Sıcak havalarda yetersiz su tüketimi kalbi tehlikeye sokabiliyor. Bu gizli tehdide karşı susamayı beklememek gerekiyor.
Türkiye’de sıcak hava dalgalarının sağlık üzerindeki en ağır faturasını çıkaran organ genellikle kalp oluyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2025 verilerine göre, ülkede en sık ölüm nedeni yüzde 34,7 ile dolaşım sistemi hastalıkları. Bu ölümlerin yüzde 42,3’ünün arkasında iskemik kalp hastalıkları (kalp damarlarının daralması sonucu oluşan kalp hasarı) yer alıyor.
Sigara, hareketsizlik, kolesterol ve tuz gibi klasik risk faktörleri uzun zamandır konuşuluyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Bingür Sönmez, “Ancak son 20 yılın bilimsel literatürü, listeye çok daha sade bir başlık ekliyor… O da su,” diyerek önemli bilgiler paylaştı.
Yetişkin bir insan vücudunun yaklaşık yüzde 60’ı sudan oluşuyor. Kanın sıvı kısmı olan plazmanın neredeyse tamamı sudur. Bu durum kalbin işlevini doğrudan etkileyen bir denklem yaratıyor. Vücut su kaybettiğinde ilk daralan hacim kan hacmi oluyor. Plazma azaldıkça kan koyulaşıyor; hematokrit, tam kan viskozitesi ve fibrinojen düzeyleri yükseliyor. Bu üç değer, kardiyoloji literatüründe koroner kalp hastalığı için bağımsız risk faktörü olarak kabul ediliyor.
Kalbe dönen kan azalır, her atımda pompalanan hacim düşer; kalp bunu telafi etmek için hızlanır. Dinlenme halinde dakikada 60-80 arasında atan bir kalp, ciddi susuzlukta 90-100’e çıkabilir. Aynı zamanda kan yoğunlaştığı için akışkanlığı bozulur ve damarlarda pıhtı oluşma eğilimi artar. Yani kalp hem daha çok çalışmak zorunda kalır, hem de daha zor bir malzemeyle çalışır.
- Loma Linda araştırması (Kaliforniya’da 8.280 erkek ve 12.017 kadının izlendiği Adventist Health Study, bu konuda önemli bir kilometre taşıdır. Başlangıçta kalp hastalığı, inme veya diyabeti olmayan katılımcılar 6 yıl boyunca takip edildi ve 246 ölümcül koroner olay kaydedildi. Günde 5 bardak ve üzeri su içenlerde, 2 bardak ve altında içenlere kıyasla ölümcül koroner kalp hastalığı riski erkeklerde yüzde 54, kadınlarda yüzde 41 daha düşük bulundu. İlginç olan, aynı korumanın sudan başka içeceklerde görülmemesiydi; hatta yüksek miktarda su dışı sıvı tüketen kadınlarda risk artmıştı.
Kan sodyum düzeyini düşürecek kadar (3-5 litre) su içmek de zararlı, hatta ölümcül olabilir. Sıvı miktarında “ne kadar çoksa o kadar iyi” mantığı geçerli değildir. “Ters yöndeki tehlike: Su Zehirlenmesi”dir. Birkaç saat içinde beş litreyi aşan tüketim su zehirlenmesine neden olabilir.
- Yaşlılar: Susuzluk hissi yaşla birlikte azalır. 75 yaşındaki bir kişi, gerçekten sıvı açığı varken bile susuzluk hissetmeyebilir.
- Diüretik kullananlar: İdrar söktürücüler, tanımı gereği vücuttan sıvı ve elektrolit atar. Fransa’daki 345 hastayı inceleyen bir çalışmada, diüretik kullanımı hastanede ölüm riskiyle ilişkili bulunmuştur.
- Tansiyon ilacı kullananlar: Sıcağın kendisi damarları genişletir. Bu, tansiyon düşürücü ilaçların etkisini beklenmedik ölçüde artırarak baş dönmesi, bayılma ve düşmelere yol açabilir.
- Kronik hastalığı olanlar ve çocuklar: Her ikisinde de sıvı dengesi daha dar bir aralıkta seyreder.
Önemli bir istisna:
Kalp yetmezliği ve bazı böbrek hastalıklarında hekimler sıvı alımını bilinçli olarak kısıtlar. Bu hastalarda “daha çok su iç” tavsiyesi zararlı olabilir. Kalp yetmezliği tanısı olan bireylerin günlük sıvı miktarını mutlaka kendi hekimleriyle belirlemesi gerekir.
Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye Beslenme Rehberi’ne göre günlük toplam sıvı alımı erkekler için 2.500 ml, kadınlar için 2.000 ml olarak önerilmektedir. Bu miktara çorba, süt, ayran, çay gibi tüm içecekler ve sebze-meyvedeki sular dahildir.
- Susamayı beklemeyin. Susuzluk, açığın erken değil geç habercisidir.
- Suyu güne yayın. Bir seferde yarım litre içmek yerine, saat başı bir bardak daha etkilidir.
- İdrar rengine bakın. Açık saman sarısı iyi; koyu sarı ve keskin kokulu idrar sıvı açığının en pratik göstergesidir.
- Yatağınızın başucuna bir bardak su koyun. Gece terlemesi fark edilmeyen bir kayıp nedenidir.
- Su oranı yüksek besinlerden yararlanın. Karpuz, salatalık, domates, marul, çorba gibi.
- Şekerli içeceklerle su ihtiyacınızı karşılamayın. Kalp sağlığı açısından koruyucu etki gösteren, sade suyun kendisidir.
- Sıcak saatlerde egzersizi erteleyin. 11.00-16.00 arası açık havada zorlayıcı aktiviteden kaçının.
- Tuz dengesine dikkat edin. Aşırı tuz vücut sıvı dengesini bozar; ancak yoğun terlemede tuz kaybı da olur.
Kalp-damar sağlığı söz konusu olduğunda su, tek başına bir çözüm değildir. Sigara, tansiyon, kolesterol, hareketsizlik ve obezite hâlâ önemli risk faktörleridir. Ancak son 20 yılın verileri, yeterli sıvı alımının bu listeye eklenmesi gereken, herkesin erişebildiği ve hiçbir maliyeti olmayan bir koruma katmanı sunduğunu göstermektedir.
Plazma hacmi, en son ve en az değişen büyüklüktür. Vücut onu doku sıvıları pahasına sabit tutmaya çalışır. Dolayısıyla kan hacminin düşmeye başlaması, savunmanın tükendiği anlamına gelir; nabız yükselir, kalbin her atımda pompaladığı hacim azalır. Deriye giden kanın kısılması ayrı bir tehlike yaratır. Vücut serinlemek için deriye kan göndermek zorundadır; susuzluk bu mekanizmayı zayıflattığı için sıcakta susuz kalan bir kişi hem kalbini zorlar hem de vücut ısısını düşürme yeteneğini kaybeder. Sıcak çarpmasında derinin kuru ve sıcak olması tam olarak bu yüzden kritik bir uyarı işaretidir.
Vücudun her organı aynı oranda su tutmuyor: Akciğerler % 83, böbrek ve kaslar % 79, beyin ve kalp % 73, karaciğer % 79, deri ise % 64 oranında sudan oluşur. Kemikler bile % 31 su içermektedir. Kanın sıvı kısmı olan plazmanın ise yaklaşık % 90’ı sudur.
Yağ dokusu, vücudun en az su tutan dokusudur. Bu yüzden vücut yağ oranı yükseldikçe toplam su oranı düştüğü için aynı miktardaki sıvı kaybı, yağ oranı yüksek bir kişide daha büyük bir açık yaratır. Yaşlılarda toplam vücut suyunun azalması da aynı nedenle önem taşır.




































