İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İletişim Başkanlığı'nda düzenlenen "Dijital Çağda Kamu İletişimi" programında yaptığı konuşmada, dijitalleşmenin kamu yönetimindeki etkilerini değerlendirmek, kamu iletişiminin geleceğine dair bir vizyon oluşturmak ve kamu kurumlarının dijital dönüşüm sürecini güçlendirmek için bir araya geldiklerini belirtti.
Büyük dönüşümlerin, insanın bilgiye, hakikate ve birbirleriyle kurduğu ilişkilerin değişimiyle başladığını ifade eden Duran, matbaanın icadının bilgiye erişimi dönüştürdüğünü, Sanayi Devrimi'nin üretim biçimlerini değiştirdiğini ve radyo ile televizyonun kitle iletişimini yeniden tanımladığını söyledi.
Bugün, dijital teknolojiler ve yapay zekanın iletişim araçlarıyla birlikte düşünme biçimlerini, karar alma süreçlerini ve kamu yönetiminin işleyişini yeniden şekillendirdiğini vurgulayan Duran, "İçinde bulunduğumuz dönem, ilk bakışta basit bir teknolojik yenilenme süreci gibi görünebilir; ancak gerçek böyle değildir. Çünkü bilgi, hakikat ve çevremizle olan ilişkimizi yeniden belirleyen tarihi bir dönüşümün içindeyiz. Bu köklü dönüşüm, devlet-vatandaş ilişkisini de değiştirmektedir." dedi.
Gelinen noktada devletlerin artık sadece fiziksel sınırlarını değil, dijital varlıklarını, bilgi güvenliğini ve hakikat alanlarını da korumak zorunda olduğunu belirten Duran, bu dönemde gücün ölçüsünün yalnızca ekonomik kapasite, askeri imkanlar veya teknolojik üstünlükle belirlenemeyeceğini ifade etti. Duran, asıl gücün doğru bilgiyi üretebilme, güvenilir bilgiye sahip olabilme ve toplumla güven esasına dayalı bir iletişim kurabilme yeteneği olduğunu söyledi.
Duran, bu nedenle kamu iletişiminin, günümüzde devlet yönetiminin tamamlayıcı unsurlarından biri haline geldiğini aktardı. İletişimin, stratejik olarak planlanıp uygulandığı kamu hizmetinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Duran, iletişimin devlet aklının topluma yansıması ve kamu vicdanının sesi olduğunu ifade etti.
İletişimin sağlıklı işlememesinin bilgi akışını bozacağını, dezenformasyon, manipülasyon ve malinformasyon gibi iletişim sorunlarına yol açabileceğini kaydeden Duran, bunun da vatandaşla kamu arasındaki güveni zedeleyeceğini vurguladı. Güven zedelenirse, kamu otoritesinin yara alacağını ve hakikat örselenirse dayanışmanın zayıflayacağını anlatan Duran, bu nedenle iletişimin, iletişim profesyonelleri, medya kuruluşları ve basın mensuplarının yanı sıra tüm kamu yöneticilerinin ortak sorumluluğu olduğunu dile getirdi.
Vatandaşların kamu hizmetlerini yalnızca hizmet binalarında değil, dijital platformlarda da deneyimlediğini belirten Duran, sözlerine şöyle devam etti:
"2026 yılı dijital medya kullanım verilerine göre Türkiye'de yaklaşık 62,3 milyon aktif sosyal medya kullanıcısı bulunmaktadır. Bu sayı, toplam nüfusumuzun yüzde 70,9'una karşılık gelmektedir. Hal böyleyken, kamu yönetimi açısından vatandaşla iletişimi tek bir mecra ile sınırlı tutmamız düşünülemez. Kamu yöneticileri olarak, vatandaşımızın olduğu her alanda, her platformda bulunmalı ve iletişim kanallarını açık tutmalıyız. Ayrıca, bir kamu kurumunun sosyal medya hesabının işlevi sadece yapılan duyuruyla sınırlı olamaz; o hesap, vatandaşın devleti gördüğü bir penceredir. Hamdolsun Türkiye, birçok alanda olduğu gibi iletişim alanında da çehresini yenilemiş ve geliştirmiştir. Artık bir vatandaşımız, devletiyle istediği an iletişim kurabilir hale gelmiştir."
Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın da ifade ettiği gibi, "Toplumun bir kesiminin kendisini öz yurdunda garip hissettiği dönemlerden, siyasetin ve kamu idaresinin vatandaşla göz hizasında iletişim kurduğu bir olgunluk seviyesine ulaştık." diyen Duran, bu olumlu tabloyu korumanın ve geliştirmek için sorumluluk taşıdıklarını belirtti. Türkiye Yüzyılı vizyonu için güven üreten kurumlar, etkin kamu yönetimi ve vatandaş odaklı hizmet anlayışını esas aldıkları ifade etti.
Duran, dijitalleşmenin kamu yönetimi açısından büyük fırsatlar sunduğunu ancak bu fırsatların büyük sorumluluklar da getirdiğini vurguladı. Bilginin artık saniyeler içinde milyonlarca insana ulaşabildiğini belirten Duran, aynı hızın yanlış bilgilerin, manipülasyonların ve dezenformasyon faaliyetlerinin de yayılmasına yol açtığını ifade etti. Özellikle yapay zeka teknolojilerindeki gelişmelerin iletişim ekosistemini yeni bir aşamaya taşıdığını kaydeden Duran, gerçeğinden ayırt edilmesi güç görüntüler ve algoritmalar tarafından yönlendirilen bilgi akışlarının iletişim alanındaki en büyük sorunlar haline geldiğini söyledi.
2025 yılı Küresel Risk Raporu'nda dezenformasyonun en önemli kısa vadeli küresel risklerden biri olarak gösterildiğini belirten Duran, 2027'de dezenformasyonun en büyük küresel risklerden biri haline gelebileceğini aktardı. Dezenformasyonun, ekonomik istikrarı hedef alan, toplumsal kutuplaşmayı derinleştiren ve devlet ile millet arasındaki güven bağını zayıflatmayı amaçlayan organize faaliyetlere dönüşebileceğini belirten Duran, bu sorunların önüne geçmenin doğru bilgi üretmekle ve hakikati korumakla mümkün olduğunu söyledi.
Hakikatin korunmasının yalnızca teknik tedbirlerle olmayacağını vurgulayan Duran, "Güçlü bir kurumsal yapılanma gerektirir. Çok yönlü ve şeffaf bir yönetim anlayışıyla mümkündür. Vatandaşın güvenini önceleyen bir kamu kültürüyle sağlanabilir. En önemlisi, ancak samimi bir iletişim anlayışıyla mümkündür." dedi.
Bugün tanıtımı gerçekleştirilen "Mülki İdare Amirlerine Yönelik Sosyal Medya Rehberi"nin kamu kültürüne katkı sunmak amacıyla hazırlandığını belirten Duran, bu rehberin sosyal medya kullanımına dair hem teknik tavsiyeler sunduğunu hem de kamu yönetiminin dijital çağda ihtiyaç duyduğu ortak iletişim kültürünü ortaya koyduğunu ifade etti.
Tarihsel süreklilik içerisinde biriken devlet aklının ve kamu yönetimi anlayışının ortak değerlerini koruyarak geniş bir perspektif sunduğunu belirten Duran, "Karşı karşıya kaldığımız risklerin ne olduğunu, olası sonuçlarını ve alınabilecek önlemleri tartışarak hepimiz için risk iletişimini anlaşılır kılmaktadır. Kurumlara duyulan güveni korurken gereksiz panik oluşturmak ya da önemli bir konuda kayıtsız kalmak, gerçeği ıskalamak anlamına gelir. Burada bir denge kurulması gerekiyor." dedi. Rehberin önemle ele aldığı başlıklardan birinin de risk iletişimiyle beraber okunması gereken kriz iletişimi olduğunu vurguladı. Duran, "Kriz zamanları, kurumların yalnızca operasyonel kapasitesini değil, iletişim kapasitesini de sınayan dönemlerdir. Bilgi boşluğu oluştuğunda, o boşluk çoğu zaman hakikatle değil söylentiyle, dezenformasyonla doldurulur. Bu nedenle kriz iletişiminde en önemli ilke, hiç boşluk bırakmadan, doğru bilgiyi, doğru zamanda ve doğru üslupla vatandaşımıza ulaştırmaktır." dedi.
Duran, "İnanıyorum ki bugün kamuoyunun istifadesine sunduğumuz bu rehber, mülki idare amirlerimizin başvuru kaynağı haline gelecektir. Bunun yanı sıra kamu yönetimimizde ortak iletişim kültürünün gelişmesine önemli katkılar sağlayacaktır." değerlendirmesini yaptı.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak vatandaşlarla devlet arasında sağlıklı iletişimi güçlendirecek çalışmalara devam ettiklerini belirten Duran, İçişleri Bakanlığı başta olmak üzere ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşlarla güçlü bir koordinasyon içinde hareket ettiklerini, stratejik iletişim kapasitesini güçlendirecek ortak projeleri, eğitim programlarını ve rehber çalışmalarını hayata geçirdiklerini söyledi.
Duran, bu doğrultuda CİMER aracılığıyla vatandaşların talep, görüş ve önerilerini kamu yönetimine doğrudan ulaştırabilecekleri güçlü bir katılım mekanizması oluşturduklarını, bunu etkili bir şekilde işleterek devlet ile millet arasındaki iletişim kanallarını daha etkin hale getirdiklerini belirtti.
Duran, "Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz aracılığıyla dijital platformlarda yayılan yanlış ve yanıltıcı bilgileri yakından takip ediyor, kamuoyunu doğrulanmış bilgilerle buluşturmanın mücadelesini veriyoruz." dedi.



































