Azerbaycan hükümeti, 21 Ekim 2026 tarihinde yayımladığı resmi açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı 31 kişinin ülkeye girişinin yasaklandığını duyurdu. Bu karar, söz konusu kişilerin sosyal medya ve internet platformlarında Azerbaycan'ın egemenliğini, millî güvenliğini ve anayasal düzenini hedef alan ifadeler kullandığı iddialarına dayandırıldı.
Yasaklanan isimler arasında Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ve HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Yahya Uğraş gibi tanınmış siyasetçiler yer alıyor. Ayrıca, eski Ayasofya imamı ve Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Mehmet Boynukalın, gazeteci ve yazarlar Yusuf Kaplan ile İsmail Kılıçarslan ve eski hakem, spor yorumcusu Ahmet Çakar da listede bulunuyor.
Azerbaycan makamları, bu kişilerin sosyal medya platformları ve internet siteleri aracılığıyla Azerbaycan'ın egemenliğine, millî güvenliğine ve anayasal düzenine yönelik tehditler oluşturduğunu ileri sürdü. Açıklamada, yönetimin zor kullanılarak değiştirilmesine yönelik çağrılar yapılması ve dinî radikalizm temelinde şiddet, dini nefret ve düşmanlığın körüklenmesi gibi unsurların kararın dayanakları arasında sıralandığı belirtildi.
Öte yandan, listedeki isimlerin hangi somut söz veya eylemleri nedeniyle yasaklandığına dair kişi bazında ayrıntılı örneklere yer verilmedi. Bu durum, kararın şeffaflığı ve adaletliliği konusunda soru işaretleri oluşturdu.
Bu gelişme, Azerbaycan ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkileri etkileme potansiyeline sahip. Özellikle, iki ülke arasında 1 Nisan 2021 tarihinden itibaren kimlikle seyahat uygulamasının başlatılmasıyla birlikte, vatandaşlar arasında daha yakın bir etkileşim söz konusuydu. Bu uygulama, Azerbaycan ve Türkiye arasındaki dostane ilişkilerin bir göstergesi olarak kabul ediliyordu.
Azerbaycan'ın bu kararı, ülkedeki egemenlik ve güvenlik endişelerini yansıtsa da, uygulamanın kapsamı ve hedef alınan kişilerin profili, uluslararası kamuoyunda tartışmalara yol açtı. Özellikle, kararın ifade özgürlüğü ve demokratik değerlerle ne ölçüde örtüştüğü konusunda farklı görüşler ortaya çıktı.









































