- İzmir'de, bir kişi, akrabasının aynı gün içinde kendisine 45 mesaj gönderdiğini iddia ederek şikayette bulundu. Şikayetçi, rehberinde kayıtlı olmayan bir numaradan gelen mesajları önce göndereni öğrenmek için yanıtladığını, öğrendikten sonra rahatsız edilmek istemediğini belirttiğini, ancak mesajların devam ettiğini belirtti. İzmir Asliye Ceza Mahkemesi, sanık hakkında 'Kişilerin huzur ve sükununu bozma' suçundan dava açtı. Mahkeme, şikayetçinin rahatsız edilmek istemediğini belirtmesine rağmen sanığın eylemini sürdürdüğünü değerlendirerek 2 ay 15 gün hapis cezası verdi.
- Sanık, karara itiraz etti ve dosya İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi'ne taşındı. İstinaf mahkemesi, taraflar arasında karşılıklı yazışmalar bulunduğunu, sanığın konuşmanın sonunda 'Rahatsız olduysan asla mesaj atmam' dediğini, mesajların aynı gün gönderildiğini ve sonrasında başka mesaj atılmadığını belirtti. Mahkeme, sanığın sırf karşı tarafın huzur ve sükununu bozmak amacıyla hareket ettiğinin ve suçun oluşması için gerekli 'ısrar' unsurunun gerçekleştiğinin kabul edilemeyeceğini gerekçe göstererek beraat kararı verdi.
- Beraat kararının temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay Ceza Dairesi'ne geldi. Yargıtay, kararın bozulmasına karar verdi. Kararda, mesajları alan kişinin rahatsız edilmek istemediğini ve aksi halde şikayetçi olacağını bildirmesine rağmen sanığın bu uyarıyı dikkate almayarak toplam 45 mesaj gönderdiği belirtildi. Yargıtay, sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulması gerekirken beraat kararı verilmesini hukuka aykırı bularak kararı bozdu.
- Yargıtay'ın bozma kararının ardından dosyayı yeniden ele alan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi, sanığı 'Kişilerin huzur ve sükununu bozma' suçundan 2 ay 15 gün hapis cezasına çarptırdı. Karar, sanık avukatı tarafından yeniden temyiz edildi. Sanık avukatı, müvekkilinin akrabası olan kişinin yalnızca hatırını sormak istediğini, rahatsız etme kastının bulunmadığını ve suçun unsurlarının oluşmadığını savunarak beraat talebinde bulundu. Dosyayı inceleyen Yargıtay Ceza Dairesi, yargılama işlemlerinin usul ve kanuna uygun yapıldığını, delillerin gerekçeli kararda değerlendirildiğini, sanığın eyleminin sabit olduğunu ve suç vasfı ile yaptırımın doğru belirlendiğini ifade etti. Daire, istinaf mahkemesinin kararında hukuka aykırılık bulunmadığına hükmedip, sanığın temyiz isteminin esastan reddi ile 2 ay 15 gün hapis cezasının oy birliğiyle onanmasına karar verdi.








































