ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) ile OpenAI arasında mart ayında yapılan 200 milyon dolarlık sözleşmenin detayları sızdırıldı. Bilgi edinme yasası kapsamında açılan dava sonucunda elde edilen belgeler, bakanlığın askeri operasyonlar sırasında komutları reddetme ihtimali çok düşük olan özel bir yapay zeka sistemi talep ettiğini ortaya koyuyor.
Belgelerdeki bilgilere göre, ABD Savunma Bakanlığı'nın OpenAI'dan askeri kullanım için geliştirilen ve kendisine yöneltilen talepleri mümkün olduğunca az reddeden özel yapay zeka modelleri talep ettiği belirtiliyor. Yayımlanan belgelerde, ulusal güvenlik kullanım senaryolarına yönelik OpenAI modellerinin "minimum ret oranlarına" sahip olması gerektiği ifade ediliyor. Ancak hem OpenAI hem de Pentagon, bu ifadenin taraflar arasında yürürlükte olan nihai anlaşmada bulunmadığını vurguluyor.
Söz konusu ifade, OpenAI ile Pentagon arasındaki mevcut anlaşmanın P00003 olarak adlandırılan güncellenmiş bir versiyonunda yer alıyor. Burada "OpenAI Mission Models" olarak tanımlanan sistemlerin ulusal güvenlik kullanım senaryoları için tasarlanması ve talepleri mümkün olduğunca az reddetmesi öngörülüyor. İlgili çalışma, modellerin ulusal güvenlik problemleri üzerinde test edilmesini, değerlendirilmesini ve geliştirilmesini kapsıyor.
Belgeler, OpenAI'ın ABD ordusuyla ilişkisini genişlettiği bir dönemde ortaya çıktı. OpenAI, Google, Anthropic ve xAI, 2025 yılında Pentagon ile şirket başına 200 milyon dolara kadar ulaşabilecek anlaşmalar çerçevesinde askeri kullanıma yönelik yapay zeka prototipleri geliştirmek üzere çalışmaya başladı. Bu sistemlerin lojistikten istihbarat analizine, askeri karar alma süreçlerinden operasyonel planlamaya kadar çeşitli alanlarda kullanılması hedefleniyor.
Ancak "minimum ret oranı" ifadesinin gerçekten imzalanan sözleşmenin parçası olup olmadığı konusunda taraflar arasında belirgin bir belirsizlik bulunuyor. OpenAI sözcüsü Nate Evans, şirketin böyle bir sözleşme maddesini hiçbir zaman kabul etmediğini ifade etti. Evans'a göre, söz konusu ifade Pentagon tarafından önerilen daha eski bir taslakta bulunuyordu; OpenAI'ın itirazının ardından bu ifade çıkarıldı ve yürürlüğe giren anlaşmada yer almadı. Pentagon da mevcut OpenAI sözleşmesinde böyle bir şartın bulunmadığını belirtiyor.
Belgelerin elde edilme biçimi ise soru işaretlerini beraberinde getiriyor. FOIA kapsamında yapılan talepte özellikle taslakların değil, imzalanmış ve yürürlüğe girmiş sözleşmelerin paylaşılması talep edildi. Yayımlanan P00003 belgesi de taslak olarak işaretlenmemiş. Haberde aktarılan bilgilere göre, Pentagon'u davada temsil eden ABD Adalet Bakanlığı'ndan bir avukat başlangıçta belgenin imzalanmış ve yürürlüğe girmiş sözleşme olduğunu doğruladı. Ancak OpenAI'a konuyla ilgili sorular yöneltilmesinin ardından bu doğrulama geri çekildi ve Savunma Bakanlığı'nın konuyu incelemek için daha fazla zamana ihtiyaç duyduğu ifade edildi.
Tartışma, OpenAI'ın Pentagon ile şubat ayında vardığı ve gelişmiş yapay zeka sistemlerinin gizli askeri ağlarda kullanılmasına olanak tanıyan anlaşmanın ardından gündeme geldi. Şirket, bu anlaşmada üç temel sınır belirlediğini açıkladı: OpenAI teknolojisinin kitlesel yurt içi gözetimde kullanılmaması, otonom silah sistemlerini doğrudan yönlendirmemesi ve insan onayı gerektiren yüksek riskli kararları bağımsız biçimde almaması. OpenAI ayrıca, modellerin güvenlik katmanları kaldırılmış şekilde Pentagon'a sunulmayacağını ve güvenlik sistemlerinin kontrolünü elinde tutacağını belirtiyor.
OpenAI'ın açıklamasına göre, Pentagon'a sunulan sistemler bulut üzerinden çalışıyor ve şirketin güvenlik mekanizmaları aktif kalıyor. Güvenlik yetkisine sahip OpenAI çalışanlarının da askeri kullanım süreçlerinde görev alması planlanıyor. Şirket, bu yapı sayesinde belirlediği kullanım sınırlarının ihlal edilip edilmediğini bağımsız olarak denetleyebileceğini savunuyor.
Ortaya çıkan belgeler, yapay zeka şirketleri ile Pentagon arasındaki ilişkinin yalnızca teknoloji tedarikiyle sınırlı olmadığını gösteriyor. Anlaşmalar kapsamında şirketlerin, Pentagon'un ileri seviye yapay zeka stratejisinin şekillenmesine katkıda bulunması ve buna karşılık Savunma Bakanlığı'nın operasyonel görevleri ve karşı karşıya olduğu tehditler hakkında bilgi edinmesi öngörülüyor.



































