Kentte birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesine yönelik çalışmalar devam ederken, aile hekimliklerinde koruyucu sağlık hizmetlerinden kanser ve çocukluk dönemi taramalarına kadar birçok alanda hizmet sunulmaktadır.
Bu çerçevede, 1 Ocak-31 Temmuz tarihleri arasında yaklaşık 460 bin kişiye kanser taraması yapılmış ve herhangi bir belirti veya şikayeti bulunmayan yaklaşık 1500 kişiye kanser tanısı konulmuştur. Ayrıca, aile hekimleri aracılığıyla yaklaşık 2 milyon kişi, MHRS'ye başvurmadan doğrudan hastanelerde uzman hekim randevusuna yönlendirilmiştir.
Kentte aynı dönemde yapılan toplam 130 milyon 400 bin muayenenin 51 milyon 845 bin 321'i aile hekimliklerinde gerçekleştirilmiş olup, bu durum birinci basamak sağlık hizmetlerinin toplam sağlık hizmetleri içindeki payını göstermektedir.
Halk Sağlığı Haftası kapsamında değerlendirmelerde bulunan İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, Türkiye'nin 2002'den itibaren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın öncülüğünde hayata geçirilen Sağlıkta Dönüşüm Programı ile sağlık alanında önemli bir değişim yaşadığını ifade etti. Güner, bu süreçte İstanbul'da yatak kapasitesinden teknolojik altyapıya, teşhis ve tedavi hizmetlerinden koruyucu sağlık hizmetlerine kadar birçok alanda önemli dönüşümler gerçekleştirildiğini belirtti.
2002 yılında yaklaşık 19 bin olan yatak sayısının bugün 46-47 bine ulaştığını vurgulayan Güner, 8-10 kişilik koğuşlardan, içerisinde buzdolabı, televizyon ve ayrı tuvaleti bulunan bir veya iki kişilik otel konforundaki odalara geçiş yapıldığını anlattı. Güner, İstanbul'un sağlık hizmetlerinin yalnızca kentte yaşayanlara değil, Türkiye'nin dört bir yanından ve dünyanın farklı ülkelerinden gelen hastalara da hizmet verdiğini belirtti.
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu'nun ortaya koyduğu "Koruyan, Üreten, Geliştiren Sağlık Modeli" hedefi doğrultusunda çalıştıklarını kaydeden Güner, yalnızca tedaviye odaklanmadıklarını, mevcut sağlığın korunması ve insanların daha sağlıklı ve refah içinde yaşamalarını sağlayacak bir sistem oluşturmayı amaçladıklarını ifade etti. 1 Ocak-31 Temmuz tarihleri arasında yaklaşık 130 milyon muayene gerçekleştirildiğini aktaran Güner, birinci basamak sağlık hizmetlerine özel bir önem verdiklerini vurguladı.
2002 yılında 217 olan sağlık ocağı sayısının, bugün aile sağlığı merkezi adıyla 1121'e ulaştığını belirten Güner, aile hekimi sayısının da 5 bin 204'e yükseldiğini bildirdi. İstanbul'da birinci basamak sağlık hizmetlerinden yararlanan vatandaş sayısının giderek arttığını kaydeden Güner, insanların sağlığını korumanın öncelikli hedefleri olduğunu belirtti. Bu hedefe ulaşmak için aile hekimlikleri, aile sağlığı merkezleri ve sağlıklı hayat merkezleri aracılığıyla çalışmalar yürütmektedirler.
Güner, İstanbul'da bu yıl gerçekleştirilen 130 milyon muayenenin yaklaşık 50 milyonunun aile hekimliklerinde yapıldığını belirterek, vatandaşların yalnızca hastalandıklarında değil, kendi teşhisleri ve taramaları için de aile hekimlerine başvurması gerektiğini vurguladı. Aile hekiminin, vatandaşın sağlık sistemindeki ilk danışmanı olduğunu ifade eden Güner, sağlık avukatı ve danışmanı olarak aile hekimine danışmanın önemine dikkat çekti.
Birinci basamakta 54 parametrede laboratuvar tetkikleri yapıldığını dile getiren Güner, bunun yanı sıra meme kanseri, kalın bağırsak kanseri ve rahim ağzı kanserine yönelik taramaların da gerçekleştirildiğini anlattı. Yaşlılar ve belirli yaş gruplarındaki kişilerin sağlık kuruluşlarına başvurmasını beklemeden tarama çalışmalarının yürütüldüğünü belirten Güner, vatandaşların taramalara davet edildiğini, gerektiğinde sağlık ekiplerinin kişilerin bulunduğu yere giderek taramaları gerçekleştirdiğini ifade etti.
Kanser taramalarına önem verdiklerinin altını çizen Güner, İstanbul'da bu yıl yaklaşık 460 bin kişinin kanser taraması yaptırdığını söyledi. Taramalar sonucunda herhangi bir belirti veya şikayeti bulunmayan yaklaşık 1500 kişiye kanser tanısı konulduğunu belirten Güner, bu kişilerin erken teşhis sayesinde hızlı bir şekilde tedaviye başladığını dile getirdi. Geçen yıla göre kanser taramalarında yüzde 30, meme kanseri taramalarında ise yaklaşık yüzde 150 artış yaşandığını kaydetti.
İstanbul'da 34 sağlıklı hayat merkezi, 1121 aile sağlığı merkezi ve 5 bin 200 aile hekimi ile taramaların sürdürüleceğini belirten Güner, birinci basamağın güçlendirilmesiyle vatandaşların bu hizmetlere olan talebinin de artacağını ifade etti. Birinci basamak sağlık hizmetlerinin yalnızca yetişkinlere yönelik olmadığını vurgulayan Güner, çocuklara yönelik taramaların da devam ettiğini söyledi.
Çocukluk dönemi erken teşhisinin önemine işaret eden Güner, aile hekimliklerinde yapılan otizm taramalarında bugüne kadar 3 binden fazla çocuğa otizm tanısı konulduğunu aktardı. SMA taramalarının da sürdüğünü bildiren Güner, İstanbul'da yaklaşık 90 bin yenidoğan ile 70 bin yetişkine SMA taraması yapıldığını belirtti. Çocuklara yönelik tarama programlarının erken teşhis ve tedavi açısından önemli olduğunu ifade eden Güner, topuk kanı ve neonatal tarama programıyla metabolik hastalıkların da takip edildiğini söyledi.
Türkiye'nin aşılama programı sayesinde bulaşıcı hastalıklarla mücadelede önemli bir noktada olduğunu anlatan Güner, "Bugün çiçek hastalığı, bulaşıcı hastalıklardan, pandemilerden bahsetmiyorsak ve Avrupa şu anda kızamık hastalığıyla ilgili problemler yaşıyorsa, biz bu konuyu daha kontrollü bir şekilde yürütebiliyorsak aşılama programımızdan kaynaklı. Bu yıl kentte 2 milyon 400 bin kişiye aşılama yaptık." bilgisini paylaştı.
Topuk kanı, neonatal tarama ve diğer tarama programlarının önemine de değinen Güner, doğumdan itibaren erken teşhis ve tedavinin sağlanması ile sağlıklı yaşamın teşvik edilmesinin hedeflendiğini belirtti. Sağlıklı hayat merkezlerinin yalnızca tedavi hizmeti veren merkezler olarak düşünülmemesi gerektiğini vurgulayan Güner, bu merkezlerde psikolog, diyetisyen, sosyal çalışmacı ve çocuk gelişimcilerin görev yaptığını ifade etti.
Halk Sağlığı Haftası kapsamında vatandaşlara verilmesi gereken en önemli mesajın aile hekimlerine başvurmaları olduğunu kaydeden Güner, İstanbul'da ortalama 7 dakikalık yürüme mesafesinde aile hekimlerine ulaşılabildiğini belirterek, vatandaşlardan aile hekimlerine başvurmalarını istedi. Aile sağlığı merkezlerinin yalnızca sağlık ocağı veya aile hekiminden ibaret olmadığını vurgulayan Güner, aile hekimlerinin ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerine erişimde de önemli bir görev üstlendiğini ifade etti.
Aile sağlığı merkezlerinde aile hekimlerine ayrılan özel kontenjanlarla vatandaşların Merkezi Hekim Randevu Sistemi'ne (MHRS) başvurmadan doğrudan uzman hekim randevusunu alabildiğini belirten Güner, bu sistemin Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu'nun projelerinden biri olduğunu söyledi. Güner, aile hekimlerinin vatandaş adına uzman hekim randevusunu alarak yönlendirme yapabildiğini kaydetti ve şu şekilde devam etti: "Hiçbir bekleme olmadan, kendi kararımızla veya çevremizden edindiğimiz bilgilerle aldığımız randevu yerine, aile hekimimizin değerlendirmesi sonucu aldığı randevuyla herhangi bir vakit kaybı olmaksızın ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarına başvurmayı sağlamış durumdayız. Bu yıl yaklaşık 2 milyon kişi randevu sistemine başvurmadan, aile hekimlerinin aldığı randevuyla hastanelere başvurdu."







































