IMAX 15/70 film kameraları, sinema dünyasının en yüksek görüntü kalitesini sunan sistemleri arasında önemli bir yere sahiptir. Ancak, bu kalitenin bir bedeli vardır: kameralar çekim sırasında oldukça fazla ses çıkarır. Bu durumun temelinde, kameranın saniyeler içinde metrelerce filmi hareket ettirmesi, her kareyi pozlama sırasında tamamen sabit tutması ve filmi düzleştirmek için sürekli çalışan bir vakum sisteminin olması yatmaktadır.
Geleneksel film kameralarında görüntü, arka arkaya pozlanan sabit karelerden oluşur. Sinemada standart olarak saniyede 24 kare kaydedilirken, film her karede objektifin arkasında kısa süreliğine durur ve pozlama tamamlandıktan sonra bir sonraki kareye geçilir. Bu mekanik hareket saniyede 24 kez tekrarlanır.
IMAX sisteminde ise aynı işlem çok daha büyük bir film yüzeyiyle gerçekleştirilir. 15/70 olarak adlandırılan formatta her kare, film üzerindeki 15 perforasyon yani kenarlarda bulunan 15 delik genişliğine yayılır. Çekim sırasında 70 mm gösterim kopyasının aksine, 65 mm negatif kullanılır ve film kameranın içerisinde yatay şekilde ilerler. Geleneksel 65 mm kamerada bir kare beş perforasyon kaplarken, IMAX’te bu sayı 15’e çıkar. Ortaya çıkan görüntü alanı da yaklaşık üç kat daha büyük olmaktadır.
Saniyede 24 kare çekildiğinde, kamera her saniye 360 perforasyonluk filmi mekanizmanın içerisinden geçirmek zorundadır. Bu, saniyede yaklaşık 5,6 feet yani 1,7 metre, dakikada ise yaklaşık 336 feet yani 102 metre filme karşılık gelir. 1.000 feet kapasiteli standart bir IMAX film magazini, bu nedenle yalnızca yaklaşık üç dakikalık kayıt yapabilir.
Bu kadar büyük ve ağır bir film şeridini yüksek hızda hareket ettirmek, güçlü bir motor gerektirir. Film taşıma mekanizması, magazin ve mekanik obtüratör birlikte çalışırken kameradan sürekli bir mekanik ses gelir. Film her karede hızla hareket edip ardından pozlama için tamamen sabitlenir. IMAX kamera çalışırken duyulan karakteristik mekanik takırtının önemli bir bölümü buradan kaynaklanır.
Sorun yalnızca film şeridinin hareketinden ibaret değildir. Büyük film negatifi magazinin içerisinde sarılı halde beklediği için doğal olarak hafif bir kıvrım oluşturabilir. Kare objektifin arkasında tamamen düz durmazsa, filmin bir bölümü odak düzleminin dışına çıkabilir ve görüntü kalitesi bozulabilir. IMAX kameraları bunun önüne geçmek için objektifin arkasında bulunan bir vakum plakası kullanır. Sistem, filmi pozlama sırasında plakaya doğru çekerek tamamen düz tutar. Vakum sistemi, filmi kameranın içerisinden ilerletmez; yalnızca her karenin doğru konumda ve düzgün bir yüzey üzerinde tutulmasını sağlar.
Vakum oluşturmak için kullanılan pompanın çekim boyunca çalışması gerekir. Pompa ve sürekli hareket eden hava, IMAX film kameralarının bilinen yüksek frekanslı uğultusunu ortaya çıkarır. Vakum devre dışı kalırsa negatif yeniden kıvrılabileceği için sistem çekim sırasında kapatılamaz.
Kameranın sesi, özellikle sessiz diyalog sahnelerinde ciddi bir problem oluşturabilir. Bu nedenle, 15/70 IMAX kameraları yüksek sesin doğal olarak bulunduğu aksiyon ve dublör sahnelerinde daha rahat kullanılabilir. Örneğin, No Time to Die gibi yapımlarda IMAX film kameralarının ağırlıklı olarak aksiyon ve az diyalog içeren bölümlerde kullanılması bu yöntemin örnekleri arasındadır.
Kamera gürültüsünün kullanılabilir diyaloğa karıştığı durumlarda, oyuncuların replikleri daha sonra stüdyoda ADR (otomatik diyalog yenileme) yöntemiyle yeniden kaydedilebilir. Prodüksiyon ekipleri, kameranın sesini fiziksel olarak azaltmak için farklı çözümler de kullanmaktadır. Bunlardan biri "barney" adı verilen yumuşak ve dolgulu kamera kaplamasıdır; bu kaplama mekanik sesin bir bölümünü bastırır. Daha ileri bir çözüm ise kameranın çevresine sert ve ses yalıtımlı bir muhafaza yerleştiren "blimp" sistemidir. Ancak bu çözüm, zaten büyük olan IMAX kamera sistemini daha da ağırlaştırır. Eski nesil bir IMAX kamera blimp ile birlikte yaklaşık 275 pound (125 kilogram) ağırlığa ulaşabilir.
Dijital IMAX kameralarında bu sorun bulunmamaktadır. "Filmed for IMAX" kapsamında kullanılan IMAX sertifikalı dijital kameralar, film şeridini fiziksel olarak hareket ettirmediği için 15/70 kameraların motor, film taşıma ve vakum sisteminden kaynaklanan mekanik gürültüyü üretmez. Bu kameralarla çekilen yapımlarda 1.90:1 gibi genişletilmiş IMAX görüntü oranları da kullanılabilir.
IMAX, film formatından vazgeçmeden bu sorunu azaltmak için yeni nesil Keighley kamerasını geliştirmiştir. Christopher Nolan ve görüntü yönetmeni Hoyte van Hoytema’nın katkılarıyla hazırlanan kamera, The Odyssey çekimlerinde kullanılmıştır. Yeni kamera ve beraberindeki yeni ses blimp sistemi, IMAX film çekimleri sırasında senkron ses kaydına izin vermektedir. The Odyssey, tamamen IMAX film kameralarıyla çekilen ilk sinema filmi olmuştur.
The Odyssey çekimlerinde yeni Keighley sistemi ve diğer IMAX film kameralarıyla toplam 2,1 milyon feet (yaklaşık 640 kilometre) IMAX filmi kullanılmıştır. IMAX’in yeni kamera ve ses yalıtım sistemi ile 15/70 formatının yıllardır süren en büyük prodüksiyon sorunlarından biri olan kamera gürültüsü önemli ölçüde azaltılmıştır.
1996 yılında Üsküdar’da doğan Mert Can Aka, sinema, bilim, teknoloji ve tarih alanlarına duyduğu ilgiyle şekillenen kariyerinde teknoloji editörlüğüne odaklanmıştır. Öğrenmeyi ve bilgiyi aktarmayı merkeze alan Aka, farklı kurumlarda çeşitli görevler üstlenmiştir. Bu süreçte MediaMarkt’ın MediaTrend Teknolojik Yaşam dergisini son sayısına kadar yöneterek dergicilik alanında deneyim kazanmıştır. Bilgisayar Mühendisliği, Bilgisayar Programcılığı, Web Tasarım ve Kodlama ile birlikte Adalet ve İktisat alanlarında akademik geçmişe sahip olan Aka, bugün Technopat’ta Yazı İşleri Müdürü olarak görev yapmaktadır. Otomotivden yapay zekaya, donanımdan ev teknolojilerine uzanan geniş bir yelpazede ürettiği on bini aşkın içerik, yüz milyonlarca okura ulaşmıştır.







































