Bakan Murat Kurum, "Okyanuslar, İklim ve Mavi Ekonomi Üst Düzeyli Bakanlar Oturumu" ile "Uzunkum Yaşam Alanı Millet Bahçesi Temel Atma Töreni"ne katılmak üzere Trabzon'da yabancı basın mensuplarıyla bir araya geldi.
Kentteki bir otelde düzenlenen "Mavi Diyalog" temalı toplantıda, dünyanın farklı ülkelerinden gelen basın mensuplarını Trabzon'da ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirten Kurum, toplumlar arası bilgi köprüsü kuran basın mensuplarının iklim krizinin etkileri konusunda büyük bir sorumluluk taşıdığını vurguladı.
- Bakan Kurum, Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin Taraflar Konferansı'na (COPzorlu bir küresel ortamda hazırlandıklarını aktararak, "Jeopolitik gerilimler, enerji güvenliği, büyüyen borç yükleri ve tedarik zincirlerindeki kırılganlıklar ülkelerin gündemini maalesef olumsuz etkiliyor. Aynı anda aşırı sıcaklıklar, kuraklık, seller, yangınlar, su stresi ve gıda güvenliği riskleri insanların günlük hayatında daha görünür hale geliyor. Diyalog, uzlaşı, aksiyon. Önce dinleyeceğiz, ortak zemini bir kuracağız. Ardından ortak iradeyi sahaya yansıtacağız. Antalya'yı sözlerin projeye, projelerin yatırıma, yatırımların insanların hayatına dokunan sonuçlara dönüştüğü bir uygulama COP'u haline getirmek istiyoruz." şeklinde konuştu.
Kurum, COP31 ile hedefi projeyle, projeyi finansmanla, finansmanı da uygulamayla birleştirmeyi başaracaklarını belirterek, "Bu amaçla çok çeşitli aksiyonlar alacağız, eylemler ortaya koyacağız. Örneğin, kıyı dirençliliği, mavi karbon, deniz kirliliği ve ekosistem restorasyonu alanlarında yatırıma hazır projeler geliştireceğiz." dedi.
Projesi olan ülkeler ve finans kuruluşlarını bir araya getirerek mavi proje hazırlama ve finansman mekanizması üzerinde çalışacaklarını ifade eden Kurum, "Bilimsel veri paylaşımını güçlendiren bir mavi veri ağı oluşturmak istiyoruz. Deniz sıcaklığından kirliliğe, kıyı erozyonundan biyolojik çeşitliliğe kadar kritik verileri daha hızlı paylaşarak sorun büyüdükten sonra müdahale etmek yerine riski önceden gören sistemleri geliştireceğiz. Kara kaynaklı atıkların denize ulaşmasını önlemek amacıyla kıyıdan denize sıfır atık uygulamalarını yaygınlaştıracağız." şeklinde konuştu.
Deniz çayırları, deltalar, sulak alanlar ve hassas kıyı ekosistemleri için koruma ve restorasyon çalışmalarını destekleyeceklerini vurgulayan Kurum, "İklim adaletini tek bir cümleyle ifade edecek olursak, hedefi paylaşacaksak imkanı da paylaşmalıyız. Var olan imkanları tüm dünya ülkeleriyle paylaşmak zorundayız. Tarihi sorumlulukları olmamasına rağmen iklim değişikliğinin etkileriyle maalesef yüzleşmek zorundalar. Dolayısıyla biz hep birlikte 'dünya ortaklığımız' diyorsak ve buna ilişkin bir irade ortaya koymak istiyorsak, bu iradeyi hep birlikte koyup imkanlarımızı da paylaşmalıyız. Bütün bunların sonucunu COP31'de takip edeceğiz." ifadelerini kullandı.
Marmara Denizi'nde müsilaj sorununa odaklandıklarını belirten Kurum, "Su, atık su altyapısının dönüşümü için Dünya Bankası'yla çalışarak yaklaşık 400 milyon avroluk finansman sağladık ve kıyıya komşu olan tüm illerde atık su arıtma tesislerinin kabiliyetini, içeriğini değiştiriyoruz. Fethiye Göcek'te 'mapa-şamandıra' sistemiyle deniz çayırlarını koruyoruz ve 'Deria' ile de denizcilik faaliyetlerini dijital teknoloji ile yönetiyoruz. Fethiye Körfezi'nde iki dip tarama gemisi ile 600 hektarlık bir alanda çalışarak 3 yılda 16 milyon metreküp dip çamurunu Fethiye Körfezi'nden çıkarıp atacağız." değerlendirmesinde bulundu.
İzmit Körfezi'nde de benzer bir çalışma yürüterek Marmara'yı eski güzel günlerine kavuşturmayı hedeflediklerini kaydeden Kurum, çalışmanın ilk etabını tamamladıklarını ifade etti.
Bakan Kurum, Eğirdir, Beyşehir, Salda, Mogan ve Meke'de her ekosistemin şartına uygun çözümler geliştirdiklerini de aktardı.
Okyanusların koruma altındaki oranı ile 2030 hedefleri arasında hala büyük bir mesafe olduğuna dikkat çeken Kurum, "Sözü eyleme, hedefi projeye, projeyi sonuca dönüştüren bir COP için hep birlikte çalışacağız. Çünkü denizlerin geleceği kıyıların geleceğidir. Kıyıların geleceği insanlığın geleceğidir ve insanlığın geleceği, birlikte koruyabildiğimiz bu mavi vatanına bağlıdır." dedi.










































