Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 21 Ekim 2026’da yayımlanan Ta Nea röportajında Ege’deki 12 mil tartışması, 1995 tarihli “casus belli” bildirisi ve Yunanistan-Kıbrıs elektrik bağlantı projesi hakkında konuştu. Fidan, Türkiye’nin kablo projesine kategorik olarak karşı çıkmadığını, deniz araştırmaları öncesinde yazılı bildirim ve çalışma koordinatları istediğini belirtti.
Fidan, açıklamalarını Brüksel’de Avrupa Politika Merkezi’nde yaptığı konuşmanın ardından Yunan gazetesinin sorularını yanıtlarken verdi. Kathimerini ve To Vima’nın haberleri de röportajın temel başlıklarını ve Fidan’ın deniz araştırmaları için yazılı bildirim talebini doğruladı.

Yunanistan’ın karasularını 6 deniz milinin ötesine çıkarma ihtimaliyle ilgili soruya yanıt veren Fidan, TBMM’nin 1995’te aldığı kararın bir kanun değil, Meclis bildirisi olduğunu söyledi. Açıklamaları, kararın içeriğinin veya Türkiye’nin bu konudaki tutumunun değiştiği anlamına gelmiyor; Fidan bildirinin niteliğini tarif etti ve kararın Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi çerçevesinde alındığını savundu.

Güney Kıbrıs ile Yunanistan arasında planlanan Great Sea Interconnector (GSI), iki tarafın elektrik şebekelerini denizaltı kablosuyla bağlamayı amaçlıyor. Fidan’ın açıklamasına göre Ankara projeye değil, araştırma faaliyetlerinin yürütülme biçimine ilişkin yazılı bilgilendirme eksikliğine itiraz ediyor. Bu talep, tartışmalı deniz alanlarında proje çalışmalarının nasıl ilerleyeceği konusundaki hassasiyeti de öne çıkarıyor.
Fidan, Mavi Vatan’a ilişkin bir yasa tasarısı bulunduğu iddiasını reddetti. Ta Nea’nın aktardığı yanıtında böyle bir tasarı olmadığını belirten bakan, deniz parkları konusunun da henüz tartışmaya açılmadığını söyledi.

Röportajın farklı başlıklarla sunulması, açıklamaların Atina ve Ankara’da nasıl yorumlandığını gösterdi. Kathimerini, Türkiye’nin izin yerine yazılı bildirim istediğini öne çıkardı; To Vima ise Ankara’nın mevcut deniz statükosunun değişmemesi şartını vurguladı. Fidan’ın sözleri, proje için koşulsuz onay ya da casus belli tutumunda geri adım olarak değil, Türkiye’nin bildirim talebinin ve açıklamalarının aktarımı olarak değerlendirilmeli.









































