Siyonist İsrail'in Gazze ve Lübnan'a yönelik saldırıları ile işgal altındaki Batı Şeria'daki uygulamaları, Batı ülkeleriyle yaşadığı gerilimi artırarak Başbakan Binyamin Netanyahu'nun Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'na katılacağı New York'taki temaslarına yansıdı.
Netanyahu'nun New York'ta görüşeceği liderler arasında, ABD dahil, İsrail ile uzun yıllar iyi ilişkiler geliştiren Batı ülkelerinden hiçbirinin liderinin bulunmaması dikkati çekti. ABD Başkanı Donald Trump ile görüşme ayarlayamayan ve Elon Musk ile planlanan görüşmesi iptal edilen Netanyahu'nun programında, ABD'den herhangi bir siyasi figür ile randevu yer almıyor.
Geçen yıl Gazze'ye yönelik saldırıları nedeniyle Fransa, İngiltere ve Kanada başta olmak üzere birçok ülkenin BM Genel Kurulu'nda Filistin Devleti'ni tanıması ile karşılaşan İsrail'e yönelik uluslararası izolasyon bu yıl da artarak devam etti.
Ülkede 27 Ekim'de yapılacak seçimler öncesinde, İsrail ordusu ve işgal altındaki Batı Şeria'daki Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarının yoğunlaştığı bir dönemde Tel Aviv yönetimi, yasa dışı E1 yerleşim projesinin hayata geçirilmesi için düğmeye bastı. Bu proje, işgal altındaki Doğu Kudüs'ü Batı Şeria'dan koparmayı ve Batı Şeria'nın kuzeyi ile güneyini birbirinden ayırmayı hedefliyor; başta İngiltere olmak üzere Batı ülkelerinin tepkisini çekti.
İngiltere, Fransa ve Kanada'nın da aralarında bulunduğu 12 Batı ülkesinden bazıları, işgal altındaki Batı Şeria'daki yasa dışı Yahudi yerleşimlerine yaptırım kararı alırken, bazıları da yaptırım niyetlerini açıkladı. Londra'nın yasa dışı Yahudi yerleşimlerine yönelik yaptırım kararına Tel Aviv, İngiltere'nin işgal altındaki Doğu Kudüs'teki Filistin konsolosluğunu kapatma, Kiryat Gat'taki temsilcilerini geri çekme, Filistin Yönetimi'nin güvenlik güçlerine yönelik eğitim faaliyetlerine katılımını durdurma ve 12 milletvekilinin ülkeye girişini yasaklama gibi karşı önlemlerle yanıt verdi.
İsrail ile yaşanan bu gerilimin Batılı liderlerin BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmalara yansıdığı bir ortamda Netanyahu, sadece birkaç saat sürmesi beklenen New York seyahati için perşembe sabahı ülkeden ayrıldı. İsrail basını, Netanyahu'nun New York seyahati öncesinde yayımlanan haberlerde, Başbakan'ın BM Genel Kurulu marjında liderlerle görüşmesi için çalışmalar yapıldığı, fakat bunun zor olduğu belirtildi. Ayrıca Netanyahu'nun New York'ta geçmiş yıllarda olduğu gibi protestolarla da karşılaşabileceğine dikkat çekildi.
İsrail Başbakanlık Ofisi, söz konusu haberlerin ardından yaptığı açıklamada, Netanyahu'nun ziyareti sırasında "birçok dünya liderinin görüşme talep ettiğini ancak yoğun programı nedeniyle bu taleplerin sadece bir kısmının karşılandığını" savunarak görüşme programını paylaştı. Netanyahu'nun programında, ABD ve diğer Batılı ülkelerin liderleri ile görüşme yer almıyorken, yalnızca Arjantin, Bolivya, Paraguay, Panama ve Etiyopya devlet başkanları ile Kolombiya Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Yunanistan, Slovenya ve Papua Yeni Gine başbakanlarının bulunduğu görüldü.
Netanyahu'nun BM Genel Kurulu'na katılmak için yaptığı New York seyahatine ilişkin AA muhabirine konuşan eski Dışişleri Bakanlığı Sekreteri emekli Büyükelçi Alon Liel, "Bir İsrail Başbakanı için BM'ye yapılmış bu kadar aşağılayıcı bir ziyaret daha önce hiç yaşanmadı." ifadesini kullandı. Liel, İsrail'in uluslararası alandaki konumunun Ekim 2023'ten beri kötüleştiğini ve bu durumun "sağ kanadın" iktidarda kalıp kalmamasına bağlı olduğunu değerlendirdi. "7 Ekim 2023 öncesine kıyasla, Orta Doğu dahil olmak üzere uluslararası alanda çok daha zayıf durumdayız." dedi.
Liel, İngiltere, Fransa ve Kanada başta olmak üzere Batılı ülkelerin işgal altındaki Batı Şeria'daki yasa dışı Yahudi yerleşimlere yaptırım kararından ziyade, geçen yıl Filistin devletini tanıma kararı almasının Netanyahu'ya asıl darbe olduğunu dile getirdi. Bu yıl ise BM Genel Kurulu için ABD'ye giden Netanyahu'ya asıl darbenin Washington yönetiminden geldiğini savunan Büyükelçi, "Netanyahu, Arjantinli ve Yunan liderlerle görüşebiliyor ama hiçbir Amerikalı siyasetçi veya yetkiliyle görüşemiyor. Bu da sadece Avrupalıların değil, Amerikalıların da ondan kaçtığı anlamına geliyor. Bence büyük darbe bu; çünkü dünyada Netanyahu'nun gidebileceği tek ülke ABD. Artık ABD'de bile kendini rahat hissetmediği, New York'a inemediği, orada gece bile kalamayacağı bir duruma düştü." ifadelerini kullandı.
ABD'nin tavrının eklenmesiyle İsrail'in uluslararası arenadaki pozisyonunun daha da zayıfladığını belirten Liel, "Bu kesinlikle normal bir ziyaret değil. Ona yönelik siyasi itirazlar, BM'de İsrail aleyhine yapılan konuşmalar ve güvenlik açısından normal değil. (Netanyahu) ABD'de bile istenmeyen bir insan gibi hareket ediyor." diye konuştu.








































