Uzun süre güneş altında kalmak, yeterince sıvı almamak ve vücut ısısının yükselmesi beyin için ciddi sonuçlar doğurabilir. Yaz aylarında güneşle birlikte enerjimiz ve moralimiz yükselse de, aşırı sıcaklar beynimizi zorlayan göz ardı edilemeyecek bir yük taşır. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Derya Uludüz, yükselen sıcaklıkların kalp kadar beyin için de büyük bir risk oluşturduğuna dikkat çekerek, "Bazı belirtileri ciddiye almamak hayati tehlike yaratabilir" dedi.
Sıcak havada uzun süre ayakta kalan ya da oturduğu yerden aniden ayağa kalkan bir kişi göz kararması, kulaklarda uğultu, mide bulantısı ve soğuk terleme gibi belirtiler yaşayabilir. Ardından kısa süreli bilinç kaybı gelişebilir. Bu duruma sıcak senkobu, yani sıcakla ilişkili bayılma denir.
Yeterince sıvı alınmadığında dolaşan kan miktarı azalır, tansiyon düşebilir ve beyne giden kan akımı geçici olarak yetersiz hale gelebilir. Bu süreç hafif olduğunda yorgunluk, baş ağrısı ve dikkat dağınıklığı ile başlar. İlerledikçe sersemlik, bayılma, bilinç değişikliği, nöbet ve koma gibi daha ciddi nörolojik belirtiler ortaya çıkabilir.
Bu durum, vücudun aşırı terlemeyle su ve tuz kaybetmeye başladığının önemli bir uyarısıdır. Baş ağrısı, yoğun susama, bulantı, baş dönmesi, halsizlik, sinirlilik, kas krampları, aşırı terleme, hızlı nabız ve idrar miktarında azalma görülebilir. Bu tablo biraz dinlenince geçer diye düşünülmemelidir; çünkü sıcak bitkinlik, yaşamı tehdit eden sıcak çarpmasına dönüşebilir.
Sıcak çarpmasında vücudun ısı kontrol sistemi çökmeye başlar ve beyin fonksiyonları etkilenir. Burada ayırt edici nokta, zihinsel durumdaki bozulmadır. Sıcakta kalan kişi mantıklı konuşamıyor, yürüyemiyor ya da çevresini tanıyorsa, bu bir acil durumdur. Tedavi gecikirse kalıcı beyin hasarı, çoklu organ yetmezliği ve ölüm gelişebilir.
Özellikle damar hastalığı olan kişilerde susuzluk arttıkça kan koyulaşır, pıhtılaşmaya eğilim yükselir ve kalp dolaşımını sürdürebilmek için daha fazla çalışmak zorunda kalır. Tansiyon bazen aniden düşer, bazen de gün içinde sert dalgalanmalar yaşar. Vücudun uzun süre maruz kaldığı yoğun ısı stresi, damar duvarlarını ve iltihaplanma süreçlerini etkileyerek felce zemin hazırlayabilir.
Felç, bazen yüzün bir tarafında hafif bir kayma, bir kolda ya da bacakta aniden gelişen güçsüzlük, konuşmanın bozulması, birden ortaya çıkan görme kaybı veya beklenmedik bir denge sorunu ile kendini gösterebilir. Bu tür bir durumda "Sıcaktan oldu, biraz dinlenince geçer" diye beklemek tehlikelidir. İnmede kaybedilen her dakika, beyin dokusu için önemlidir; bu nedenle hemen 112 aranmalıdır.
Yaz ayları migreni olan kişiler için de zorlayıcı olabilir. Yoğun sıcak, parlak güneş ışığı, uyku düzenindeki değişim, öğün atlama ve uzun süre aç kalma migren atağını kolaylaştırabilir. Yaş ilerledikçe susama hissi azalabilir ve vücudun ısıyı dışarı atma kapasitesi zayıflayabilir. Bebekler, gebeler, açık havada çalışanlar, yoğun spor yapanlar ve yalnız yaşayan kişiler de risk altındadır.
Kalp, böbrek ve akciğer hastalığı olanlar; diyabet, hipertansiyon, obezite, migren, epilepsi veya daha önce inme öyküsü olanlar sıcak günlerde daha dikkatli olmalıdır. İdrar söktürücüler, bazı tansiyon ilaçları ve bazı antidepresanlar susama hissini, terlemeyi, tansiyonu veya vücudun ısı kontrolünü etkileyebilir; ancak bu ilaçlar kesinlikle doktora danışılmadan bırakılmamalıdır.
- Kişiyi hemen serin, gölgeli bir yere alın. Baş dönmesi ve bayılacak gibi olma hissi varsa yere yatırın. Üzerindeki fazla giysileri gevşetin ya da çıkarın.
- Bilinci tamamen açıksa ve rahat yutabiliyorsa, küçük yudumlarla serin su verin. Cildini suyla ıslatın, hava dolaşımını artırın.
- Soğuk paketleri bir beze sararak boyun, koltuk altı ve kasık bölgelerine yerleştirin.
- Bilinç bulanıklığı, anlamsız konuşma, yürüyememe, nöbet, çok yüksek vücut ısısı ya da bilinç kaybı varsa hemen 112’yi arayın. Bu durumda ağızdan su, ilaç ya da yiyecek vermeyin. Ambulans gelene kadar kişiyi soğutmaya devam edin.
Sıcakların etkisinden korunma yolları:
- Suyu susamadan için: Suyu bir anda büyük miktarlarda içmek yerine, gün boyunca düzenli aralıklarla ve küçük yudumlarla tüketmek daha doğru olur. İdrarın renginin koyulaşması, miktarının azalması, ağız kuruluğu, baş ağrısı, yorgunluk ve sersemlik susuzluk işaretidir.
- Günün en sıcak saatlerinde hayatı yavaşlatın: Hareketli işleri sabahın erken saatlerine ya da akşam serinliğine bırakmak akılcı bir çözümdür. Öğle saatlerinde dışarı çıkmak zorundaysanız, temponuzu düşürün, sık sık gölgede mola verin.
- Şapka önemlidir ama tek başına yeterli değildir: Yazın yalnızca şapka taktığınız için kendinizi tamamen güvende sanmayın. Şapka başı doğrudan güneşten koruyabilir ama vücudun genel ısı yükünü ortadan kaldırmaz. Açık renkli, ince, hafif ve bol giysiler tercih etmek vücudun serinlemesini kolaylaştırır.
- Evin içindeki sıcaklığı hafife almayın: Güneş alan, havasız ve iyi serinletilemeyen evler, özellikle ileri yaştaki kişiler için ciddi bir risk oluşturabilir. Kapalı ortamda biriken sıcaklık, fark edilmeden vücut ısısını yükseltebilir. Gündüz güneş alan perdeleri ve panjurları kapatmak, evin içeri daha az ısı almasını sağlar. Hava akşam serinlediğinde pencereleri açarak evi havalandırmak, içeride biriken sıcak havayı azaltır.
- Alkolden ve aşırı kafeinden uzak durun: Alkol, sıcak havada sıvı kaybını artırabilir, tansiyon ve denge üzerinde etkili olabilir. Sıcak günlerde temel içeceğin su olması en doğru yaklaşımdır.


































