29 kusur saptanan Filo Jet, 'Uçak konforunda' ifadesiyle sefere başladı. Kaptanın, Türkiye'nin tanımadığı Honduras ehliyeti ile çalıştığı iddia ediliyor. 8 kişinin ölümüne ve 20 kaybolmaya yol açan facianın ardından Bakan Arıklı sorumluluk üstlenmiyor. Aileler, Girne’de kaybolan evlatlarından gelecek bir haber bekliyor.
Ayten Biçer, Girne limanında iki çocuğundan haber umarak yardım çağrısında bulunuyor. Bir Kıbrıslı sendikacıya sesleniyor: “Senin elin kolun uzun, sen yaparsın” diyor gözyaşları içinde. Hıçkırarak devam ediyor: “Benim çocuğum 20 kilo, altı yaşında. Kendisini savunamaz. İki gün oldu denizin altında. Kızımın elini tuttum, valiz üstümüze düştü. Ayağını tuttum ama yok. Benim kızım da yok, oğlum da yok. Kızımın yüzü gözümün önünden gitmiyor. ‘Anne’ deyişi kulaklarımdan gitmiyor. Bunu kim ödeyecek?”
Bugün üçüncü gün. 11 yaşındaki Saliha Miray ve altı yaşındaki Mehmet Asaf’tan haber yok. Hatay’dan Kuzey Kıbrıs’a tatile giden Ayten ve Hayri Biçer ile çocuklarının bindiği Filo Jet, Girne açıklarında alabora oldu. Sekiz yolcu hayatını kaybetti, Saliha Miray ve Mehmet Asaf da dahil olmak üzere 18 yolcu kayıp. Ya Akdeniz sularında ya da 550 metre derinlikteki bir yerde bulunuyorlar.
30 Ağustos’ta Akdeniz’de suya gömülen Filo Jet’in hikayesi 26 yıl öncesine dayanıyor. 2000 yılında Fransa’da inşa edilen geminin o zamanki adı IRIS Jet'ti. İspanya'ya bağlı Balear adalarında çalıştı. Bir yıl sonra, 280 kişiyle seyahat ederken makineleri devre dışı kaldı ve yolculara sağlık müdahalesi yapıldı. 2003 yılına kadar birçok kez arıza geçirdi. Gemide tespit edilen gizli ayıplar nedeniyle yüklü tazminata hükmedildi. Hizmet dışı kalınca Türk şirketi tarafından satın alındı ve Mersin Taşucu’nda fırtınadan ötürü rıhtıma çarparak ağır hasar aldı. Ancak sefere devam ettirildi. Bir ay sonra su girişleri görülünce işletme durduruldu ve gemi Taşucu limanında terk edildi. 2015’e kadar hacizler, icralar ve satış süreçleri birbirini izledi.
Gemi mühendisi Muzaffer Erdal Kılıç, 2016’da Antalya Serbest Bölgesi’ne çekilen geminin kompozit gövde tamiri için davet edildi. Kılıç, geminin durumunu şöyle anlatıyor: “İlk gördüğümde geminin altı baş taraftan yarılmış, kabuk gibi soyulmuş ve katmanlara ayrılmış şekilde hasarlıydı. Hasarlı bölgeler açıldıkça sorunun birkaç lokal yamayla sınırlı olmadığını gördüm; daha geniş alanlara yayıldığı kanaatine vardım.” Kılıç, gemiyi ‘vakum infüzyon’ yöntemiyle onarmayı planlıyordu. Ancak şirket maliyetten kaçınıp ucuz olanı seçti ve tamir işi taşerona verildi.
Gemi, 2017’de Yunan bayrağıyla Kos çevresinde çalışırken bir makine arızası geçirdi. Ertesi yıl Hatay Büyükşehir Belediyesi’nin deniz otobüsü projesine satılmak istendi. Türk Loydu kayıtlarına göre 29 kusur, eksiklik ve uygunsuzluk saptandı. Deneme seyrinde, sancak makineden yoğun duman çıkarken motor istenen performansı veremedi. Yetkili servis kapsamlı bakım önerdi ve bu nedenle satış gerçekleşmedi. Açılan davada mahkeme, alıcı tarafa 549.350 Euro ödenmesine hükmetti.
Geçmişinde arızalar, çarpmalar, su almalar, haciz ve icra süreçleri bulunan 21 yaşındaki gemi, “Tamamen yenilendi” şeklinde satışa çıkarıldı ve 2024’te Kuzey Kıbrıs’a satıldı. Adı Filo Jet olarak değiştirildi ve Türk Loydu tarafından klaslandı. Türkiye-Kıbrıs hattında hizmete sunuldu. “Uçak konforunda, uçak hızında” şeklinde tanıtım yapıldı. Filo Denizcilik yetkilisine göre, bu işlem için 4 milyon Euro’luk yatırım yapıldı. İki yıldır Türkiye-Kıbrıs hattında çalışan Filo Jet, geçen 21 Haziran’da kazanın eşiğinden döndü. Ancak 30 Ağustos’ta ‘ölü dalga’dan kurtulamadı.
Tanıklar, kaptan Mehmet Öz ve mürettebatın yolculardan önce gemiyi terk ettiğini iddia ediyor. Öz’ün kaptanlık belgesinin Honduras’tan alındığı belirtiliyor. Honduras, Türkiye’nin tanıdığı 24 ülke arasında yer almıyor. Eğer Filo Jet, Türk bayraklı olsaydı Öz, bu gemide kaptanlık yapamazdı. Şimdi, yanıtı bekleyen hayati sorular var. Kuzey Kıbrıs, 2024 yılında bu geminin sefere konmasına izin verirken Türk Loydu, Filo Jet’in 26 yıllık geçmişine bakmadı mı? 2003’te aldığı hasarı, 2016’daki gövde tamirini, 2018’deki 29 bulguyu görmediler mi? Yoksa görmezden mi geldiler? Filo Jet’te ‘deniz kara kutusu’ olarak bilinen ‘VDR’nin olmadığı, Kuzey Kıbrıs’ın bu cihazı zorunlu tutmadığı iddia ediliyor. Filo Denizcilik şirketinin KKTC’de bir devlet yetkilisiyle bağı ya da ilişkisi olup olmadığı da merak konusu. KKTC Bayındırlık Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, kendi döneminde bu gemi sefere çıktığı halde sorumluluk üstlenmiyor ve istifa çağrılarına kulak asmıyor. Şaşırtıcı mı? Asla. Yavru vatan bu bakımdan anavatanı örnek alıyor.





































