Türünün dünya genelindeki en iyi örneklerinden biri olan Bayraktar KIZILELMA insansız savaş uçağı, son derece gelişmiş özelliklerle donatılmaya devam ediyor. Geçtiğimiz gün gerçekleştirilen testte, dahili silah istasyonlarından TEBER-82 ve TOLUN mühimmatları başarıyla atıldı.
Bu atış, dışarıdan bakıldığında sıradan bir test gibi görünse de, gerçekte önemli bir anlam taşıyor. İç istasyondan mühimmat atabilmek, karmaşık bir süreç olmasının yanı sıra stratejik bir başarıyı da temsil ediyor.
- Savunma Sanayii Uzmanı Ahmet Alemdar, bu konudaki açıklamalarında önce genel bir çerçeve çiziyor. Gövde içi silah istasyonlarının, nesil savaş uçakları ile yeni nesil insansız muharip hava araçlarının belirleyici özelliklerinden biri olduğunu vurguluyor. Daha net bir ifadeyle, bu imkan, mevcut nesil platformlarla yeni nesil hava araçları arasındaki en önemli farklardan birini oluşturuyor.
Bir hava aracında mühimmat ya da diğer faydalı yüklerin kanatlarda taşınması neredeyse standart bir uygulama. Ancak, uçağın dışındaki her unsur, karşı tarafa daha görünür olma riskini beraberinde getiriyor. Bunun yanı sıra, dışarıdaki her yük, sürtünmeyi artırarak uçağın performansını menzil, hız ve diğer etmenler açısından olumsuz etkiliyor.
Mühimmat gövde içine alındığında, platformun radar kesit alanının azaldığını belirten Alemdar, “Bu test atışında BAYKAR sadece özel kaplama boyası ya da aerodinamik tasarımın teknoloji gösterimini yapmakla kalmadı. Aynı zamanda kritik bir harp kabiliyeti de tatbik edildi. Yani hasım radarlarının daha geç tespit edebileceği muharip bir yapının gösterimi yapıldı.” diyor.
Alemdar, bu noktada ilginç bir örnekle dahili istasyonlardan yapılan atışın görünürlük üzerindeki etkisini açıklıyor: “KIZILELMA’da ve yeni nesil savaş uçaklarında IRST yani kızılötesi arama ve takip yeteneği mevcut. Bu özellik, herhangi bir radarı aktif etmeden düşmanı izlemenizi sağlıyor. Yüksek hızlarda kanatlarınızdaki faydalı yükler, aerodinamik bir ısınma oluşturuyor ve IRST gibi hassas teknolojiler bunu tespit edebiliyor. Böylece düşman hava unsuru ‘görülmüş’ oluyor.”
KIZILELMA’nın mühimmatları, iç istasyondan ateşleyebilmesi sayesinde düşmanın tespit edilmesini önlüyor. İç istasyon görünürlüğü düşürürken, KIZILELMA’da takılı olan IRST düşmanı tespit ediyor. Türkiye’nin insansız ilk savaş uçağının görünmeden görmesi ve vurulmadan vurması böyle bir imkan sağlıyor.
Elbette bu test, bir ilk adımdı. Alemdar, yakın gelecekte KIZILELMA’nın dahili istasyondan hava-hava füzesi atışı yapmasının sürpriz olmayacağını dile getiriyor. Tüm bunları bir araya getirdiğimizde, Türkiye’nin oldukça stratejik bir caydırıcılığa sahip olacağını belirtiyor.
KIZILELMA’nın iç istasyonlarından atış için ASELSAN tarafından geliştirilen özel bir salan sistemi bulunuyor. Bu sistem sayesinde tek salanda birden fazla mühimmat taşınabiliyor. Bu mühimmatların zırh delici beton başlıklı ya da elektronik harp yapabilen kabiliyette olması, projenin kritik noktalarından biri olarak öne çıkıyor.
Türk savunma sanayisinin, Ankara’nın dış politikasında önemli bir rol oynadığı biliniyor. KIZILELMA’nın muhtemel ihracat hikayesinin de bu şekilde şekilleneceği öngörülüyor. Alemdar, “KIZILELMA dahili çoklu salanı ile daha da stratejik bir hal aldı. Hatırlanacağı üzere Endonezya’ya satış için imzalar atılmıştı. Böylece ‘dünyadaki ilk insansız savaş uçağı satışı’ olarak tarihe geçti." diyerek sözlerini tamamlıyor.
Türkiye’nin ilk insansız savaş uçağı projesi olan KIZILELMA’da tarihi bir aşama daha kaydedildi. Platformun iç istasyonlarından mühimmat atış testleri başarıyla gerçekleştirildi. Taktik ve operasyonel anlamda oldukça stratejik bir kabiliyete ulaşan Türkiye, ANKA-3 ve KAAN’ı da benzer teknolojilerle donatmayı hedefliyor.
KIZILELMA’nın iç silah istasyonlarından mühimmat atışı neden önemli? KIZILELMA, görülmeden görecek, vurulmadan vuracak. KIZILELMA’yı almak isteyen ülke sayısı hayli fazla.












































