İktidarın, zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapan çarpık ekonomi politikası büyüme verilerinde kendini gösteriyor. Emeğin milli gelirdeki payı 4.6 puan azaldı, sermayenin payı ise 3.9 puan arttı. Bu durum, kaynakların yoksuldan zengine aktığını ortaya koyuyor.
- Türkiye, bu yılın nisan-mayıs-haziran aylarını kapsayan çeyrek döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2.3, bu yılın ilk çeyreğine göre ise yüzde 1.1 büyüdü. Yüzde 2.8’lik beklentinin altında gerçekleşen bu büyüme, gelir dağılımındaki adaletsizliği daha da derinleştirdi. Milli gelirden emeğin aldığı pay 4.6 puan azalmışken, sermayenin payı 3.9 puan artış gösterdi. Yılın ikinci çeyreğinde Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) 19.9 trilyon lira (438.3 milyar dolar) oldu. Bu dönemde tarım sektörü, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13.3 ile yüksek bir büyüme gerçekleştirdi. Ancak, üretim artışının yanı sıra girdi maliyetlerindeki olağanüstü artış ve yüksek gıda enflasyonu, bu büyümenin ucuzluk getirmediği gibi pahalılığın da bir işareti oldu.
Fakirleştiren büyüme
Bilgi ve iletişim faaliyetleri, yüzde 8.6 ile hızlı büyüme listesinde önde yer alırken, sanayi sektöründe yalnızca yüzde 2.4'lük cılız bir büyüme yaşandı. Bu dönemde inşaat sektörü yüzde 1.9 küçüldü. Ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmetlerindeki büyüme ise yüzde 0.5’te kaldı.
Yılın ikinci çeyreğinde en dikkat çekici gelişme, gelirin çarpık paylaşımında yaşandı. Emeğin gelirden aldığı pay, 5 puana yakın bir azalışla yüzde 42.7'den yüzde 38.1'e düştü. Buna karşın sermayenin gelirden aldığı pay yaklaşık 4 puanlık artışla yüzde 37.7'den yüzde 41.6'ya çıktı. Emeğin kaybettiği gelir, sermaye sahiplerine gitti. Aynı dönemde yatırımın payı da düştü; sabit sermaye oluşumu yüzde 22.2'den yüzde 21.2'ye geriledi.
Emeğin ülke gelirinden aldığı pay düşerken, sermayenin payının arttığı bu çeyrek dönemde yıllıklandırılmış GSYH 1 trilyon 706 milyar dolar, kişi başına düşen milli gelir de 19 bin 230 dolar seviyesine yaklaştı. 2025 yılında kişi başına gelir 18 bin 40 dolar olarak açıklanmıştı. İktidarın gelirin dağılımını emekten sermayeye doğru çeviren politikaları, dar ve sabit gelirlilerin yoksullaştığı bir dönemde verilere ‘zenginlik’ olarak yansıdı. Zenginleşen sermaye ile yoksullaşan emeğin gelirleri toplandığında, ortaya sanal bir zenginlik görüntüsü çıktı.
- İkinci çeyrekte ihracat yüzde 3.4 küçülürken, ithalattaki azalış da yüzde 6.4 oldu. İhracattaki gerileme, geçen yılın çeyreğinden (temmuz-eylül) bu yana aralıksız devam ediyor. İhracattaki düşüşün büyük ölçüde döviz kurlarına yönelik baskılama politikasından kaynaklandığı ifade ediliyor.
- Verileri değerlendiren Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, iç talepte dengelenmenin sürdüğü görüşünü paylaşırken, 2026 genelinde büyümenin Orta Vadeli Program hedefinin bir miktar altında gerçekleşeceğini belirtti. Orta Vadeli Program’da 2026 büyüme hedefi yüzde 3.8 olarak belirlenmişti.
Sanal zenginlik! 📉
İhracat da ithalat da azaldı.
2026 hedefinin altına düşecek.








































