Filistin Duvar ve Yerleşim Direnişi Komisyonu tarafından yayımlanan raporda, İsrail ordusunun Batı Şeria'daki beldeler arasında kurduğu askeri kontrol noktaları ve demir kapıların, Filistinlilerin günlük yaşamını olumsuz etkilediği, hareket özgürlüğünü kısıtladığı ve topraklarına erişimi giderek zorlaştırdığı belirtildi.
Raporda, Batı Şeria'nın şehir ve beldelerinin girişlerindeki kontrol noktaları, demir kapılar, toprak setler ve hendeklerin artmasıyla, Filistinlilerin yerleşim alanları arasındaki coğrafi bağlantının "denetlenen güzergahlardan oluşan bir ağa" dönüştüğü ifade edildi. Bu sistemin Batı Şeria'yı, istenildiğinde birbirine bağlanabilen, ayrılabilen veya kapatılabilen "kantonlara" ve kuşatılmış bölgelere ayırdığı kaydedildi.
Askeri kontrol noktalarının yalnızca geçişi engellemekle kalmadığına, aynı zamanda işe, eğitime, sağlık hizmetlerine, tarım arazilerine ve hizmet merkezlerine erişimi denetleme aracı olarak da kullanıldığına dikkat çekildi. Bu durumun, Filistinlilerin günlük yaşamının maliyetini artırdığı, hareket ve yerleşme imkanlarını daralttığı, halkın günlük hayatını sürdürmesini zorlaştıran baskıcı bir ortam oluşturduğu aktarıldı.
İsrail'in son iki ayda kurduğu yeni askeri kontrol noktaları ve demir kapıların eklenmesiyle, Batı Şeria'daki kontrol noktaları, kapanan noktalar ve engellerin sayısının 942'ye ulaştığı vurgulandı. Bu noktaların 824'ü sabit kontrol ve kapatma noktaları, 118'i ise toprak set, hendek ve yol bariyerlerinden oluşan engellerden oluşmaktadır.
Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi'nin (OCHA) verilerine göre, söz konusu engellerin toplam uzunluğu yaklaşık 107,7 kilometreyi buluyor. Raporda sayıların öneminin yalnızca büyüklüklerinden değil, engellerin coğrafi dağılımından da kaynaklandığı vurgulandı. Yollar ve yerleşim yerleri girişlerindeki kapılar ile kapatma noktalarının, Filistinlilerin yaşadığı alanları kuşatılmış ve parçalanmış hale getirdiği ifade edildi.
Kapatma sisteminin, ulaşımı kısıtlamanın ötesine geçerek Filistin coğrafyasını yeniden şekillendirdiğine dikkat çekildi. Sistemin yerleşim yerleri arasındaki bağlantıyı azalttığı, yerleşimlerin birbirinden tecrit edilmesini derinleştirdiği ve Filistinlilerin toprakları ile yaşam merkezleri arasındaki bağlantısının zayıfladığı ekonomik ve sosyal koşullar dayattığı aktarıldı.
Sabit kontrol ve kapatma noktalarının bölgelere göre dağılımında 221 noktayla El Halil ilk sırada yer aldı. El Halil'i 160 noktayla Ramallah ve el-Bire kenti, 120 noktayla Nablus, 78 noktayla Beytüllahim, 62 noktayla Kudüs, 41 noktayla Kalkilya, 40 noktayla Selfit, 27 noktayla Eriha ve Ağvar, 26'şar noktayla Cenin ve Tulkerim, 23 noktayla Tubas izledi.
Bu dağılımın yalnızca sayısal yoğunluğu göstermediği, aynı zamanda Filistin kırsalını şehir merkezleri ve temel hizmetlerin sağlandığı yerlere bağlayan yolların kesişme noktalarına ve yerleşim yerlerinin girişlerine konulan kontrol noktaları ağına işaret ettiği kaydedildi. Son iki ayda 13 yeni kapı ve sabit kontrol noktasının oluşturulduğu, bunlardan 10'unun Cenin'de bulunduğu ve böylece kentteki sabit noktaların sayısının 16'dan 26'ya yükseldiği belirtildi.
Raporda, son dönemdeki dikkat çekici gelişmenin, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin, askeri kontrol noktalarından yararlanmanın yanı sıra Filistin bölgelerinde kendilerine sabit kapatma araçları kurmaya başlaması olduğu vurgulandı. Fanatik İsraillilerin, Kefr Nime arazisindeki Vadi Hamad bölgesine erişimi denetlemek amacıyla demir kapı kurduğu, Ümmü Safa'nın doğusunda Filistinli bir ailenin evine giden yola yerleştirilen başka bir kapının da aile üyelerinin geçişini kısıtlamak için kullanıldığı bildirildi.
Kapıların sayısının öneminin vurgulandığı raporda, İsraillilerin yolu denetleme ve kimin ne zaman geçeceğini belirleme işlemini üstlenmesi tehlikesine karşı uyarıda bulunuldu. Gaspçı İsraillilerin saldırılarının, Filistinlilere, topraklarına veya mülklerine yönelik anlık eylemlerden "kalıcı coğrafi durumlar oluşturmaya doğru değiştiği" tehlikesine dikkat çekildi. Kapıların sürekli kapalı kalmasa bile, bu kapıların varlığının, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin Filistinli arazi sahiplerinin hareketini "fiilen denetlemesine imkan verdiği" aktarıldı.
Kontrol noktaları ve diğer kapatma araçlarının kademeli olarak artmadığı, gerilim dönemleri ve hareket üzerindeki denetimin yeniden düzenlenmesiyle bağlantılı dalgalar halinde genişlediği bildirildi. İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan kontrol ve kapatma noktalarının sayısının son 20 yılın en yüksek seviyesinde olduğu kaydedildi. İkinci İntifada'nın yaşandığı 2003'te, uluslararası kuruluşların 464'ü toprak set olmak üzere 757 kontrol noktası ve engel belgelediği hatırlatıldı. Kontrol noktaları ve engellerin sayısının 2008'de 630, 2018'de ise 705 olarak kayda geçtiği bildirildi.
Mart 2024'te 793 olan kontrol noktası ve engel sayısının Aralık 2025'te 925'e çıktığına dikkat çekildi. İsrail makamlarının, askerlerin varlığına dayalı bir sistemden vazgeçerek kapatmalar, kameralar ve Filistinlilerin varlığını hedef alan yoğun bir gözetim sistemini benimsediği ifade edildi. Raporda, bariyerler ve kapıların artık sistemin yaklaşık yüzde 62'sini oluşturduğu, 20 yıl önce ise bu oranın yalnızca yüzde 17 olduğu hatırlatıldı.
İsrail'in kaldırılabilir ve geçici nitelikteki toprak setlerden istenildiğinde devreye konup kısa sürede kapatılabilen daha kalıcı kontrol noktaları ve kapılardan oluşan bir ağ sistemine geçtiği belirtildi. Mevcut değişimin, hareket özgürlüğü üzerindeki denetimin Batı Şeria'nın coğrafi yapısının kalıcı bir parçası haline geldiği kaydedildi. Askeri denetim sistemiyle gaspçı İsraillilerin sahadaki yayılması arasındaki ilişkinin giderek arttığı vurgulandı. Askeri kontrol noktaları ile İsrailli yerleşimcilerin kurduğu kapıların, Filistinlilerin hareket alanını daralttığı ifade edildi.
Belde girişlerinde ve yerleşimleri birbirine bağlayan yollarda bu tür noktaların çoğalmasının, Filistin coğrafyasını kısa sürede birbirinden kopuk küçük bölgelere ayırabileceği belirtildi. Raporda, işe, hastaneye, okula veya tarım arazisine ulaşımın her an değiştirilebilecek askeri kararlara bağlı hale geldiği kaydedildi.









































