Morgan Stanley, hedeflerini beklenenden erken aşarak rekor kıran altın için uzun vadeli tahminlerini yukarı yönlü revize etti. Dev banka, zayıflayan dolar, rekor seviyedeki ABD kamu borcu riski ve merkez bankalarının artan fiziki alımlarıyla ons altının 2027 yılına kadar 5.000 dolar barajını aşacağını öngörüyor.
ABD merkezli yatırım bankası Morgan Stanley, dördüncü çeyrek hedefine beklenenden erken ulaşan spot altın için uzun vadeli fiyat tahminlerini yukarı yönlü revize etti. Banka, Amerikan Merkez Bankası'nın (Fed) faiz artırımı beklentilerinin zayıflaması, ABD dolarındaki gevşeme, merkez bankalarının güçlü rezerv alımları ve altın ETF’lerine yeniden başlayan fon girişlerinin fiyatları desteklemeye devam edeceğini belirtti.
Morgan Stanley analisti Amy Gower, altının dördüncü çeyrek için öngörülen ons başına 4.450 dolar seviyesine tahmin edilenden çok daha hızlı ulaştığını vurguladı. Gower, bankanın 2027 yılı için 5.000 doların üzerinde bir fiyat rotası öngördüğünü, ancak bu süreçte piyasada dalgalanmaların kaçınılmaz olduğunu ifade etti.
Spot altın, ABD Hazine Bakanlığının uzun vadeli tahvil geri alım operasyonlarını genişleteceğini açıklamasının ardından yükselişe geçerek ons başına 4.525,79 dolar seviyesine kadar tırmandı.
Fed'in faiz artış döngüsünü tamamladığına yönelik beklentiler, altına dayalı borsa yatırım fonlarına (ETF) olan talebi yeniden canlandırdı. Temmuz ve ağustos aylarında 70 tonluk net giriş kaydeden altın ETF'leri, önceki aylarda yaşanan sermaye çıkışlarını telafi etmeye başladı.
Resmi sektörün fiziki altın talebi de fiyat artışını destekleyen ana unsurlar arasında yer alıyor:
– Çin, 2026 yılında rezervlerine yaklaşık 60 ton altın ekleyerek 2023'ten bu yana en yüksek yıllık alımını gerçekleştirdi.
– Polonya, 82 tonluk yeni alımla toplam altın rezervini 632 tona çıkardı ve 700 tonluk uzun vadeli hedefine yaklaştı.
– Dünya Altın Konseyi verilerine göre, yılın ilk yarısında küresel altın talebi yıllık %2 artarak 2.522 tona yükseldi ve 380 milyar dolarlık rekor bir piyasa değerine ulaştı.
Morgan Stanley, altının uzun vadeli reel tahvil faizleriyle olan geleneksel ters korelasyonundan giderek koptuğuna dikkat çekiyor. ABD ulusal borcunun 40 trilyon dolar eşiğini aşması, yükselen bütçe açıkları ve borçlanma maliyetleri, yatırımcıların ilgisini reel faiz seviyelerinden ziyade mali sürdürülebilirlik risklerine kaydırdı.
Banka, Fed'in 2026 sonuna kadar faiz oranlarını sabit tutacağını tahmin ediyor. Gelecek enflasyon verileri piyasada kısa vadeli volatilite yaratabilecek olsa da yüksek kamu borçları ve kur krizlerine karşı altının küresel ölçekte en güvenilir değer koruma aracı olma niteliğini sürdürdüğü vurgulanıyor. 🟡








































