İmparatoluklar Mezarlığı olarak bilinen Afganistan, yaklaşık yarım asırdır savaşların gölgesinde yaşamaktadır. Sovyet işgalinden iç savaşa, Taliban'ın ilk iktidarından ABD öncülüğündeki 20 yıllık işgale kadar milyonlarca Afgan için günlük yaşam, çatışma, saldırı ve göç ile özdeşleşmiştir.
11 Eylül 2001 saldırılarının ardından ABD, saldırıların arkasındaki El Kaide lideri Usame bin Ladin'in Afganistan'da bulunduğunu ve Taliban yönetiminin örgüte barınma imkânı sağladığını belirterek 7 Ekim 2001'de Afganistan'a askeri müdahale başlattı. Kısa sürede Taliban yönetimi devrildi fakat savaş sona ermedi.
Taliban, sonraki 20 yıl boyunca ABD ve NATO güçleriyle mücadelesine devam etti. Washington yönetimleri Afganistan'a on binlerce asker gönderdi, ülkenin güvenlik kurumlarını yeniden yapılandırdı ve Kabil'deki hükümetlere milyarlarca dolarlık destek sağladı. Buna rağmen Taliban, özellikle kırsal bölgelerde varlığını sürdürdü ve zamanla kontrol alanını genişletti.
Savaşın Afganistan'a maliyeti oldukça ağır oldu. Brown Üniversitesi Watson Enstitüsü'nün "Costs of War" araştırmasına göre, 2001 sonrasında doğrudan savaş nedeniyle yaklaşık 243 bin kişi hayatını kaybetti. Bu rakama savaş nedeniyle ortaya çıkan hastalık, açlık, altyapının çökmesi ve sağlık hizmetlerine erişim eksiklikleri gibi dolaylı ölümler dahil değildir. ABD'nin Afganistan savaş bölgesi için yaptığı harcamaların ise yaklaşık 2,3 trilyon dolara ulaştığı hesaplandı.
20 yıllık savaşın ardından Washington, Taliban ile müzakere masasına oturdu. Şubat 2020'de Katar'ın başkenti Doha'da imzalanan anlaşma, Amerikan askerlerinin Afganistan'dan çekilmesinin yolunu açtı. ABD ve NATO güçlerinin çekilmeye başlamasıyla Taliban hızla ilerledi ve 15 Ağustos 2021'de Kabil'e girdi. Afgan hükümeti çöktü, Cumhurbaşkanı Eşref Gani ülkeyi terk etti. 30 Ağustos'ta son Amerikan askerinin Kabil Havalimanı'ndan ayrılmasıyla ABD'nin yaklaşık 20 yıl süren Afganistan savaşı sona erdi. Taliban, 20 yıl aradan sonra tekrar ülkenin yönetimini devraldı.
Taliban'ın karşı karşıya olduğu ilk büyük sınav, onlarca yıldır süren savaşın ardından güvenliği sağlamaktı. Beş yıl sonra Afganistan'daki en belirgin değişimlerden biri de bu alanda yaşandı. ABD ve NATO güçleri ile Taliban arasındaki savaşın sona ermesi, ülkenin büyük bölümündeki günlük çatışmaları önemli ölçüde azalttı. Taliban karşıtı silahlı gruplar ve DEAŞ'ın Horasan yapılanması saldırılar gerçekleştirmeye devam etse de 2021 öncesindeki ülke çapındaki savaş ortamı büyük ölçüde ortadan kalktı.
Beşinci yıl dönümü dolayısıyla Afganistan'daki durumu inceleyen araştırmalar, ülkede yaşayan Afganların önemli bir bölümünün 2021 öncesine kıyasla güvenliğin arttığını belirttiğini aktarıyor. Bir dönem bomba sesleri, intihar saldırıları ve çatışmalarla dünya gündemine gelen Kabil'de bugün günlük hayatın en belirgin sorunları güvenlikten ziyade işsizlik, hayat pahalılığı ve ekonomik beklentiler üzerinden tartışılmaktadır.
Taliban yönetimi, beş yıllık döneminin en önemli kazanımlarından birinin ülke genelinde merkezi güvenliğin sağlanması olduğunu savunuyor. Ancak 2021'de Afganistan ekonomisi ağır bir şok yaşadı. Yabancı yardımların kesilmesi, Afganistan Merkez Bankası'nın yurt dışındaki rezervlerinin dondurulması, uluslararası bankacılık sistemindeki kısıtlamalar ve ülkeden sermaye çıkışı, ekonominin hızla küçülmesine neden oldu.
Ancak ilk büyük daralmanın ardından ekonomi yeniden büyümeye başladı. Dünya Bankası verilerine göre, Afganistan ekonomisi 2023'te yüzde 2,3, 2024'te yüzde 2,5 büyüdü. 2025'te ise büyüme hızının yaklaşık yüzde 4,3'e ulaşması tahmin edilmektedir. Büyümede özellikle tarım, sanayi, madencilik, inşaat ve hizmet sektörlerindeki hareketliliğe dikkat çekilmektedir.
Taliban yönetiminin önemli değişikliklerinden biri de devlet gelirlerinde görüldü. Gümrüklerden ve iç vergilerden elde edilen gelirlerin artırılması, yıllarca dış yardımlara bağımlı yaşayan Afgan devletinin kendi gelir kaynaklarını genişletmesini sağladı. Ekonominin önünde hâlâ işsizlik, yoksulluk, uluslararası finans sistemine erişim ve hızla artan nüfus gibi ciddi sorunlar bulunmaktadır. Ancak 2021'de ekonomik çöküşün eşiğinde görülen Afganistan'ın art arda büyüme kaydetmesi, beş yıllık dönemin dikkat çeken gelişmelerinden biri oldu.
Taliban yönetiminin ekonomi politikasında en fazla önem verdiği alanlardan biri madenciliktir. Afganistan; bakır, demir, altın, kromit, kömür, mermer ve lityum dahil olmak üzere önemli maden rezervlerine sahiptir. Ancak onlarca yıl süren savaş, güvenlik sorunları ve altyapı eksiklikleri nedeniyle bu kaynakların büyük bir bölümü ekonomiye kazandırılamadı.
Taliban yönetimi son yıllarda Çin, İran, Katar, Türkiye, Özbekistan ve diğer bölge ülkelerinden yatırımcılarla madencilik alanında görüşmeler yapmış ve çok sayıda ruhsat ile işletme anlaşması imzalamıştır. Özellikle dünyanın en büyük işletilmemiş bakır yataklarından biri kabul edilen Mes Aynak, yeniden gündeme gelmiştir. Çinli şirketlerin yıllardır bekleyen projeyi hayata geçirmesi için çalışmalar hızlandırılmıştır. Madencilikten elde edilecek gelir, Taliban yönetiminin dış yardımlara bağımlılığı azaltma stratejisinin temel unsurlarından biri olarak görülmektedir.
Beş yıllık dönemde dikkat çeken bir başka değişim de altyapı yatırımları olmuştur. Taliban yönetimi, yollar, barajlar, sulama sistemleri, demiryolları ve enerji projelerine öncelik vermiştir. Bunların en önemlilerinden biri Kuştepe Kanalı'dır. Amu Derya'dan Afganistan'ın kuzeyine su taşımayı amaçlayan yaklaşık 285 kilometrelik kanalın, yüz binlerce hektarlık tarım alanını sulaması hedeflenmektedir. Proje tamamlandığında, Afganistan'ın kuzeyindeki tarımsal üretimin önemli ölçüde artırılması ve ülkenin gıda ithalatına bağımlılığının azaltılması planlanmaktadır. Kanal, Özbekistan ve Türkmenistan gibi aşağı havza ülkelerinde su kaynakları konusunda endişeye yol açsa da Afganistan açısından son yılların en büyük altyapı yatırımlarından biri olarak öne çıkmaktadır.
Bunun yanında, ülkeyi Orta Asya, İran ve Pakistan'a bağlayacak kara ve demiryolu hatları üzerinde de çalışmalar sürmektedir. Afganistan'ın coğrafi konumunu bir dezavantajdan ekonomik avantaja dönüştürmek isteyen yönetim, ülkeyi Orta Asya ile Güney Asya arasındaki ticaret ve transit koridorlarından biri haline getirmeyi hedeflemektedir.
Taliban'ın 2021'de yeniden iktidara gelmesinin ardından karşılaştığı en büyük sorunlardan biri uluslararası izolasyon olmuştur. İlk yıllarda ülkelerin büyük bir kısmı Taliban yönetimiyle resmi ilişki kurmaktan kaçındı. Beş yıl sonra ise tablo önemli ölçüde değişti. Rusya, Taliban yönetimini resmen tanıyan ilk ülke oldu. Ancak diplomatik değişim yalnızca Moskova ile sınırlı kalmadı. Çin, İran, Türkiye, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Hindistan ve Orta Asya ülkeleri, Taliban yönetimiyle farklı seviyelerde temaslarını artırdı.
Çin, Taliban yönetiminin gönderdiği büyükelçinin güven mektubunu kabul ederken, Hindistan da Kabil ile diplomatik temaslarını genişletti. Orta Asya ülkeleri, Afganistan'ı giderek daha fazla bölgesel ticaret ve ulaşım projelerinin bir parçası olarak değerlendirmeye başladı. Batılı ülkelerin yaklaşımında da pragmatik temasların arttığı görülüyor. İngiltere ve bazı Avrupa ülkeleri, göç, güvenlik ve insani meseleler konusunda Taliban yetkilileriyle doğrudan görüşmeler gerçekleştirmektedir.
Beş yıl önce uluslararası sistemden tamamen dışlanabileceği düşünülen Taliban yönetimi, böylece henüz geniş çaplı resmi tanınma elde edemese de giderek daha fazla ülkenin doğrudan muhatap aldığı bir yönetime dönüşmüştür.
Beş yıl önce dünya, Kabil'den ayrılan son ABD askerlerini konuşuyordu. Bugün ise Afganistan; artan güvenlik, ekonomik büyüme, maden yatırımları, büyük altyapı projeleri ve genişleyen diplomatik ilişkileriyle gündemde. Peki, Taliban yönetimindeki 5 yılda Afganistan nasıl değişti?
- Savaşın ardından: İlk önce güvenlik
- Ekonomi yeniden büyüyor
- Afganistan'ın yer altı zenginlikleri yeniden gündemde
- Büyük altyapı projeleri hızla inşa ediliyor
- Diplomatik yalnızlık azalıyor


































