Migren, başlamadan önce vücutta bazı sinyaller verir; ancak bu sinyaller genellikle göz ardı edilir. Boyunda hafif bir gerilme veya gözlerde dolgunluk hissi gibi ilk belirtiler fark edildiğinde, doğru önlemler alındığında atağın önüne geçmek mümkündür. Migren, kan damarlarının daralması sonucu başın bir tarafında zonklayan şiddetli ağrılarla kendini gösteren bir baş ağrısı türüdür. Stres, hormonal değişiklikler, güçlü kokular ve bazı yiyecekler gibi birçok tetikleyici bulunmaktadır. Bu hastalık, toplumda yaygın olarak görülen ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bir durumdur; kadınlarda erkeklere oranla daha sık rastlanmaktadır.
Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Derya Uludüz, migren atağı başlamadan vücudun verdiği sinyalleri dikkate alarak hızlı önlemler almanın, atağı durdurabileceğini veya şiddetini azaltabileceğini vurguladı.
Prof. Dr. Derya Uludüz şu bilgileri paylaştı:
Boyunda hafif bir gerilme, gözlerde dolgunluk hissi, esneme, huzursuzluk veya yorgunluk gibi belirtiler görüldüğünde hemen harekete geçmek önemlidir.
- İlk olarak bulunduğunuz ortamı değiştirin. Mümkünse camı açarak temiz hava alın. Beynin oksijenlenmesi migrenli beyin için son derece önemlidir. Kapalı ve havasız ortamlarda ağrı daha da derinleşir.
- Kendinize şu soruyu sorun: En son ne zaman su içtim? Susuzluk, migrenin en sık fakat en çok atlanan tetikleyicisidir. Yavaşça içilen bir bardak su bile bazen ağrının şiddetini azaltabilir.
- Eğer uzun süredir açsanız, bu da atağı tetiklemiş olabilir. Küçük bir atıştırmalık (bir avuç kuruyemiş, birkaç zeytin veya bir elma) kan şekerinizi dengeleyerek migrenli beynin sakinleşmesine yardımcı olur.
- Ekranlardan uzak durun. Telefon, bilgisayar ve televizyon migren atağını kötüleştirir. Gözleri zorlayan sürekli ışık, beyin üzerinde olumsuz etki yapar.
- Mümkünse sessiz, loş bir odaya geçin. Işığı azaltın ve sesleri kısın. Migrenli beyin sakinliği sever. Dinlenmek çoğu zaman en doğru adımdır. Uyuyamasanız bile gözlerinizi kapatıp uzanmak, beynin uyarı yükünü azaltır. Enseye veya alına hafif serin bir uygulama yapmak bazı kişilerde rahatlama sağlayabilir.
- Çene ve omuzları da unutmayın. Atak yaklaşırken çoğu kişi dişlerini sıkar veya omuzlarını yukarı kaldırır. Çeneyi serbest bırakmak, omuzları gevşetmek ve derin nefes almak migren eşiğini yükseltebilir.
- Hızlı ve yüzeysel nefes yerine burundan yavaşça alıp ağızdan uzun uzun vermek, sinir sistemine tehlike olmadığı mesajını gönderir. Bu yöntem bile atağın şiddetini azaltabilir.
Araştırmalar, hafif egzersizlerin migrene iyi geldiğini göstermektedir. Bu tür egzersizler, migren ataklarının sıklığını ve şiddetini azaltabilir. Yürüyüş, yüzme veya ip atlama gibi hafif aerobik egzersizleri tercih edebilirsiniz.
Migren atağı başladığında çoğumuz panik yaparak yanlış şeylere yöneliriz. Oysa bazı alışkanlıklar, iyi niyetle yapılsa bile ağrıyı uzatabilir. İşte migren atağında en sık yapılan ve kaçınılması gereken hatalar:
- ‘Biraz daha dayanayım’ diyerek kendini zorlamak: Toplantıyı bitireyim, bir işi daha halledeyim, sonra dinlenirim. Ancak migren, bu tür durumları sevmez. Atağın ilk sinyallerini görmezden gelmek, ağrının daha da güçlenmesine yol açar. Migren geldiğinde dinlenmek, tedavinin bir parçasıdır.
- Ekrana bakmaya devam etmek: Telefon, bilgisayar veya televizyon… “Belki dikkatim dağılır” düşüncesiyle ekrana bakmak, migrenli beyin için son derece yanlış bir davranıştır. Işık, hareket ve ses beyni daha fazla uyarır ve ağrıyı derinleştirir.
- Aç ya da susuz kalmaya devam etmek: Atağın ortasında su içmeyi unutmamak ve mide bulantısı nedeniyle hiçbir şey yememek migreni kötüleştirir. Bir bardak su içmek ve küçük bir atıştırmalık almak genellikle ağrının şiddetini azaltır.
- Gürültülü, kalabalık ortamlarda bulunmak: Migren atağı sessizlik ister. Gürültü, yüksek sesli konuşmalar ve kalabalık ortamlar sinir sistemini daha da gerer. Mümkünse sessiz, loş ve sakin bir alana geçmek en doğru yaklaşımdır.








































