Vücudumuz sık sık gergin olduğunda, stres bağışıklık sistemimizin her zaman tehlikeye karşı tetikte olduğu kronik düşük dereceli enflamasyona katkıda bulunabiliyor. Bu durumun, kardiyovasküler sorunlarla bağlantılı olduğu ifade ediliyor.
Yeni çalışmada Imperial College London'dan araştırmacılar, bu kronik düşük dereceli enflamasyonu neyin tetikleyebileceğini ve bunun sonucunda meydana gelebilecek spesifik fiziksel değişiklikleri daha yakından incelemeyi amaçladı. Araştırmacılara göre, bu hasar, bir kişi kalp krizi gibi ciddi bir sağlık sorunu yaşayana kadar fark edilmeyebiliyor.
Imperial College London'da kardiyovasküler araştırmacı olan Declan O'Regan, çalışmalarının, milyonlarca insanın kalplerini yavaşça değiştiren ve uzun vadeli hasara neden olarak kalp krizi ve felç riskini artıran gizli enflamasyonla yaşıyor olabileceğini gösterdiğini söyledi.
Araştırma, Birleşik Krallık'taki bir araştırma veri tabanında bulunan 488 bin 79 bireyin kalp taramaları, enflamasyonla ilgili kan belirteçleri, genetik bilgiler, vücut yağ seviyeleri ve 169 çevresel maruziyet dahil olmak üzere kayıtlarını analiz etti. Bu maruziyetler arasında sosyoekonomik durum, sigara içip içmeme durumu, fiziksel aktivite, hane halkı büyüklüğü, yalnızlık seviyesi, kaygı, uyku alışkanlıkları, beslenme, finansal zorluklar, boşanma ve hava kirliliği gibi fiziksel ve zihinsel sağlığı etkileyebilecek faktörler yer aldı.
Araştırmanın sonucunda üç temel bulgu ortaya çıktı. İlk olarak, daha yüksek kronik enflamasyonun kalpte daha küçük odacıklar ve daha kalın duvarlarla ilişkilendirildiği, ayrıca her kalp atışında daha az kan pompalanmasıyla sonuçlandığı belirtildi. Bu değişikliklerin kalp yetmezliğinden önce ortaya çıkabileceği vurgulandı.
İkinci bulgu olarak, daha yüksek enflamasyon seviyesinin daha büyük bir kalp krizi ve felç riskini beraberinde getirdiği doğrulandı. Enflamasyon seviyesine göre katılımcıların en üstteki beşte birlik diliminin, takip süresi boyunca en alttaki beşte birlik dilime kıyasla kalp krizi veya felç gibi büyük bir kardiyovasküler olay yaşama olasılığının yüzde 43 daha yüksek olduğu tespit edildi.
Üçüncü önemli bağlantı ise vücuttaki enflamasyon miktarının fazlalığı ile sosyoekonomik dezavantaj ve psikolojik sıkıntı ölçümleri arasında bulundu. Neden ve sonucu kanıtlamak için yeterli olmasa da günlük stres faktörlerinin kronik enflamasyona yol açabileceği, bunun da kalpteki yapısal değişikliklere ve kalp sorunları riskinin artmasına yol açabileceği ifade edildi.
O'Regan, sosyal faktörlerin ve ruh sağlığının, sigara ve hareketsizlik gibi daha bilinen risk faktörlerinin yanı sıra enflamasyon ve kalpteki hasarla ne kadar bağlantılı olduğunu vurguladı. Ayrıca, bazı insanların farklı yaşam tarzlarından kaynaklanan enflamatuar hasara karşı doğal olarak daha dirençli veya duyarlı olabildiği, güçlü bir genetik faktörün de bulunduğu belirtildi.
Çalışma, enflamasyon ve kalp hasarı arasındaki bağlantıyı açıklamaya yardımcı olabilecek enflamatuar proteinleri tanımlayarak, bu biyolojik stresi potansiyel olarak azaltabilecek ilaçların geliştirilmesine yönelik önemli bir adım attı. Araştırmanın sonraki adımlarının, kimin kardiyovasküler sorunlar açısından en çok risk altında olduğunu anlamak için genetik risk puanlarıyla birleştirilebilecek kan testleri geliştirmeyi içerebileceği ifade edildi.
Yoksulluk ve ruh sağlığı gibi sorunlarla mücadelenin son derece zor olduğunu vurgulayan araştırmacılar, beslenme ve egzersiz rutinlerindeki değişiklikler gibi kalp sorunları riskini azaltmanın daha kolay yolları olduğunu belirtti. Kronik enflamasyonun karmaşık bir yapıya sahip olduğunu belirten O'Regan, bu durumun sağlığımıza bağlı olduğunu ve bir dizi yaşam tarzı ile ekonomik faktör tarafından yönlendirildiğini söyledi.
İnsanların çevreleri, ekonomik durumları, ailelerinin sağlığı ve yaşam tarzları nedeniyle daha fazla risk altında olabileceği kaydedildi. O'Regan, sağlık eşitsizlikleriyle mücadele etmenin bir sorun olmaya devam etmesine rağmen, sigara ve obezite gibi risk faktörlerini azaltmak da dahil olmak üzere enflamasyon konusunda yapılabilecek çeşitli seçeneklerin bulunduğunu sözlerine ekledi.
Avrupa Önleyici Kardiyoloji Dergisi'nde yayımlanan bu araştırma, sürekli devam eden stresin kalpte yapısal değişiklikler yaratarak sağlığımızı daha büyük bir riske atabileceğini öne sürüyor.
Yaklaşık 500 bin kişinin verileri incelendi.
Sosyal faktörlerin ve ruh sağlığının etkisi, enflamasyon ve kalp yapısı arasındaki bağlantı dikkat çekiyor.







































