- Cumhurbaşkanı Erdoğan, Malazgirt Meydan Muharebesi Tarihi Milli Parkı'nda gerçekleştirilen Malazgirt Zaferi'nin yıl dönümü kutlama programına katıldı.
Törende, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve diğer siyasi parti liderleri de yer aldı. Etkinliklerin ilk aşaması olan Ahlat’taki ziyaretlerini hatırlatan Erdoğan, "Dün Anadolu’nun giriş kapısı olan ata şehrimiz Ahlat’ta gençlerimizle bir araya geldik. Ardından Kabine toplantımızı Cumhurbaşkanlığı Ahlat Külliyesi'nde üçüncü kez gerçekleştirdik. Şimdi de Malazgirt’teyiz." ifadelerini kullandı.
Malazgirt Zaferi’nin Türk ve dünya tarihi açısından önemine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şunları belirtti:
- "Sevgili Muşlu kardeşlerim; Milliyetçi Hareket Partisi'nin Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, siyasi partilerimizin değerli liderleri, Türkiye Yüzyılı'nın teminatı olan sevgili gençler, kıymetli hanım kardeşlerim; hepinizi en içten duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Malazgirt’te, Bizans’ın paslı kilidini iman anahtarıyla kırıp Anadolu’nun cümle kapısını açtığımız bu anlamlı günde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Malazgirt Zaferimizin yıl dönümü mübarek olsun.
Malazgirt’te, aziz vatanımızın kapılarını bize açan Sultan Alparslan’ı ve onun kutlu ordusunu, şehit ve gazilerimizi bir kez daha saygıyla anıyorum. Burayı dolduran, dünyaya güçlü bir birlik mesajı veren siz değerli kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. Beyaz başörtüleriyle burayı adeta bir papatya bahçesine dönüştüren hanım kardeşlerime, gelecekteki zaferlerin müstakbel neferleri olarak gördüğüm genç kardeşlerime özel teşekkürlerimi iletiyorum.
Tarihinize, ruh köklerinize, ecdadın mukaddes emanetine sahip çıktığınız için; Alparslan’ın ve gazilerinin ruhlarını bir kez daha şad ettiğiniz için sizleri yürekten tebrik ediyorum. Rabbim sizleri korusun ve bu aziz millete en hayırlı hizmetleri yapmayı siz gençlerimize nasip etsin.
Bugün aynı zamanda Anadolu’nun harim-i ismetine uzanan kirli elleri topraklarımızdan söküp atmak üzere başlattığımız Büyük Taarruz’un 102'nci yıl dönümünü idrak ediyoruz. Bu vesileyle Millî Mücadele’de bağımsızlığımız için bedel ödeyen şehit ve gazilerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Sevgili gençler, biz Malazgirt’te ebedi yurt kıldığımız bu cennet vatanı tam 850 yıl sonra işgalcilere karşı canımız pahasına savunmuş bir milletiz.
Devletimizin bekası, milletimizin varlığı ve bayrağımızın göklerde gururla dalgalanması için anadan, yardan, serden geçmiş kahraman bir milletiz. Vatanımız söz konusu olduğunda, devletimizin ve milletimizin istikbali tehlikeye girdiğinde kimseye boyun eğmeyiz. Tebrik ediyorum; sağ olun, var olun. İnşallah başımız dik, alnımız ak bir şekilde kıyamete kadar bu topraklarda özgürce yaşamaya devam edeceğiz.
Malazgirt’in önemi, onun başlı başına bir tarih olmasından kaynaklanır. Bayrak şairimiz Arif Nihat Asya, burada yazılan o muhteşem destanı şöyle ifade etmiştir: 26 Ağustos 1071’de Sultan Alparslan ordusuyla beraber cuma namazını eda etti ve dualar etti. Dua bitince, yiğit Sultan ordusuna dönüp "Daha ne zamana kadar biz azınlıkta, düşman çoğunlukta olduğu halde böyle bekleyeceğiz?" dedi. "Ben bizzat Müslümanların minberlerde bizim için dualar ettikleri vakitte düşmanın üzerine atılmak istiyorum. Galip gelirsek ne ala, aksi takdirde şehit olarak cennete gideceğiz." Sözlerini bitirince, "Ölürsem kefenim olsun" diyerek giydiği beyaz elbisesi sırtında, okunu ve yayını aldı, düşmana yaklaştığında atından inip yüzünü toprağa sürerek dualar etti. Sonra atına tekrar bindi ve gazanferlerle düşmanın üzerine atıldı. Savaşın sonunda Malazgirt’te tarihe geçen görkemli bir destan yazdı.
Sultan Alparslan, muhteşem zaferiyle sadece Anadolu’nun kapılarını milletimize açmadı; Selahaddin Eyyubi ile Kudüs’e, Sultan Fatih ile İstanbul’a ve Osmanlı Cihan Devleti ile üç kıtaya giden yolları da açtı. Anadolu’dan Balkanlar’a, Hicaz’dan Kuzey Afrika’ya, Adriyatik’ten ata yurdumuza giden yolları da açtı. İşte o kilidi Sultan Alparslan ve ordusu açtı.
Merhum Fazıl Hüsnü Dağlarca bunu şöyle anlatıyor: "Bağladı atının kuyruğunu, yaptı bir topuz / Ölümü ölüme doladı Alparslan / Sürdük atlarımızı üstüne, üç yüz binin atıldık / Sağlı sollu damar damar yarıldı gökyüzü." Alparslan ve yiğitlerinin aziz ruhları şad olsun. Medeniyet coğrafyamızı ihya eden ecdadın ruhu şad olsun. Bin yıldır Şehitler Tepesi'ni boş bırakmayan tüm şehitlerin ruhları şad olsun.
Tarihte bazı hakikatler vardır ki bunların tahrif edilmesi ya da inkar edilmesi mümkün değildir. Bu gerçeklerden biri de şudur: Biz millet olarak ne zaman bir olduysak, birlik olduysak, sırt sırta, omuz omuza verdiysek, başarılara ve zaferlere ulaştık. 955 yıl önce Malazgirt destanını böyle yazdık. Çanakkale’de, Millî Mücadele’de, 15 Temmuz’da zorlukları bu şekilde aştık. Bağımsızlığımıza kasteden tüm alçakları bozguna uğrattık. Ancak tefrikaya kapıldığımızda, birbirimizden uzaklaştığımızda ciddi tehlikeler yaşadık.
Biz coğrafi olarak dikensiz bir gül bahçesinde yaşamıyoruz. Dünyanın en zorlu bölgesinde tam bin yıldır onurumuzla yaşamaya çalışıyoruz. Bu coğrafyada güçlü olmaktan, bir ve beraber olmaktan başka seçeneğimiz yoktur. Sadece kendi hak ve hukukumuzu korumak için değil; yüzünü ülkemize çevirmiş milyonlarca kardeşimiz için de güçlü olmak zorundayız. Ekonomiden sağlığa, eğitimden ulaştırmaya tüm çabamız, müreffeh bir Türkiye inşa etmek içindir. Bu uğurda elimizle birlikte gövdemizi de taşın altına koymuş durumdayız.
Millet olarak çok eski bir geleneğimiz var. Bir sefere çıktığımızda, bir yola baş koyduğumuzda atımızın kuyruğunu bağlarız. Bu, geri dönmeyeceğimizi ve sonuna kadar gideceğimizi anlatmak içindir. İşte biz de Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmek için atımızın kuyruğunu bağladık. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerimizi gerçekleştirmek üzere atımızın kuyruğunu bağladık. İçinde bulunduğumuz coğrafyayı yeniden barış ve esenlik yurdu yapmak için atımızın kuyruğunu bağladık.
Dost düşman herkes şunu bilsin ve anlasın: Bölgemizde tarih yeniden yazılıyor. Türkiye, vicdanlı, ilkeli ve barışçıl politikalarıyla tarihe yön veriyor. Bunun önünü artık hiç kimse kesemez. Tahriklerle, tuzaklarla Türkiye’nin ve Türk milletinin kutlu yürüyüşünü durduracaklarını zannedenler hayal kırıklığına uğrayacaktır. Biz doğru bildiğimiz yoldan sapmayacak; azimle, sabırla ve kararlılıkla ilerlemeye devam edeceğiz.
- Allah yolumuzu açık etsin. Bu düşüncelerle Malazgirt Zaferimizin yıl dönümü bir kez daha mübarek olsun. Anadolu’yu bizlere vatan eyleyen şehit ve gazilerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum. Etkinliklere bu yıl defa öncülük ederek gençlerimize tarih şuuru kazandıran Okçular Vakfımızı tebrik ediyorum. Programı teşrif eden tüm misafirlerimize içten teşekkürlerimi sunuyorum.





































