Fransa'da son dönemde artan şiddetli protestolar, aşırı sağcı lider Marine Le Pen'in cumhurbaşkanlığı yarışındaki konumunu güçlendirdi. Ulusal Birlik (RN) Partisi'nin lideri Le Pen, düzeni yeniden tesis etme vaadiyle anketlerde öne çıkıyor. Hakkındaki yargı engeline rağmen, krizden güç toplayarak cumhurbaşkanlığı yarışında elini güçlendiriyor.
Fransa'yı etkisi altına alan şiddetli protestolar, ülkenin yerleşik siyaset kurumunu sarsarken, Le Pen bu kriz ortamından daha güçlü bir konumda çıkmayı hedefliyor. On yılı aşkın süredir Fransa'yı göç dalgaları ve kanunsuzluk nedeniyle sürüklenen bir ülke olarak tanımlayan Le Pen, düzeni yeniden tesis etme vaadiyle anketlerde öne çıkıyor.
Le Pen, Fransa bayrağının yanında ve bir kitaplığın önünde gerçekleştirdiği ulusa sesleniş benzeri video konuşmasında mevcut krizi doğrudan Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un otoritesine yönelik bir güven kaybı olarak niteleyerek, "Ülkemiz bir mengenenin içine sıkışmış durumda, şiddet ile acizlik arasında rehin tutuluyor. Fransız halkı altı ay içinde farklı bir yolu; otorite ve yeniden tesis edilmiş güvenliğin yolunu seçebilecek." ifadelerini kullandı.
Fransız kamuoyu araştırma şirketi Ipsos BVA bünyesinde görev yapan anketör Adélaïde Zulfikarpasic, bu yaklaşımın Le Pen'e güçlü bir konum kazandırdığını belirterek, "Sanki şimdiden görevde, Élysée Sarayı'ndaymış gibi. İnsanlar artık devletin kendilerini koruyacağına ve ihtiyaçlarını karşılayacağına güvenmiyor. O ise bununla tezat oluşturuyor." değerlendirmesinde bulundu.
Sokaklardaki şiddet, diğer adayların konumunu da etkiliyor. Aşırı solcu cumhurbaşkanı adayı Jean-Luc Mélenchon'un göstericilere verdiği açık destekle gündemde yer bulması, yerleşik siyasetçileri geri plana iterken, Mélenchon'un Le Pen ile ikinci tura kalma ihtimalini artırıyor. Anketler, böyle bir senaryoda Le Pen'in yarışı rahatlıkla kazanacağını gösteriyor.
Daha önceki seçimlerde ilk tur öncesi anketlerde önde olmasına rağmen ikinci turda Macron etrafında birleşen seçmenler nedeniyle kaybeden Le Pen, Macron'un bu kez dönem sınırına takılarak aday olamamasıyla farklı bir siyasi zeminle karşılaşıyor. Geçmişte babası Jean-Marie Le Pen'den devraldığı partinin Holokost'u önemsizleştiren söylemleri ve kendisinin 2017'deki euro bölgesinden çıkma vaadi nedeniyle güvenilmez bulunan aşırı sağ hareket, günümüzde rollerin değiştiği bir tablo çiziyor.
Le Pen'in Türkiye karşıtı ifadeleri de bu noktada dikkat çekiyor. Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye sunduğu üyelik öncesi desteği eleştiren Le Pen, Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkıyor.













































