Türkiye’deki ilgili kurumların son dönemlerde en çok mesai harcadığı konulardan biri Irak. İki ülke heyetlerinin siyasi, askeri ve ekonomik gibi temel alanlarda hazırladığı yol haritası, geçtiğimiz günlerde en üst düzeyde atılan imzalarla hayata geçirildi.
Farklı başlıklar masada olsa da sürecin lokomotifinin enerji olacağı aşikar. Ankara ve Bağdat’tan gelen açıklamalar, sürecin petrol, boru hatları ve enerji arzı gibi son derece güncel ve kritik başlıklar üzerinden ilerleyeceğini gösteriyor.
ORSAM Irak Çalışmaları Koordinatörü Feyzullah Tuna Aygün, son yıllarda yaşanan gelişmelerle birlikte Bağdat Hükümeti’nin dış politikada kendini sınırlayan engellerden kurtulmaya başladığını vurguluyor. Bölgesel aktörlerle daha yakın bir birliktelik amaçlayan Irak’ın en büyük dayanak noktası ise Kalkınma Yolu projesi. Bu projenin ve masadaki diğer başlıkların hayata geçebilmesi için Irak’ın tek başına bir şeyler yapabilmesi mümkün görünmüyor. Aygün’e göre, bölgesindeki en önemli güçlerden biri olan Türkiye tam da burada devreye giriyor.
Aygün, bu noktada dikkat çekici bir örnek veriyor. Daha yakın bir zaman öncesine kadar Irak medyasında “Türkiye suyumuzu kesecek, 48 saat içinde sular bitecek” gibi gerçek olmayan haberlerin yayımlandığını hatırlatıyor. Bu haberlerin, Ankara-Bağdat arasındaki muhtemel olumlu gelişmeleri bozmak isteyenler tarafından yayıldığını ekliyor.
Ancak heyetler arası görüşmeler ve liderler arasındaki güven tesis edilince bu sorunların hızla geride kaldığını vurguluyor. Bugün masadaki en önemli başlıklardan birinin Irak’ın kuzeyinden petrol satışı olduğunu belirtiyor ve devam ediyor:
“Irak, temel olarak güneydeki sahadan elde ettiği petrolü satıyor. ABD-İsrail-İran savaşı başlamadan önce buradan günlük 4,5 milyon varil petrol satışı gerçekleşiyordu. Ancak savaşla birlikte ciddi düşüşler yaşandı ve bu rakam aylık 30 milyon varil seviyesine geriledi.
Bu durumu sürecin mali boyutuyla birlikte değerlendirmek gerekiyor. Irak’ın gelirlerinin yüzde 90’ı petrol satışından elde ediliyor ve bu durum hazineyi olumsuz etkiliyor. Petrol satışı olmadığında Irak’ın alternatif bir gelir kaynağı bulunmuyor.
Türkiye, Irak’ın kuzeydeki boru hattını yeniden cazip hale getirmek istiyor. Bu boru hattı, Irak’ın güneyinden kuzeyine ulaşacak bir hattın yeniden işlemesini sağlıyor. Eğer evdeki hesap çarşıya uyarsa, Irak, güney sahalarındaki petrolü ülkenin kuzeyinden de satabilecek. Açık kaynaklara göre, kuzeyden yapılan satışlar yüzde 10 ile sınırlıyken, bu oran yüzde 50’ye çıkabilecek. Bu da Irak hazinesi için önemli bir kazanç anlamına geliyor.”
Haberin başında “Türkiye ile Irak’ın yakınlaşması, bu iki ülkeden çok daha geniş bir coğrafyayı olumlu etkileyecek” ifadesine yer vermiştik.
Aygün, bu durumu da değerlendiriyor. Körfez ülkelerinden dünyaya dağıtılan petrolün savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı’nda sıkıştığına dikkat çekiyor. Hürmüz’de işler düzelse bile eski düzenin devam edip etmeyeceği belirsizliğini koruyor. İran, ABD’de Hürmüz’deki geçişlerden para alabileceğini sıkça dile getiriyor.
Türkiye’nin desteğiyle Irak’taki mevcut altyapının geliştirilmesi, daha modern hale getirilmesi ve nihayetinde etkili bir model oluşturulmasının Körfez coğrafyasını da doğrudan etkileyeceğini ifade ediyor Aygün.
“Hürmüz’e sıkışan Orta Doğu ve Körfez petrolü Irak üzerinden açılacak hatla farklı coğrafyalara dağılabilir” diyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Irak’taki hatlar için Türkiye’nin kritik bir önemi var. Ancak süreç bununla sınırlı değil. Bilindiği üzere Irak’ın Kerkük sahalarındaki ham petrol, Suriye üzerinden Akdeniz’deki Banyas Limanı’na ulaştırılan bir hatla taşınıyordu. Bu enerji hattı 2003’teki ABD işgali sırasında hasar aldı ve uzun süre kapalı kaldı. Şimdi bu hattın da yeniden işler hale getirilmesi gündemde. 30 aylık bir çalışmayla ayağa kaldırılabileceği konuşuluyor.
Elbette burada da Türkiye’nin rolü olacak. Irak ve Suriye yönetimleriyle ilişkileri farklı bir boyuta evrilen Ankara’nın bu süreçte de aktif rol oynaması bekleniyor.
Bölgedeki ekonomi ve enerji mimarisinin işler halde kalmasının temel sebebi Hürmüz’ün açık olmasıydı. Şimdi bu durum ortadan kalktı ve puzzle’ın en büyük parçası hasar gördü. Bu nedenle alternatif bir hat hayati öneme sahip. Türkiye’nin Irak’la inşa etmek istediği bu yeni süreç, yeniden dizaynın en önemli yapı taşlarından biri olacak.”
Ankara-Bağdat arasındaki ivmelenen ilişkiler, enerjinin başrolde olacağı yeni bir geleceğin habercisi. Masadaki planlardan biri, Irak’ın sadece güneyden değil, kuzeyden de petrol satabilmesinin önünü açmak. Türkiye’nin hamleleri, Irak ve Suriye’yi yukarı taşımakla kalmayacak, Hürmüz’e sıkışıp kalan petrolün küresel piyasalara erişimini de sağlayacak.
Irak yeni bir dış politika sürecine girdi. Türkiye-Irak ortak adımları çok geniş bir alanı etkileyecek ve Hürmüz’de sıkışan petrol için de bir çıkış yolu oluşturacak.































