Marmara Denizi'nde Yalova açıklarında 10 Ekim 2026 tarihinde saat 19:08'de 3,5 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. AFAD verilerine göre, depremin derinliği 7,96 kilometre olarak ölçüldü. Bu sarsıntı, İstanbul'un bazı ilçelerinde de hissedildi.
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, depremin Büyük Marmara veya Adalar Fayı üzerinde gerçekleşmediğini, aksine 1999 Gölcük depremi sonrası oluşan ikincil fay kollarından kaynaklandığını ifade etti. Bu tali fayların, yaklaşık 1 kilometrekarelik küçük bir fay düzleminde meydana gelen kırılmalarla oluştuğunu belirtti.
Üşümezsoy, bu tali fayların büyük bir deprem üretme riskinin bulunmadığını, en fazla 5 büyüklüğünde depremler yaşanabileceğini vurguladı. Küçük fay kollarındaki hareketliliğin, ana fay hattındaki kırılmalarla aynı ölçekte değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
İstanbul'da hissedilen sarsıntının, bölgedeki fay geometrisiyle ilişkili olduğunu belirten Üşümezsoy, kuzeye, Tuzla yönüne doğru uzanan verev nitelikte ikincil fay kollarının bu durumu etkilediğini ifade etti.
Adalar Fayı hakkında daha önce dile getirdiği görüşünü yineleyen Üşümezsoy, bu fay üzerinde büyük bir deprem beklenmesinin bilimsel bir temeli bulunmadığını, Adalar Fayı'nın "ölü bir fay" olduğunu belirtti. Adalar çevresinde meydana gelen sarsıntıların, ana fay hattından değil, bu hattı kuzey yönünde kesen daha küçük ikincil faylardan kaynaklandığını ileri sürdü.
1999 Gölcük depreminde ana fay hattının kırılmasıyla biriken stresin büyük ölçüde boşaldığını, ancak bu stresin bir bölümünün çevredeki ikincil fay kollarına aktarıldığını belirten Üşümezsoy, bu nedenle tali faylarda zaman zaman küçük ölçekli kırılmaların meydana gelebileceğini ifade etti. Yalova açıklarında kaydedilen 3,5 büyüklüğündeki son depremi de bu süreçle ilişkilendirdi ve sarsıntının büyük Marmara depremiyle doğrudan bağlantılı olmadığını savundu.












































