- Tahtta kaldığı 33 yıl boyunca, yıkılmaya yüz tutan bir devleti ileri seviyelere taşıyan Abdülhamid’in en önemli projelerinden biri Hicaz Demiryolu'dur.
Ondan önce Osmanlı topraklarında inşa edilen ilk demir yolu, İskenderiye-Kahire hattında hizmete girmiştir. İngilizlerin, dönemin Mısır valisinin desteğiyle gerçekleştirdiği bu projeyi, Anadolu ve Rumeli'de inşa edilen demir yolu hatları takip etmiştir.
Osmanlı coğrafyasındaki demir yollarından, gerek uzunluğu gerek askeri, siyasi ve ekonomik potansiyeli nedeniyle en önemlisi Hicaz Demiryolu'dur.
Şam ile Der'a arasındaki demir yolunun inşa fikri, Alman asıllı Amerikalı mühendis Charles Zimpel tarafından Kızıldeniz ve Şam'ı birleştirme düşüncesine dayanıyordu. Ancak bu teklif, Osmanlı'nın siyasi ve iktisadi şartları nedeniyle hayata geçirilememiştir. Bununla birlikte, İstanbul'la Hicaz'ı birleştirecek birçok proje hazırlanmıştır.
Sultan Abdülhamid, Osmanlı padişahı olmasının yanı sıra taşıdığı İslam halifesi unvanı gereği Hicaz'a büyük önem veriyordu. Bu unvanın verdiği gücü kuvvetlendirmek ve İslam coğrafyasının birliğine katkı sağlamak için demir yolu projesi hayati bir önem taşıyordu.
Hicaz Demiryolu Projesi, uzak coğrafyalardaki Müslümanlar arasında büyük bir sevinçle karşılanmıştır. Proje sayesinde daha fazla Müslüman, daha kısa sürede Hac vazifesini yerine getirebilecekti.
Dini açıdan sağladığı kolaylıkların yanı sıra, demir yolu projesinin en önemli amaçlarından biri asker sevkiyatını daha hızlı gerçekleştirmekti. Proje, milli bir politika olduğundan Osmanlı topraklarındaki servetin, sanayinin ve ticaretin artmasına katkı sağlayacak, hattın geçtiği yerler gelişecekti.
Projenin hayata geçirilmesine karar verilen 2 Mayıs 1900'de İstanbul'da, Komisyon-ı Ali kuruldu. Bizzat padişahın başkanlık ettiği komisyon, demir yolu inşaatı çalışmalarında yetkili kılınan bir kurumdu. Komisyon, hattın inşası için gerekli olan ray, vagon, travers, lokomotif, çimento ve kireç gibi ürünlerin temini, mühendis ve memurların tayini, çalışmalarda görev alanların maaşlarının ödenmesi ve tüm faaliyetlerin denetlenmesi görevlerini üstlendi. Bu komisyonun yanı sıra Şam, Beyrut ve Hayfa'da da komisyonlar kuruldu.
- Hicaz Demiryolu’nun inşasına, Sultan Abdülhamid'in tahta çıkışının yıl dönümüne denk gelen 1 Eylül 1900'de başlandı. Hattın genişliği rayların dahilinden itibaren 1 metre 5 santim olarak belirlendi.
Müzeyrib-Der'a arasındaki 11 kilometrelik bölüm, 1 Eylül 1901'deki törenle açıldı. Böylece hattın tamamlanan ilk bölümü gün yüzüne çıktı. Hattın tamamlanan ikinci bölümü Der'a-Zerka kısmıydı. Bu bölümün resmi açılışı 1 Eylül 1902'de yapıldı. Bu açılışın ardından 17 Kasım 1902'de, hattın 20 kilometrelik Zerka-Amman kısmı tamamlandı. 1 Eylül 1903'te Şam-Der'a hattından tam bir yıl sonra hat, Maan'a kadar ulaştı.
Eylül 1906'ya gelindiğinde Şam-Hicaz hattında 800 kilometrelik mesafe tamamlandı. Tebük/El-ula kısmının bitirilmesinin ardından, gayrimüslimlerin buradan öteye geçmesi yasak olduğundan kalan kısımda Müslüman işçiler görev aldı. Eylül 1908'e gelindiğinde hattın uzunluğu bin 464 kilometreye ulaştı ve maliyeti 3 milyon lirayı geçti.
Osmanlı Devleti dışında sürdürülen bağış kampanyaları, daha çok Osmanlı diplomatik temsilcilerinin bulunduğu ülkelerde yoğunlaşıyordu. Mısır dışında, Fas, Rusya, Çin, Cava ve Sumatra gibi Müslümanların yaşadığı bölgelerden Hicaz Demiryolu'na bağış yapılmıştı.
Ülke içindeki kampanyayı 50 bin liralık bağışıyla bizzat Sultan Abdülhamid başlattı. Üst düzey yöneticiler, din adamları, memurlar ve iş insanları da demir yolu hattı için bağışlar yaptı. Ziraat Bankası kredilerinin önemli bir yer tuttuğu inşa sürecinde, hattın maliyetinin yaklaşık üçte biri yurt içi ve yurt dışı bağışlarla karşılanmıştır. Bağışta bulunanlar için madalyalar hazırlanırken, bu sayede motivasyon artışı sağlanmıştır.
Hicaz Demiryolu, 450 kilometrelik Medine-Mekke bölümü bedevi saldırıları ve emperyalistlerin politikaları nedeniyle bir türlü hayata geçirilemedi. Bu nedenle hac vazifesinde sağlanacak olan kolaylık sınırlı kaldı; hattın en büyük katkısı askeri alanda kendini gösterdi.
Hicaz Demiryolu’nun 1 Eylül 1908'deki açılışının ardından, Hayfa-Şam hattında her gün, Şam-Medine hattında haftada 3 gün seferler düzenlenmeye başlandı. Hattın inşası sırasında 2 bin 666 kâgir köprü ve menfez, 7 demir köprü, 9 tünel, 96 istasyon, 7 gölet, 37 su deposu, iki hastane ve 3 atölye yapıldı.
- Sultan Abdülhamid, başından sonuna büyük emek verdiği ve her aşamasıyla bizzat ilgilendiği Hicaz Demiryolu'nun Medine'ye yakın kısımlarında müthiş bir inceliğe imza attı. Mukaddes topraklarda gürültülü çalışılmasının Hazreti Peygamber'in ruhaniyetini rahatsız edeceğini düşünen Sultan Abdülhamid, ray altına keçe döşetmiştir.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, konuya ilişkin yaptığı açıklamalarda Şam ile Ürdün arasındaki bölümün eski haliyle korunarak bir kültür ve turizm yolu olarak hizmet vereceğini, bununla birlikte günümüz ulaşım ve taşıma ihtiyaçlarına cevap verecek yepyeni ve modern bir Hicaz Demir Yolu'nun inşa edileceğini ifade etti.
Türkiye, Suriye ve Ürdün Ulaştırma Bakanlıkları arasında imzalanan mutabakat zaptıyla ilk adımı atılan bu proje kapsamında, öncelikle Türkiye'deki mevcut demir yolu ağının Suriye'nin Halep kentine kadar uzatılması ve Suriye tarafında eksik kalan 30 kilometrelik hat üstyapısının tamamlanması planlanıyor.
Bakan Uraloğlu, modern standartlara uygun olarak inşa edilecek bu yeni demir yolu hattının ilerleyen süreçte Suudi Arabistan ve Umman'a kadar uzatılmasının planlandığını vurgulayarak, Ürdün'ün Akabe Limanı'nı da içine alan bu ağın kuzeyden gelen yükleri Kızıldeniz ve ötesine taşıyacak bir deniz-kara köprüsü işlevi göreceğini ve üç ülkenin ihracat potansiyelini ve transit gelirlerini artıracak bir çarpan etkisi oluşturacağını kaydetti.
9 Haziran 2026'da Türkiye ve Suudi Arabistan Ulaştırma Bakanlarının imzaladıkları Demiryolu Sektörü Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı ve Lojistik Hizmetleri Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı ile 2025'ten itibaren ivme kazanan yeni koridor inşası sürecinin somutlaştırılması açısından kritik bir aşamaya girilmiş oldu.
Bu anlaşmalar, ortak lojistik merkezlerin inşasından demir yolu sektöründe kapsamlı iş birliğine kadar geniş bir yelpazede içerik sunuyor. Ayrıca söz konusu anlaşmalar, modern ve genişletilmiş Hicaz Demiryolu Projesi olarak nitelendirilen ve sonraki aşamada Umman’a kadar uzatılabilecek jeostratejik öneme sahip Türkiye-Suriye-Ürdün-Suudi Arabistan demir yolu hattı projesi için gerekli ortak siyasi iradenin, kurumsal çerçevenin ve teknik iş birliği mekanizmalarının oluşturulması yönünde de zemin hazırlıyor.
Yedioth Ahronoth gazetesinin köşe yazısında, Türkiye ile Suudi Arabistan arasında 9 Haziran'da imzalanan demir yolu sektörü ve lojistik hizmetleri alanlarındaki işbirliği anlaşmalarına atıf yapılarak, "Türkiye ile Suudi Arabistan arasında inşa edilmesi planlanan tren hattının güzergahında tek bir İsrail şehri bile yok. Suudi Arabistan, ulaşım koridoru için bir dönem İsrail’e yaklaşmıştı ancak tercihini Türkiye ile anlaşmaktan yana kullandı." ifadesine yer verilmiştir.
Bir dönem Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomi Koridoru (IMEC) projesi kapsamında Tel Aviv ile yakınlaşarak rotayı İsrail’in Hayfa Limanı’na çeviren Suudi Arabistan'ın, bölgede patlak veren savaşın ardından bu tercihini tamamen değiştirerek Türkiye ile stratejik bir anlaşma imzalamayı seçtiği vurgulanmıştır.
9 Haziran'da Riyad'da imzalanan kapsamlı anlaşmaların, ABD-İran savaşının ardından neredeyse tamamen kapanan Hürmüz Boğazı'nı baypas ederek Körfez tedarik zincirlerini kurtarmayı amaçladığı belirtilmiştir.
Yaklaşık 5,5 milyar dolar yatırım maliyeti olan ve Asya Kalkınma Bankası'nın şimdiden 750 milyon dolar taahhüt ettiği projenin, deniz yoluyla 30 günü aşan kargo nakliye süresini kara yoluyla iki haftanın altına indireceğine dikkat çekilmiştir.
İstanbul'dan başlayıp Suriye ve Ürdün üzerinden geçerek Suudi Arabistan'ın Haditha Sınır Kapısı'na bağlanacak olan hattın, gelecekte Umman ve Hint Okyanusu'na kadar uzanmayı hedeflediği ifade edilmiştir.
Söz konusu projenin, Türkiye'ye Osmanlı dönemi Hicaz Demir Yolu vizyonunu canlandıran devasa bir jeopolitik nüfuz alanı sağladığına vurgu yapılan köşe yazısında, "Halep ve Şam üzerinden geçecek olan bu koridorla (Türkiye) İstanbul Boğazı'ndan Kızıldeniz'e kadar uzanan bir nüfuz alanı elde etmiş durumda." değerlendirmesi yapılmıştır.
- Sultan Abdülhamid döneminde temeli atılan ve Medine'ye kadar uzanan Hicaz Demir Yolu, yeniden canlandırılıyor. Yeni Hicaz Demir Yolu projesiyle, alternatif bölgesel güç ve lojistik koridoru da gelişmiş olacak.





































