Türkiye, PISA sonuçlarında fen bilimlerinde 15, okumada 18 ve matematikte 11 basamak yükselerek OECD ortalamasını geçti. Bu gelişmenin ardından “MEB, sınava girecek okullar ve öğrencileri önceden hazırlıyor” tartışmaları başladı. Eğitim Bilimci Prof. Dr. Nejla Kurul, “Türkiye’de PISA sınavını uygulayan bağımsız bir kuruluş yok. Sınav, bilgisayar başında dijital olarak yapılıyor” dedi.
OECD’nin 760 bin öğrencinin katılımıyla 91 ülkede gerçekleştirdiği Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2025 sonuçları, Türkiye’nin eğitim alanındaki durumunu yeniden gündeme getirdi. “Türkiye, OECD ülkelerini nasıl geride bıraktı?” sorusunu akademisyenlere yönelttik. 400 sayfalık PISA Raporunu inceleyen akademisyenler, Türkiye'nin PISA başarısının Maarif Modeline bağlanamayacağı görüşünde birleşti. MEB’in seçilmiş okullar ve öğrencileri sınava özel olarak hazırladığı konusunda ciddi endişeler var.
Prof. Dr. Kurul, “Türkiye’yi PISA’da temsil eden okullar ve öğrencilerin MEB tarafından hangi kriterlere göre seçildiğini merak ediyorum. Öğrencilerin sınav için özel olarak yıllarca hazırlandığı iddiaları var. Bakanlık bu konuda ısrarla susuyor. Okullar ve öğrenciler nasıl seçiliyor? Eğer ‘Bu çocuk başarılı, PISA sınavına girsin’ denildiyse, ciddi bir sorun var. Rastgele seçiliyorlarsa, bu seçim hangi sistemle yapıldı?” ifadelerini kullandı.
Kurul, Türkiye’nin PISA matematikteki başarısının, YKS’deki 40 matematik sorusunun doğru ortalamasının neden 6,8 nete düştüğünü sorguladı. “PISA sınavının bilgisayar başında ve dijital yapıldığını hatırlatmak isterim” dedi.
İstanbul Atatürk Fen Lisesi, PISA için özel afiş hazırlattı. Bursa Mesleki ve Teknik Eğitim Lisesi, “Okulumuzda 2025 PISA Pilot Uygulaması için gerekli bilgilendirme ve tanıtım çalışmalarına hız verildi. PISA 2025 Pilot Uygulama Laboratuvarı hazırlandı. Tanıtım afiş ve görseller asıldı” açıklamasını yaptı. Uygulamaya katılacak 43 öğrenci için rehberlik faaliyetlerine de başlandığını duyurdu.
Prof. Dr. Kurul, “PISA, YKS, LGS ve üniversite sıralamalarında aynı tehlike mevcut. Bir ölçü, hedef haline geldiğinde bozulur. Buna Goodhart Yasası denir. Sınav, öğrenmeyi ölçmek içindir. Eğitim, sınavda yüksek puan almak için tasarlanamaz. Gençlerimiz, testleri tek hedef haline getirdi. PISA sonuçlarına bakarak, ‘Eğitimde her şey güllük gülistanlık’ havası oluşturulursa, eğitim amacından uzaklaşır. Türkiye’nin PISA’da sıçraması iyi ama eğitimdeki problemleri ortadan kaldırmaz” dedi.
Prof. Dr. Kurul, Türkiye’de PISA’ya girecek öğrencilerin 12 istatistiki bölgeden ve okul türlerine göre önceden seçildiğini belirterek, “OECD ve MEB öğrenci seçimini birlikte yaptı. Diğer ülkelerde de benzer sistem uygulanıyor. Örneklem seçimiyle ilgili bir sorun olduğunu düşünmüyorum. Rapor, Türkiye’nin başarısının önemli bölümünün önceki eğitim programının başarısı olduğunu gösteriyor. TIMSS’te de başarımız yüksekti. O dönemde eski program uygulanıyordu. Maarif Modelinin tek başına başarısı gibi gösterilemez” şeklinde konuştu.
Başarı, öğretmenler, öğrenciler ve eğitim fakülteleri ile ilişkilendirildi. PISA 2025, Türkiye için yalnızca bir başarı hikayesi değil, aynı zamanda akademik performansında bir yükselişin kanıtı. Bu yükselişin kalıcı ve kapsayıcı olması için okula devamsızlığın azaltılması, 15 yaşındaki gençlerin eğitimde tutulması, dijital problem çözme becerilerinin geliştirilmesi ve sosyoekonomik eşitsizliklerin azaltılması gerekiyor.
Prof. Dr. Kurul, “PISA’da Avrupa ülkelerinde çöküş, Doğu’da güçlü bir yükseliş var. Türkiye’nin başarısı merak ediliyor. Almanya ve Fransa, başarısızlıklarını ciddi bir şekilde tartışıyor” dedi.
PISA 2022 sonuçları ile LGS 2020 ve PISA 2025 ile LGS 2023 sonuçlarının aynı doğrultuda çıkması gerektiğini belirten Kurul, “Çünkü sınavlara girenler aynı dönem ve yaş grubunda. LGS 2020-2023 arası fen puanı yüzde -6 iken, PISA’da +18 artış ile 494 puan oldu. PISA ve TIMSS’teki yükselişi yeni nesil bağlam temelli sorulara bağlarsak, aradaki bu fark nasıl açıklanacak?” diye sordu.
- Türkiye’de PISA sınavına girecek öğrenciler, 12 istatistiksel bölgeden, okul türlerine göre seçilerek sınava katıldı. Öğrencilerin yüzde 53’ü, iki haftada en az bir gün okula gitmiyor. OECD ülkelerinde bu oran yüzde Türk öğrencilerin yüzde 22’si okulu zaman kaybı, yüzde 50’si ise okulun kendisini hayata hazırlamadığını düşünüyor.
- Öğrencilerin yüzde 52’si öğrenmek için haftada en az bir kez yapay zeka kullanıyor. OECD’de yapay zeka kullanma ortalaması ise yüzde 14 Nisan-16 Mayıs 2025 tarihleri arasında 12 bölge, 56 il ve 203 okulda, önceden seçilen 7702 öğrenci sınava online girdi.
- “Öğretmen eksikliği eğitimi aksatır” diyen öğrenciler: Türkiye’de yüzde 7.6, OECD ortalaması yüzde 39.
- Fen dersinde dijital dikkat dağınıklığı ortalaması: Türkiye’de yüzde 30, OECD ortalaması yüzde 11.
- Okuluna göre fen dersi başarı farkı: OECD ülkelerinde yüzde 31 iken, Türkiye’de yüzde 50 çıktı.








































