Bakan Kurum, Bilkent Otel'de düzenlenen "COP31 Başkanlığı Diplomatik Misyonlar İçin Bilgilendirme Toplantısı"nda yaptığı konuşmada, Girne-Mersin seferini gerçekleştirirken alabora olan gemide hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diledi ve kayıp vatandaşların bir an önce sağ salim bulunmasını temenni etti.
Nepal'deki sel felaketinin de herkesi derinden sarstığını dile getiren Kurum, doğanın dengesinin bozulması durumunda haritalara çizilen sınırların hiçbir anlamı kalmadığını belirtti.
Sel sularının vize sormadığını, kasırgaların kontrolden geçmediğini ve iklim öfkesinin hiçbir diplomatik kuralı tanımadığını ifade eden Kurum, “Şayet bir kriz sınırları aşıyorsa, biz de sınırları aşan bir iradeyi hep birlikte göstermek zorundayız. Tam da bu nedenle diyorum ki iklim adaleti, bu zorlu yolculukta bizim yegâne pusulamız olmaya devam edecektir.” dedi.
Bu küresel fırtınada hiçbir sorumluluğu ve suçu olmayan Afrika ülkeleri ile küçük ada devletlerinin en ağır bedeli ödemesine asla göz yummayacaklarını belirten Kurum, COP31 masasında sessiz yığınların ve kırılgan coğrafyaların en gür sesi olacaklarını vurguladı.
Kurum, COP31'i diyalog, uzlaşı ve aksiyon olmak üzere üç sütun üzerine inşa ettiklerini hatırlatarak sözlerine devam etti:
“Çok açık ve net söylemeliyim ki artık sadece aksiyon almak zorundayız. Dünyanın masa başında sürekli yeni hedefler belirlemeye ihtiyacı yok. Dünyanın yegâne ihtiyacı, o hedefleri tarlada, sanayide ve şehirlerde eyleme dönüştürecek sarsılmaz bir iradedir. Tarihe 'Uygulama COP'u' olarak geçmeye geliyoruz. Bütün diplomatik kapasitemizi, birikimimizi ve tecrübemizi, uygulamadaki engelleri yırtıp atmak için kullanacağız. Bu aksiyon ruhunu kavramak için gelin hep birlikte 2015 yılındaki o tarihi dönüm noktasına dönelim. Paris Anlaşması'nın imzalandığı günü, kıymetli bakanın elindeki tahta tokmakla masaya vurarak mutabakatı ilan ettiği anı çoğunuz çok iyi hatırlarsınız. O tokmak sesi, aslında yeni hedefler koymanın ötesinde, masadaki diplomasi çağını bitirip, sahadaki eylem çağını başlatan tarihi bir uyanış ziliydi. O gün kağıda dökülen imzaları, Antalya'da gözle görülür somut devrimlere dönüştürmek, insanlığa verdiğimiz umudu hayata geçirmek hepimizin boynunun borcudur. Ancak bunu tek başımıza, izole bir şekilde yapamayız. Yukarıdan aşağıya inen diplomatik kararlar, tabanda halkın gücüyle birleşmek zorundadır.”
Bakan Kurum, COP sürecini Avustralya ile omuz omuza sürdürdüklerini, aynı hedefe kilitlenmiş iki güçlü ülkenin tek bir takım gibi çalıştığını ifade etti.
Bu ortak ruhla son derece net ve cesur hedefler koyduklarını belirten Kurum, 2035 yılına kadar altı büyük küresel atılımı hayata geçireceklerini aktardı. Birinci atılımın elektrifikasyonda yaşanacağını ve elektrifikasyonun küresel payını yüzde 35'e çıkaracaklarını vurguladı.
İkinci devrimin temizlikte olacağını ifade eden Kurum, dünyayı büyük bir çöplüğe dönüşmekten kurtarıp küresel atık artışını yarı yarıya düşüreceklerini belirtti.
Üçüncü devrimin şehirlerde hayat bulacağını, binalardaki enerji tüketimini 2035 yılına kadar yüzde 25 azaltacaklarını anlatan Kurum, dördüncü devrimin sanayiyi değiştireceğini, sanayide döngüsel malzeme kullanımını yüzde 15 seviyesine taşıyarak doğadan alınanı doğaya geri vereceklerini ifade etti.
Beşinci devrimin eğitimle geleceğini, iklim okuryazarlığını dünyanın en ücra köşesindeki çocuğun zihnine nakşedeceklerini dile getiren Kurum, altıncı ve en büyük devrimin birleştirme gücü olacağını, İklim Uygulama Köprüsü kuracaklarını ve ihtiyacı olan ülkeyle çözümü sunan finansmanı bu köprünün tam ortasında bir araya getireceklerini aktardı.
Küresel sermayeye ve özel sektöre de seslenen Kurum, trilyonlarca dolarlık gücü elinde tutan bankaların, yatırımcıların ve büyük şirketlerin artık taşın altına elini koymak zorunda olduğunu ifade etti.
Bu tarihi krizin yalnızca devletlerin kısıtlı bütçeleriyle aşılamayacağına dikkat çeken Kurum, özel sektörü yeşil dönüşümün tam merkezine omuz omuza bir mücadeleye davet etti.
Bakan Kurum, İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi'nde parayı doğru hedeflerle buluşturacaklarını belirterek, “Önce, Sayın Emine Erdoğan ile önümüzdeki hafta Fethiye Körfezimizi temizleyecek, Türkiye'nin en kapsamlı dip çamuru temizliğini başlatacak, ardından Karadeniz'in incisi Trabzon'da okyanusların çığlığına kulak vereceğiz. Ardından Bakü, New York, Londra ve Fiji'de olacağız. Tüm bu duraklarda omuz omuza çalışıyoruz.” dedi.
Özellikle Fiji'deki Pre-COP zirvesinde en kırılgan Pasifik ülkelerinin sesini tüm dünyaya gür bir şekilde duyuracaklarını vurgulayan Kurum, kasımda Antalya'da zirveye ulaşacaklarını dile getirdi.
Antalya'nın binlerce yıl boyunca medeniyetleri, kültürleri ve ticaret yollarını buluşturan kadim bir barış limanı olduğunu belirten Kurum, bugün de insanlığın ortak geleceği için en güvenli çözüm limanı olacağını söyledi.
Dünya Liderler Zirvesi ile tarihe yepyeni bir yön vereceklerinin altını çizen Kurum, şunları kaydetti:
“Gençleri, şehirleri, iş dünyasını, çiftçileri ve bilimi aynı masada toplayıp gerçek çözümleri sahici bir zeminde inşa edeceğiz. Antalya'daki bu tarihi inşa sürecinde, siz değerli büyükelçilerden talebim son derece nettir. Ülkelerinizin umutlarını da, korkularını da o masaya getirmenizi istiyorum. Antalya, sorunları tekrar tekrar konuşmanın yeri olmasın, çözümün adresi olsun. Antalya'dan raflarda tozlanacak bir kağıt parçası beklemeyin. Antalya'dan, dünyayı temelinden sarsacak, tarihi baştan yazacak güçlü bir eylem planı çıkaracağız. Her birinizin bu büyük kurtuluş hikayesinin başrolünde olmasını istiyorum. Başaracağız. Diyalogla başlayacağız. Uzlaşıyla büyüyeceğiz. Aksiyonla hayat vereceğiz.”






































