi. "Bizi gece 2'de Batı Şeria'daki Kalkilya bölgesinde evden gözaltına aldılar. Ellerimizi ve ayaklarımızı kelepçelediler, gözlerimizi bağladılar. Yaklaşık iki gün boyunca ellerimiz ve ayaklarımız bağlı, kelepçeli bir şekilde Tulkerim'deki bir yerde tutulduk." diyen Sikali, 2 gün sonra Ofer Hapishanesi'ne götürüldüğünü kaydetti.
İsrail güçlerinin hapishanede kendisi ve beraberindeki Filistinlilere darbettiğini aktaran Sikali, "Ofer Hapishanesi'nde bize sopalarla vurdular, küfrettiler, hakaret ettiler. Biz de onlara, 'biz işçiyiz, bu tür olaylarla ilgimiz yok' diyorduk. Bizi dövdüler, sürüklediler ve aşağılayıcı muamelede bulundular. Bütün bunlar ellerimiz ve ayaklarımız kelepçeli, gözlerimiz bağlıyken yaşandı." şeklinde konuştu.
Daha sonra kendilerine hapishane kıyafetleri giydirildiğini ve yaklaşık 15 gün gözaltında kaldıklarını söyleyen Sikali, bu süre zarfında çok ağır şeyler yaşadıklarını belirtti. "İnsan ölümü diliyor ama onu bile bulamıyordu. İşkence, dayak, hakaret, küfür ve kötü muamele gördük." dedi.
Sikali, Ofer Hapishanesi'nde 15 gün kaldıktan sonra Gazze'ye gönderilmek üzere serbest bırakılacağına dair bir belge aldığını ve gözleri bağlı, kelepçeli bir şekilde Gazze'ye; Kerem Ebu Salim'e ulaştığını kaydetti. Han Yunus'ta onu eşinin karşıladığını belirten Sikali, altı çocuğunun ölüm belgesini göstererek, "Müslümanlar nerede, Araplar nerede? Bizi yüzüstü bırakanlar ile Gazze halkının ve çocukların öldürülmesini seyredenler karşısında Allah bize yeter. Bu çocukların ne suçu vardı? Her bir çocuğumun bir hayali vardı. Her çocuk eğitim almak istiyordu. Okumak, diploma almak istiyorlardı. Çocuklarım başarılı öğrencilerdi, sınıflarının en başarılıları arasındaydılar. Allah'ın takdiri böyleymiş. Alemlerin Rabbi Allah'a hamdolsun. Şimdi geriye yalnızca bir kızım kaldı." diye konuştu.
Tek hayalinin kızını yurt dışında okutmak olduğunu ifade eden Sikali, "Onu okutmak istiyorum. Ancak Gazze'de eğitim almanın ne kadar zor olduğunu biliyorsun. İnşallah onu yurt dışına çıkarırız. İnsanlar ve devlet onun eğitimine destek olur. Çünkü Gazze'de eğitim almak çok zor." dedi.





































