Fransa, son dönemde ekonomik daralma ve artan öğrenci protestolarıyla ciddi bir krizle karşı karşıya. Uluslararası Para Fonu (IMF), Fransa'nın 2026 yılı için gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) büyüme tahminini %0,4 olarak belirleyerek, ülkenin ekonomik büyümesinin yavaşladığını vurguladı. Bu düşüş, artan enerji fiyatları, yükselen işsizlik oranları ve büyük kamu açıkları gibi faktörlere bağlanıyor.
Öte yandan, Fransa'da lise ve üniversite öğrencileri, eğitim koşullarının iyileştirilmesi ve okullara daha fazla bütçe ayrılması talepleriyle yaklaşık bir aydır protesto gösterileri düzenliyor. Başkent Paris başta olmak üzere Lille, Marsilya ve Rennes gibi şehirlerde öğrenciler, eğitimde yaşanan aksaklıkları ve yetersiz kaynakları gündeme getiriyor. Bu eylemler sırasında polisle çatışmalar yaşanırken, 6.877 kişi gözaltına alındı ve 1.000'den fazla kişi yaralandı.
Protestoların şiddet içermesi, eğitim kurumlarında ciddi hasarlara yol açtı. Fransa'daki 3.700 lisenin en az 24'ü önemli ölçüde zarar gördü ve 210'dan fazla öğrenci ile 88 eğitim personeli yaralandı. Eğitim Bakanı Edouard Geffray, şiddetin "ultraviolent grupların" müdahalesinden kaynaklandığını belirtti.
Hükümet, öğrenci eylemlerine karşı polis müdahalesini savunsa da, bu yaklaşım eleştirilerle karşılaştı. Özellikle, 15 yaşında bir öğrencinin şiddetli yaralanması, polis şiddeti iddialarını artırdı ve 18 iç soruşturma başlatıldı. Başbakan Emmanuel Macron, bu olayların ardından kriz toplantısı düzenleyerek, göz yaşartıcı gaz kullanımını askıya aldı.
Öğrenci liderleri, eylemlerini sürdürme ve hükümetten en az 10 milyar euro tutarında acil eğitim önlemleri talep etme kararlılığını vurguladı. Bu hareket, eğitimde eşitsizlik ve kaynak yetersizliği gibi sorunları gündeme getirerek, Fransa'da geniş bir toplumsal mobilizasyona dönüştü.
Fransa'nın karşılaştığı bu ekonomik ve toplumsal zorluklar, ülkenin gelecekteki istikrarı ve refahı için kritik öneme sahip.






































